Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilcinskas, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ile Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen'in katılımıyla Ticaret Bakanlığında düzenlenen 'Ürün Güvenliği Haftası Açılış Konferansı'nda önemli açıklamalarda bulundu.
Dijital Çağda Ürün Güvenliği Vurgusu
Ürün güvenliği konusunda ilgili bakanlıklarla işbirliklerine değinen Bolat, bu yılki Ürün Güvenliği Haftası'nın temasının 'Dijital Çağda Ürün Güvenliği' olarak belirlendiğini söyledi. Dünya ticaretinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Bakan, bu dönüşümün yalnızca uluslararası ticaret kurallarını değil, teknoloji ve iklim değişikliğine bağlı kaygılar sonucunda geleneksel üretim süreçlerini de değiştirdiğini ifade etti.
Yeşil ve dijital dönüşümün üretimden ticarete, ulaşımdan bağlantısallığa kadar hayatın ve ticaretin her safhasını derinden etkilediğine işaret eden Bolat, 'Dijitalleşme sürecinin ürün güvenliğine önemli yansımaları var. Birinci değişiklik, bizzat ürünlerin dijitalleşme ile değişmesi olarak karşımıza çıkıyor. Yapay zeka sisteminin üretim süreçlerine ve ürünlere entegre olmasıyla akıllı ürünler hayatımıza giriyor. Sanal asistanlar birçok alanda bizlere yardımcı oluyor. Dijitalleşmenin sürece dahil olması, ürün güvenliği tanımını da kökten değiştiriyor. Böylece dijitalleşme, yazılımlardaki güvenlik açıklarını veya nesnelerin internetinde yaşanan arızaları içerecek şekilde ürün güvenliği kavramını etkilemektedir' dedi.
TAREKS Başvurularında Yüzde 30 Artış
Güvenlik paradigmasının yazılım hataları, güncellemeler sonucu ortaya çıkabilecek sorunlar, ihlaller, otonom cihaz arızaları ve siber güvenlik gibi riskleri içermek zorunda olduğunu dile getiren Bolat, bu değişiklikle uygunluk değerlendirme süreçlerinde de dönüşüm yaşandığını anlattı. Ürün güvenliği teyidinin tedarik zincirlerinin daha etkin izlenebilirliğini sağlama gerekliliğini ortaya çıkardığına dikkat çeken Bolat, 'Dijital ürün pasaportu kavramı, ürün güvenliği açısından ürünlerdeki uygunluğu takip etmek için çok önemli bir araç olarak gündemimizde yer alıyor. Dijital ürün pasaportu, sürdürülebilirlik ve döngüsellik hedefleri doğrultusunda ürün zincirinin tüm aşamalarının şeffaf ve izlenebilir hale gelmesini sağlıyor' diye konuştu.
Dijitalleşmeyle e-ticaretin hızla büyüdüğünü vurgulayan Bolat, Bakanlık olarak ithalatta ürün güvenliği denetiminden sorumlu olduklarını belirterek 2011 yılında devreye alınan Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS) hakkında bilgi verdi. TAREKS'in geçen yıl başında yenilendiğini ve yapay zeka destekli yeni yapının kurulduğunu belirten Bolat, şu bilgileri paylaştı: 'TAREKS'te kayıt ve yetkilendirme prosedürlerinin evrak yükünden arındırılmasıyla kolaylık sağlandı. Atılan dijitalleşme adımlarıyla TAREKS'te kayıtlı aktif firma sayımız yüzde 8 artışla 130 bine, aktif kullanıcı sayımız yüzde 48 artışla 32 bine yükseldi. Sanayi ürünlerinin ithalatı için TAREKS'e yapılan başvuru sayısı, 2025 yılının ocak-mart döneminde 1 milyon iken bu yılın aynı döneminde yüzde 30 artışla 1,3 milyona ulaştı. TAREKS, günlük ortalama 20 bin başvuruyu risk analizi sürecinden başarıyla geçirmekte ve kesintisiz hizmet vermektedir.'
e-İthalatta Güvensiz Ürün Oranı Yüzde 81
e-Ticarette ürün güvenliği konusunda birçok ülkenin harekete geçtiğini anlatan Bolat, Türkiye'nin gerekli adımları atan ilk ülkelerden olduğunu söyledi. Ülkede e-ticaretin hızlı yükseldiğini, geçen yıl hacminin yaklaşık 4,6 trilyon liraya, işlem sayısının da yaklaşık 6 milyara ulaştığını belirtti. Bu hızlı büyümenin, ürün güvenliği alanında dijital dönüşümü ilke edinen yeni nesil denetim yaklaşımlarını gerekli hale getirdiğini vurgulayan Bolat, bu denetimler için gerekli mevzuatları hazırlayarak yürürlüğe aldıklarını söyledi.
