Dilovası'ndaki Kozmetik Fabrikası Yangını Davasında İlk Duruşma Gerçekleşti
Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde geçtiğimiz yıl yaşanan ve 7 kişinin hayatını kaybettiği kozmetik fabrikası yangını davasının ilk duruşması, yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirildi. İzleyiciler, duruşma salonuna girmeden önce iki ayrı güvenlik kontrolünden geçirildi. Salona alınanların kimlik bilgileri titizlikle kaydedilirken, gazetecilerin cep telefonu ve bilgisayar gibi elektronik cihazlarla içeri girmesine kesinlikle izin verilmedi.
Duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alınırken, kimlik tespit işlemleriyle başladı. CHP Kocaeli milletvekilleri Mühip Kanko, Nail Çiler ve Harun Özgür Yıldızlı, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ile DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş da duruşmayı izleyenler arasında yer aldı.
Olayın Detayları ve Cezai Talepler
Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'nde bulunan bir kozmetik fabrikasında, 8 Kasım 2025 tarihinde çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17) ile kuzeni Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31) ve Şengül Yılmaz (59) hayatını kaybetmişti. Ayrıca, 7 kişi yaralanmış ve Kocaeli Şehir Hastanesi'ne kaldırılan Tuncay Yıldız da 15 Kasım'da yaşamını yitirmişti.
Soruşturma kapsamında, iş yeri sahipleri de dahil olmak üzere 7 kişi tutuklandı. Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı N.T, Zabıta Müdürü N.B, zabıta personeli C.T, Ö.K. ve T.İ. görevden uzaklaştırıldı. Fabrika sahiplerinden Kurtuluş O. ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Bilirkişi raporunda, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sahada etkin şekilde yerine getirmediği belirlenen Küresel OSGB sorumlu müdürü Ü.A. 3 Aralık'ta tutuklandı. Ayrıca, yapıyı yangın güvenliği açısından eksik ve tehlikeli durumda kiraya verdiği için "tali ağır kusurlu" olduğu değerlendirilen fabrika binasının eski sahibi G.D. de 4 Aralık'ta tutuklanmıştı.
İddianamedeki Suçlamalar ve Talepler
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 97 sayfalık iddianamede, tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali O. ve kardeşi İsmail O. ile ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna O. ve Gökberk G. hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet hapis cezası talep ediliyor. Aynı şüpheliler için "olası kastla mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 5 ay 10 günden 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
İddianamede, olayın yaşandığı fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) firmasının işletmecisi firari Ü.Ç, sorumlu müdürü tutuklu Ü.A. ile iş güvenliği uzmanları M.D. ve S.Ç, fabrika binasının eski sahibi tutuklu G.D, binayı satın alan şirketin yetkilileri C.Ö.Y, Ö.Y. ve Ö.Y.'nin "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Kozmetik firması yetkililerinin kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle tutuklu şüpheliler A.O.A. ve O.Y. ile tutuksuz Ö.A. ve firari A.B. için ise "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Mağdur Ailelerin Avukatından Sert Açıklamalar
Duruşma öncesinde mağdur aileler adına açıklama yapan Avukat Sevgi Evren, yetkililere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Evren, "Kaçak binaya yıkım emri verip uygulamayanlar, şikayetlere rağmen denetim yapmayan Çalışma Bakanlığı müfettişleri ve belediye yetkilileri neden hala görevlerinin başındalar? Gerekçeleriyle birlikte isim isim savcılığa sorumlular listesi vermemize rağmen neden hala ifadeye bile çağrılmadılar?" diye sordu.
Avukat Evren, yıkım emri verip kaçak binada üretim yapılmasına göz yumanlarla katliamın hemen ardından binanın yıkılmasını sağlayanların aynı kişiler olduğunu belirterek, "Delillerin yok edilmesine yönelik bu hamlelerini hiç unutmayacağız ve tüm sorumlular yargı önüne çıkana kadar mücadele edeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Her Yetkili Yargılanmalı" Çağrısı
Avukat Evren, her bir yetkilinin yargılanması gerektiğini vurgulayarak, "Duruşmanın 'güvenlik' bahanesiyle adliyeden alınarak bir cezaevi kampüsüne hapsedilmesi, bu davanın toplumun gözünden kaçırılmak istendiğinin de kanıtıdır. 18 yaşından küçük çocuklarını, annelerini ve kardeşlerini kaybeden aileler olarak soruyoruz. Kimi, kimden koruyorsunuz?" dedi.
Evren, tehlikeli kimyasallarla çalışan, ruhsatsız ve kayıt dışı çocuk işçi çalıştıran bu 'ölüm tesisinin' varlığına göz yuman her bir yetkilinin yargılanması gerektiğini söyledi.
"Adalet Arayışımızdan Vazgeçmeyeceğiz"
Avukat Sevgi Evren, son olarak şu açıklamaları yaptı: "Bu yıkım kararını uygulamayan belediye başkanlarından zabıtalara, denetim görevini yapmayan bakanlık yetkililerinden şirket ortaklarına kadar herkes yargı önüne çıkmalıdır. Birlikte kazandınız, ihlallere, ihmallere göz yumdunuz, birlikte sorumlu olacaksınız. Biz sevdiklerini kaybeden aileler olarak; vardiya amirinden belediye başkanına, marka sahiplerinden müfettişlere kadar her bir sorumlunun hesap vermesini istiyoruz. Davamızı cezaevi kampüslerine de götürseniz, dünyanın öbür ucuna da götürseniz adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz."



