Antalya'nın Serik ilçesinde yaşanan ve tüyleri ürperten bir çifte cinayet, bir ailenin trajik sonunu gözler önüne serdi. 4 Ocak 2026 tarihinde, Orta Mahalle'deki iki katlı bir evin birinci katında, anne ve henüz 7 yaşındaki kızı bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu.
Olayın Ürpertici Detayları ve Şüphelinin Kaçışı
Olay, komşuların sabah saatlerinde evin kapısının açık olduğunu fark etmesi ve durumu 112 Acil Servis'e bildirmesiyle ortaya çıktı. Olay yerine intikal eden polis ve sağlık ekipleri, 41 yaşındaki Songül Canatan ile ilkokul 1. sınıfa giden kızı Sena Canatan'ın hayatını kaybettiğini tespit etti. İncelemeler, anne ve kızın boğazlarının kesildiğini gösterdi.
Şüphe, hemen bir otelde güvenlik görevlisi olarak çalışan baba Zübeyir Canatan'ın üzerine yoğunlaştı. İddialara göre, çift arasında akşam saatlerinde bilinmeyen bir nedenle çıkan tartışma kısa sürede şiddetli bir kavgaya dönüştü. Zübeyir Canatan'ın cinnet getirerek önce eşini, ardından küçük kızını bıçakladığı öne sürüldü.
Cinayetlerin ardından Zübeyir Canatan'ın, şehirlerarası bir otobüsle memleketi Ankara'ya gittiği ve orada bir karakola giderek kendini polise teslim ettiği öğrenildi.
Komşuların Şaşkınlığı: "Hiçbir Şey Duymadık"
Olayın en çarpıcı yanlarından biri, komşuların olay anına dair hiçbir ses duymamış olması. Ev sahibi Şaban Bülüç, ailenin 2 yıldır evinde kaldığını ve aralarında en ufak bir tartışma dahi duymadığını belirterek şaşkınlığını ifade etti.
"Kavgaları gürültüleri olmazdı. Birbirlerine en ufak bir kötü söz dahi söylediklerini duymadım. Sesi soluğu çıkmazdı" diyen Bülüç, olay gecesi için de "Ne gürültü duyduk, ne çığlık duyduk, hiçbir şey duymadık. Ne zaman oldu bilemiyoruz" ifadelerini kullandı.
Adli Süreç Devam Ediyor
Savcılık incelemesinin ardından anne ve kızın cansız bedenleri, otopsi işlemleri için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu'na gönderildi. Şüpheli baba Zübeyir Canatan'ın ifadesi alınırken, olayla ilgili soruşturma tüm detaylarıyla sürdürülüyor. Yetkililer, cinayetin motivasyonunu ve arka planını aydınlatmaya çalışıyor.
Serik'teki bu vahşet, aile içi şiddetin ulaşabileceği korkunç boyutu bir kez daha gözler önüne sererken, küçük Sena'nın hayatının sönmesi toplumda derin bir üzüntüye yol açtı.