Hürmüz Boğazı Krizi Küresel Enerji Piyasalarını Altüst Ediyor
İran'a yönelik 28 Şubat'ta başlatılan ABD-İsrail savaşı, dünya enerji piyasalarında ciddi bir sarsıntıya yol açtı. İran'ın dünya petrol ve doğalgaz ticaretinin beşte birinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı'nı kapatması, hem derin bir enerji krizini tetikledi hem de ABD-İsrail ittifakının hava saldırıları dışındaki seçeneklerinin ne kadar kısıtlı olduğunu gözler önüne serdi.
Petrol Fiyatlarındaki Şok Artış ve ABD'deki Tepkiler
Uluslararası petrol fiyatları, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık üçte bir oranında artış göstererek varil başına 100 dolar seviyesine yaklaştı. ABD'de ise benzin fiyatları yüzde 17'lik bir sıçrama ile galon başına ortalama 3,50 dolara yükseldi. Bu rakam, ülkede 2024 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviye olarak tarihe geçti. Washington'da Başkan Donald Trump ve danışmanları, artan enerji maliyetlerinin iç politikada yaratabileceği olumsuz tepkileri hafifletmek amacıyla çeşitli seçenekleri masaya yatırıyor.
Boğaz Açılmadan Fiyatları Düşürmenin Zorluğu
New York Times'ın (NYT) yayınladığı kapsamlı analize göre, ABD'nin petrol fiyatlarını kalıcı olarak düşürmek için Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması dışında elinde çok fazla seçenek bulunmuyor. Analizde, değerlendirilen öneriler arasında şunlar yer alıyor:
- Stratejik petrol rezervlerinin piyasaya sürülmesi
- Benzin üzerindeki federal vergilerin geçici olarak kaldırılması
- ABD'nin petrol ihracatının sınırlandırılması
Ancak enerji piyasası uzmanları, bu tür önlemlerin yalnızca sınırlı ve kısa vadeli bir rahatlama sağlayabileceğine dikkat çekiyor. Analizde, "ABD'nin stratejik petrol rezervinde yaklaşık 415 milyon varil ham petrol bulunuyor. Bu stok günlük 4,4 milyon varil seviyesinde piyasaya verilebiliyor. Ancak savaş öncesinde Hürmüz'den günde yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü taşındığı düşünüldüğünde, bu miktarın kaybı telafi etmekten uzak" ifadelerine yer verildi. Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiği normale dönmeden fiyatlarda kalıcı bir düşüş beklemek gerçekçi görünmüyor.
Rus Petrollerine Yönelik Yaptırımların Gevşetilmesi Tartışması
NYT analizine göre, ABD'nin petrol ihracatını kısıtlaması da tartışmalı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Böyle bir adımın kısa vadede iç piyasada fiyatları düşürebileceği, ancak Avrupa ve Latin Amerika gibi ABD petrolüne bağımlı ülkelerde ciddi arz sorunları yaratabileceği ve küresel enerji piyasasında daha büyük dalgalanmalara yol açabileceği belirtiliyor. Washington'un değerlendirdiği bir diğer seçenek ise Rus petrolüne yönelik yaptırımların gevşetilmesi. Bu sayede piyasaya ek arz sağlanabileceği düşünülse de, bu adımın da siyasi açıdan oldukça tartışmalı olduğu vurgulanıyor.
Varil Fiyatının 135 Dolara Çıkma Riski ve Küresel Etkiler
Analizde, boğazın uzun süre kapalı kalması halinde petrol fiyatlarının varil başına 135 dolara kadar çıkabileceği ve böyle bir senaryonun küresel ekonomide yeni bir enflasyon dalgasını tetikleyebileceğinin altı çiziliyor. Sonuç olarak Washington'un elindeki araçların sınırlı olduğu, stratejik rezervlerin kullanılması, vergi indirimleri veya ihracat kısıtlamaları gibi adımların kısa vadeli rahatlama sağlayabileceği ancak enerji piyasalarında gerçek bir normalleşme için kritik şartın değişmediği vurgulanıyor: Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının yeniden başlaması.
Savaşın Tetiklediği Açlık Riski ve Gübre Krizi
Ortadoğu'daki savaşın etkileri enerji piyasalarıyla sınırlı değil. New York Times gazetesi, dünyanın en büyük üreticileri olan Körfez ülkelerinin aynı zamanda dünyanın en önemli gübre üreticileri olduğuna dikkat çekti. Körfez ülkelerinde petrokimyasal gübreler üretiliyor. Gübre fabrikalarında savaş nedeniyle üretim durmasa da, üretilen gübreler Hürmüz Boğazı'ndan yük gemileri geçemediği için ihraç edilemiyor. Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin bir süre daha kapalı kalması halinde gübre fiyatlarının artacağı, bu artışın çiftçilerin gübre kullanımını sınırlamasına neden olabileceği belirtiliyor. Bu durumda dünya gıda arzının azalabileceği ve gıda fiyatlarının daha da pahalı hale gelebileceği konusunda uyarılar yapılıyor. Bölgede İran'ın yanı sıra Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn önemli gübre üreticileri konumunda.
