Bursa'nın Orhaneli ilçesinde 11 Ekim 2024 tarihinde meydana gelen kan donduran olayda, 17 yaşındaki M.K. ve arkadaşı U.U., alkol ve uyuşturucu etkisiyle 'kısa yoldan zengin olma' hayaliyle M.K.'nin öz dedesi Mustafa Macar'ın evine av tüfekleriyle baskın yaptı. Olayda dede Mustafa Macar ve yatalak eşi Cahide Aydın vahşice öldürülürken, arbede sırasında suç ortaklarından U.U. da M.K.'nin tüfeğinden çıkan fişekle hayatını kaybetti. Üç kişinin katili M.K., olay tarihinde 16 yaşındaydı.
Yardım çağrısı yapmadılar
Olayın ardından kaçan sanıklar, dikkat çekmemek için bir komşularına misafirliğe gittikleri ve ertesi gün maktullerin cesetleri bulunana kadar hiçbir yardım çağrısında bulunmadıkları dosyaya yansıdı.
'Pişman değilim' dedi
Bursa Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki karar duruşmasında M.K.'nin son sözünde sarf ettiği 'Pişman değilim, bir daha olsa yine yaparım' ifadesi yargılamanın en kan donduran anı olarak kayıtlara geçti. Mahkeme heyeti, artan çocuk vahşeti sarmalını ve suçun işlenişindeki soğukkanlılığı dikkate alarak sanıklara taviz vermedi.
63 yıl ve 48 yıl hapis
Hiçbir iyi hal indirimi uygulanmayan davada M.K., 3 ayrı cinayet ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından toplam 63 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Diğer tutuklu suça sürüklenen çocuk A.E. ise yaşlı çiftin öldürüldüğü 2 cinayete iştirakten 48 yıl hapis cezası aldı. İki çocuğa toplam 111 yıl hapis cezası verildi.
Toplumsal vicdan ön planda
Hukukçular ve toplum bilimciler, Kahramanmaraş'taki okul saldırısı ve Bursa'daki torun dehşeti gibi olayların kontrolsüz silaha erişim, alkol ve madde kullanımı ve dijital şiddetin bir sonucu olduğunu belirtiyor. Mahkemelerin verdiği bu ağır cezalar, suça sürüklenen çocuklara yönelik yargılamalarda artık 'yaş küçük' kriterinin yerini 'suçun vahameti ve toplum vicdanı' ilkesinin aldığını gösteriyor.



