Banyodaki Kanlı Taşın Sırrı: Kimyager Alev'in Son Nefesinde Polisi Araması
Yıl 1989, tarih 12 Nisan. İstanbul baharın tadını çıkarırken, Polis Haftası kutlamaları devam ediyordu. Ancak o gün, bir evin içinde yaşananlar, kan donduran bir gizemin başlangıcı oldu. Genç kimyager Alev, son nefesinde polise ulaşmaya çalıştı. Kanlar içinde sürünerek telefona uzandı, "Ölüyorum" dedikten sonra adresini verebildi ve ardından sessizliğe gömüldü.
İlk Bakışta Kaza Sanıldı
İhbar üzerine adrese giden ekipler, kapıyı kırarak içeri girdi. 30 yaşındaki Alev, kanlar içinde bulundu. Üzerindeki gecelik tamamen kana bulanmıştı. Hemen hastaneye kaldırıldı, ancak doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. İlk değerlendirmede, Alev'in evde düşerek başını banyodaki sert zemine çarpması sonucu hayatını kaybettiği düşünüldü. Evde yabancı birinin bulunduğuna dair herhangi bir iz yoktu, bu da kaza ihtimalini güçlendirdi.
Savcının Şüphesi ve Cinayet Büro Amirliği
Ancak soruşturmayı yürüten savcı, bu kanaati paylaşmadı. Dosyayı inceleyen savcı, ölümün basit bir kaza olmayabileceği şüphesi üzerinde durdu. Bu şüphe üzerine İstanbul Emniyeti'nin en kritik birimlerinden biri olan Cinayet Büro Amirliği devreye alındı. Deneyimli cinayet dedektifleri dosyaya dahil edildi.
Olay Yeri İncelemesi ve Şüpheli Detaylar
O dönem Cinayet Büro Amirliği'nde görev yapan, bugün emekli olan cinayet tahkikatçısı Adnan İlhan, olay yerindeki incelemeyi şöyle anlattı: "Arkadaşlarımız önce olay yerine, yani eve gitti. İlk gelen bilgiler, genç kadının dengesini kaybedip banyoda başını çarptığı yönündeydi. Ancak olay yerine girildiğinde tablo farklıydı. Banyoya doğru uzanan kan izleri vardı. Ekip arkadaşlarımız özellikle banyo zeminine odaklandı. Taşların birinde yoğun kan izi dikkat çekiyordu."
Otopsi Raporu Gerçeği Ortaya Çıkardı
Yaklaşık 3 ay sonra gelen otopsi raporu, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Raporda, Alev'in düşme sonucu değil, başına sert bir cisimle vurularak hayatını kaybettiği açıkça belirtiliyordu. Bu bulgu, olayın bir kaza değil, cinayet olduğunu ortaya koydu. Banyoda bulunan sert zemin taşı, en güçlü ihtimal olarak öne çıktı.
Tanık İfadeleri ve Çapraz Sorgu
Dedektifler, Alev'in evine zaman zaman gelen bir kadının kimliğini tespit etti. Bu kadın ve kızı, ifadeleri alınmak üzere Cinayet Büro Amirliği'ne götürüldü. Anne, ilk ifadesinde olay günü Antalya'da olduğunu söyledi. Kızı ise o gün babasının evinde kaldığını belirtti. Ancak bu ifadeler, dosyadaki şüpheleri ortadan kaldırmaya yetmedi.
Çapraz sorguda, genç kız önce direndi, ardından gerçeği itiraf etti: "Tamam, o gün annemle birlikte o evdeydik. Alkol aldılar. Sonra kavga ettiler. Annem banyodaki taşı alıp Alev'in kafasına vurdu. Alev yere düştü." Bu ifade üzerine anne yeniden sorguya alındı. Otopsi raporunun geldiğini, maktulün başına sert bir cisimle vurularak öldüğünün tespit edildiğini söyleyen dedektifler karşısında, anne olay gecesi evde olduğunu kabul etti, ancak Alev'in ayağının kayarak başını taşa vurduğunu öne sürdü.
Mahkeme Süreci ve Karar
Soruşturmanın tamamlanmasının ardından anne ve kızı, İstanbul 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlandı. Mahkemede, anne ve kızı önceki ifadelerinin polis baskısıyla alındığını öne sürdü. Ancak dosyadaki delilleri değerlendiren mahkeme, Alev'in Beşiktaş'taki evde, sanığın kız kardeşinin aldığı borcu ödememesi nedeniyle çıkan tartışma sırasında öldürüldüğüne hükmetti.
Sanık anne hakkında önce 24 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme, cinayetin tahrik altında işlendiğini kabul ederek cezayı 18 yıla indirdi. İyi hal indirimi de uygulanarak ceza 15 yıl hapis olarak kesinleşti. Banyodaki kanlı taşın sırrı, böylece adalet önünde aydınlanmış oldu.