Trump'ın Çelişkili Açıklamaları ve Kafa Karışıklığı
ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik başlatılan savaşın 12'nci gününde, bir saat içinde yaptığı 3 farklı açıklama ile adeta bir kafa karışıklığı yarattı. Pazartesi günü önce CNN'e açıklama yapan Trump, "Savaşın büyük oranda son bulduğuna inandığını" söyledi. Bu açıklama, petrol varil fiyatını bir anda 88 dolara indirdi. Kısa süre sonra Florida'daki konutuna ulaşan Trump, burada Cumhuriyetçi Parti destekçilerine yaptığı konuşmada, "Düşmanı tamamen yenilgiye uğratmadan savaş sona ermeyecek" dedi. Florida'da gerçekleştirdiği basın toplantısında ise kendisini yalanlayan bir tutum sergileyen Trump, bir yandan "Savaş yakında sona erecek" derken, diğer yandan Savunma Bakanı Pete Hegseht'in "Savaşın henüz başındayız" şeklindeki açıklamalarını destekledi. Trump'ın bu çelişkili açıklamaları, yaklaşık bir saat içinde yapması nedeniyle bocaladığı yorumlarına sebep oldu.
"Kaçış Noktası Bırak" Tavsiyesi ve Diplomatik Süreç İhtimali
Trump'ın birbirinden farklı açıklamalarına rağmen İran ve müttefik grupların saldırıları devam ediyor. Çatışmanın bölgesel ve ekonomik etkileri giderek büyüyor. Körfez'deki gerilim nedeniyle petrol fiyatları kısa sürede 100 doların üzerine çıktı ve küresel piyasalarda büyük dalgalanmalar yaşandı. Bu nedenle bazı analistler, Washington'un savaşı daha fazla büyütmeden sonlandırması gerektiğini savunuyor. Uzmanlara göre Trump yönetimi için en gerçekçi senaryo, askeri operasyonların belirli hedeflere ulaştığını ilan ederek diplomatik bir süreç başlatmak. Böyle bir adım hem ABD'nin geri çekilmesini kolaylaştırabilir hem de İran'la doğrudan bir müzakere sürecinin kapısını aralayabilir. Nitekim Trump, dün öğlen saatlerinde yaptığı açıklamada, "İran ile konuşabilirim" ifadelerini kullandı.
Aramco'dan "Felaket" Uyarısı ve Mayın Panik
Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Aramco'nun CEO'su Amin Nasser, İran savaşının Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılığı aksatmaya devam etmesi durumunda bunun küresel petrol piyasaları için "felaket sonuçlar" doğuracağını açıkladı. Nasser, bu aksaklığın sadece taşımacılık ve sigorta sektörlerini altüst etmekle kalmayacağını, aynı zamanda havacılık, tarım, otomotiv ve diğer endüstriler üzerinde de dramatik domino etkileri olacağını belirtti. Suudi Aramco CEO'su, küresel petrol stoklarının son beş yılın en düşük seviyesinde olduğunu ve bu kriz nedeniyle stoklardan daha hızlı çekim yapılacağını vurguladı.
Diğer yandan, CNN'in konuya ilişkin istihbarat raporlarına aşina olan iki kişiye dayandırdığı haberinde, İran'ın Hürmüz Boğazı'na mayın döşemeye başladığı iddia edildi. Mayınlamanın henüz yaygın olmadığını öne süren kaynaklar, İran tarafından boğaza "son günlerde birkaç düzine mayın döşendiğini" ileri sürdü. İran'ın boğaza yüzlerce mayın döşeyebilme kapasitesine sahip olduğu bildiriliyor. Artan endişelere ilişkin paylaşımda bulunan ABD Başkanı Trump, "Eğer İran Hürmüz Boğazı'na herhangi bir mayın döşediyse ve elimizde bununla ilgili hiçbir rapor yoksa, bunların derhal kaldırılmasını istiyoruz. Herhangi bir nedenle mayın döşenmişse ve derhal kaldırılmazsa, İran için askeri sonuçlar daha önce hiç görülmemiş bir seviyede olacak" ifadesini kullandı. Trump ayrıca birkaç saat içinde 10 mayın döşeme botunu imha ettiklerini iddia etti.