Tüketicilerin artık internette ürünlerin güvenlik uyarılarını, uygunluk işaretlerini, imalatçı-ithalatçı bilgilerini rahatça görebildiklerine dikkat çeken Bolat, 'Mevzuat ile yurt dışı kaynaklı internet sitelerinden doğrudan ülkemize satışa sunulan ürünler için Türkiye'de yerleşik bir iktisadi işletme bulundurmaları zorunlu hale getirildi. Ayrıca e-ticaret platformlarının ürün güvenliği temas noktası belirlemeleri zorunlu tutuldu. Vatandaşlarımız bu temas noktaları aracılığıyla ürün güvenliği ile ilgili bildirim ve şikayetlerini doğrudan platformlara iletebiliyor ve güvensiz, mevzuata aykırı ilanlar tespit edildiği anda bildirimi takiben en geç 24 saat içinde yayından kaldırmak zorundalar' şeklinde konuştu.
e-İthalat kapsamında ülkeye giren paketlerin ürün güvenliği ve tüketicinin korunması kriterlerine uygunluğunun ilgili bakanlıklarla işbirliğiyle birçok farklı noktada incelendiğini anlatan Bolat, laboratuvar sonuçlarının çarpıcı bir tabloyu ortaya koyduğuna dikkat çekti. Analizde yüzde 81 gibi yüksek oranda güvensiz ürün tespit edildiğini, ürünlerin sağlık ve güvenlik kriterlerine 10 ile 40 kat arasında değişen oranlarda uymadıklarının anlaşıldığını dile getiren Bolat, bu gelişme üzerine 1 Şubat 2026'dan geçerli olmak üzere yurt dışı e-ticaret platformları üzerinden e-ithalat adı altında yapılan basitleştirilmiş gümrük beyannamesi uygulamasının belirli istisnalar dışında durdurulduğunu söyledi. Numuneler, kitaplar, ilaçlar ve takviye edici gıdalar ile sensör ve manyetik kart gibi kritik bilişim parçalarının bu kısıtlamadan muaf tutulduğunu belirten Bolat, diğer ürünlerin ancak normal ithalat yoluyla ve yerli ürünlerle aynı denetimlerden geçerek ticarete konu olabileceğini ifade etti.
Taksonomi Belgesi ve e-PGD ile Dijital Denetim
Bolat, e-ticarette ürün güvenliğini artırmak için yeni projeler hayata geçirdiklerini, satıcılar için 'Taksonomi Belgesi' hazırladıklarını belirterek, 'Satıcıların ilanlarını mevzuata uygun hazırlayabilmeleri için bir rehber niteliğinde olan bu belge, her ilanda yer alması gereken bilgileri içeriyor. Amacımız, satıcılar için netlik, tüketiciler için doğru bilgidir' dedi. Dijital denetim süreçlerine ilişkin e-PGD Sistemi hakkında bilgi veren Bolat, 'Piyasa gözetim ve denetim kuruluşlarımıza veri temelli ve hızlı karar alma kapasitesi kazandıran e-PGD Sistemi ile yapay zeka destekli metin ve görsel analizi yaparak güvensiz ürünleri tespit edeceğiz. Güvenli Ürün, Güvenli Gelecek vizyonumuzla pilot testlerini tamamladığımız bu sistemi çok yakında açacağız. TAREKS ve PGD-BİS verilerinden yararlanan bu sistem sayesinde riskli ürünler doğrudan denetçilerin önüne düşecek' diye konuştu.
Dijital Ürün Pasaportu Çalışmaları Sürüyor
Bolat, dijital dönüşümün mevzuata entegrasyonu kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile işbirliği içinde 'Eko-tasarım Gereklilikleri Tüzüğü'nü uyumlaştırdıklarını anlattı. Sürdürülebilir ürünler için kritik önemdeki 'Dijital Ürün Pasaportu' mekanizması üzerindeki çalışmaların devam ettiğini belirten Bolat, Genel Ürün Güvenliği Tüzüğü'nün de uyumlaştırılma sürecinde olduğunu söyledi. Bu süreçlerde AB Komisyonu ile kurulan dijital diyalog sürecinin etkin kullanıldığını ifade eden Bolat, 'Nihai amacımız, inovasyonu devam ettirmek ve ülkemiz ürünlerinin rekabetçiliğini korurken veri egemenliğini ve siber güvenliği sağlamaktır' dedi.
AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Vilcinskas: Türkiye'nin e-Ticaret Pazar Yerleri Ciddi Büyüme Sergiledi
AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilcinskas da sürdürülebilir ürünler için ilgili düzenlemeleri devreye aldıklarını belirterek, Türkiye'de olduğu gibi dijital ürün pasaportu mekanizması üzerinde çalıştıklarını söyledi. Özellikle tekstil, elektronik ve demir-çelik gibi sektörlerde ürünün tüm yaşam döngüsünü takip etmenin stratejik öncelik haline geldiğine dikkat çeken Vilcinskas, 'Türkiye'nin e-ticaret pazar yerleri son yıllarda ciddi bir büyüme sergiledi. Bu hızlı değişim, piyasa düzenlemelerini daha kritik hale getirdi. Türkiye'nin bu etkinliği düzenlemesi ve üst düzey temsil, tüketici güvenliğine verilen önemin somut bir göstergesidir' ifadelerini kullandı.



