Ümraniye'de Seri Katilin Vahşi Cinayetleri: Anahtar Çevirenleri Seçti!
Seri Katil Ümraniye'de 3 Kadını Öldürdü

Ümraniye'de Seri Katilin Vahşi Cinayetleri: Anahtar Çevirenleri Seçti!

İstanbul'un Ümraniye ilçesinde 2009 yılında beş ay gibi kısa bir süre içinde işlenen üç vahşi cinayet, toplumda derin bir şok etkisi yaratmıştı. Seri katil, kurbanlarını günlerce takip ediyor ve kapıyı anahtarla açtıkları o kritik anı bekliyordu. Çünkü o an, evde yalnız olduklarını anlıyordu. Adres sorma bahanesiyle yaklaşıyor, bıçak tehdidiyle içeri giriyor, ardından kanlı planını uyguluyordu. Bu sinsi yöntem, Cinayet Masası dedektiflerini iz süren bir seri katile götürdü. 2009 yılına damga vuran cinayetlerin çözülmesinde yer alan cinayet uzmanı emekli polis memuru Orhan Elmacı, detayları anlattı.

İlk Cinayet ve Hırsızlık Süphesi

Takvimler 9 Aralık 2009'u gösteriyordu. Akşam saatlerinde işten çıkan genç kız, Ümraniye'deki evine döndüğünde annesi Nesibe Hanım'ın kanlar içinde yerde yattığını gördü. Polis ekipleri olay yerine ulaştığında, 59 yaşındaki Nesibe Hanım'ın karnından bıçaklanarak öldürüldüğü belirlendi. Evin her tarafı karıştırılmış, eşyalar altüst edilmişti. Salondaki 37 ekran televizyon ile uydu alıcısı kayıptı. İlk bulgular, olayın bir hırsızlık cinayeti olduğunu düşündürüyordu. Ancak Cinayet Büro ekiplerinin gözünden kaçmayan detaylar, dosyanın göründüğünden daha karmaşık olduğunu ortaya çıkaracaktı.

İkinci Cinayet ve Kan İzi

İlk cinayetten tam 19 gün sonra, 29 Aralık 2009'da Ümraniye Altınşehir Mahallesi'nde ikinci bir vahşet yaşandı. Bir yangın ihbarına giden itfaiye ekipleri, alevleri söndürdükten sonra içeride 41 yaşındaki Mine Hanım'ın cesediyle karşılaştı. Cinayet Masası dedektifleri, kadının yangın sonucu değil, 11 kez bıçaklanarak öldürüldüğünü tespit etti. Evde yapılan luminol incelemesinde, bir erkeğe ait olduğu değerlendirilen farklı kan izlerine rastlandı. Bu kan örneği, maktulün yakınlarıyla uyuşmuyordu, bu da eve yabancı birinin girdiğini gösteriyordu. İki cinayet arasındaki benzerlikler dikkat çekiciydi: her ikisinde de bıçak kullanılmış ve hırsızlık unsuru vardı.

Televizyondan Parmak İzi ve Robot Resim

Cinayet dedektifleri, Nesibe Hanım'ın evinden çalınan televizyonun izini sürdü. Televizyonun satıldığı spotçu dükkânı bulundu ve üzerinde yabancı bir parmak izi tespit edildi. Bu arada, Şubat 2010'da polise başvuran bir kadın, elinde bıçak bulunan bir erkek gördüğünü bildirdi. Kadının tarifleri doğrultusunda çizdirilen robot resim, spotçuya gösterildiğinde, televizyonu satan kişiyle eşleşti. Ayrıca, apartman giriş kapısında bulunan kan izi, Mine Hanım'ın evindeki şüpheli kanla aynı kişiye aitti. Soruşturmada önemli deliller birikmeye başlamıştı.

Üçüncü Cinayet ve Kuyumcu İzleri

1 Nisan 2010'da, yine Ümraniye Altınşehir Mahallesi'nde üçüncü bir cinayet işlendi. Henüz üç aylık evli olan 18 yaşındaki Songül Hanım öldürülmüştü. Kolundaki beş bilezik ve parmaklarındaki iki altın kaplama yüzük çalınmıştı. Polis, çalınan alyansın satıldığı kuyumcuyu buldu. Alyansın içinde maktulün eşinin adı olan "Şiddet" yazılıydı. Yüzüğü satan kadın, kızının apartman bahçesinde bulduğunu iddia etti. Robot resim gösterildiğinde, kadın bu kişinin kendi apartmanlarında oturduğunu söyledi.

Katilin Kimliği ve Yakalanışı

Apartmanda yaşayan şüpheli, 37 yaşındaki Efkan B. olarak belirlendi. Kabarık bir suç geçmişi vardı: tecavüz, taciz ve gasp suçlarından hüküm giymiş, iki kez firar etmişti. Nesibe Hanım'ın evinden çalınan televizyondaki parmak izleri, Efkan B.'nin parmak izleriyle birebir uyuştu. Ayrıca, Mine Hanım'ın evindeki kan örneği de ona aitti. Efkan B. operasyonla yakalandı. Evinde çok sayıda bıçak ve kamuflaj malzemesi bulundu. İfadesinde cinayetleri işlemediğini iddia etse de, deliller netti. Tutuklanarak cezaevine gönderildi, ancak kısa süre sonra firar etti. Kartal'da saklanırken yakalandı ve bacak kırığıyla yeniden cezaevine konuldu.

Cinayetlerin Perde Arkası

Soruşturma ilerledikçe, katilin yöntemi netleşti. Kurbanlarını önceden takip ediyor, kapıyı anahtarla açtıklarında evde yalnız olduklarını düşünüyordu. Adres sorma bahanesiyle yaklaşıp bıçakla tehdit ederek içeri giriyordu. Mine Hanım'ı öldürdükten sonra evde oturup sigara içmiş, söndürmeden attığı izmarit yangına neden olmuştu. Orhan Elmacı'nın başında bulunduğu 45-57 kodlu Cinayet Büro ekibi, bu vahşi cinayetleri aydınlatarak kriminal tarihte önemli bir başarıya imza attı. Ümraniye'deki bu seri cinayetler, toplumda derin izler bırakırken, polisin titiz çalışması sayesinde adalet sağlandı.