Çocuk Suçlarında Endişe Verici Artış: Uzmanlar Atlas Çağlayan ve Mattia Ahmet Minguzzi Olaylarını Analiz Etti
Çocuk Suçlarında Korkutan Tablo: Uzmanlar Değerlendirdi

Çocuk Suçlarında Endişe Verici Artış: Uzmanlar Atlas Çağlayan ve Mattia Ahmet Minguzzi Olaylarını Analiz Etti

Türkiye, son dönemde Atlas Çağlayan, Mattia Ahmet Minguzzi ve Hakan Çakır gibi genç isimlerin kurban gittiği şiddet olaylarıyla derinden sarsılıyor. Çocukların ellerinde kitap yerine bıçak taşıdığı bu tehlikeli tırmanış, uzmanlar tarafından SABAH'a detaylı bir şekilde değerlendirildi. Suça sürüklenen çocukların ardındaki ihmal zinciri ve yargı sistemindeki cezasızlık algısı kırmızı alarm verirken, toplumsal endişeler giderek artıyor.

Çocuk Suçlarının Arkasındaki Ortak Noktalar

Çocukların karıştığı cinayet ve saldırı vakalarında bazı ortak noktalar belirgin bir şekilde öne çıkıyor. Psikolojik etmenler, kendi yaş grubuna özenti davranışlar ve aile içi sorunlar bu olayların arka planında yer alıyor. Yaşanan öfke problemleri, çocukların aidiyet duygusunu artırarak onları suça sürüklemelerine neden oluyor. Çocukların şiddetle bu kadar erken yaşta tanışmasının arkasında çoğu zaman ihmal zinciri bulunuyor. Aile içi sorunlar ve bozulmuş aile yapıları, çocukları sokakta savunmasız ve tek başına bırakıyor.

Okul hayatına yeterince dahil olamayan çocuklar, ailevi problemlerin de etkisiyle kendini büyük bir boşlukta hissediyor. Ergenlik döneminde görülen kendini gösterme isteği, belirli bir gruba ait olma ve dışlanma hissinden uzaklaşma çabası, çocukların yanlış çevrelere yönelmesine sebep oluyor. Bu süreçte şiddet, bazı çocuklar için kendini ifade etme aracı haline geliyor.

Sosyal Medyanın Şiddet Üzerindeki Etkisi

Sosyal medya platformlarında yayınlanan kavga, saldırı ve meydan okuma paylaşımları, çocukların şiddetle daha erken yaşta tanışmasına neden oluyor. Bu tür içeriklerin sürekli olarak paylaşılması, şiddeti daha görünür ve sıradan hale getiriyor. Ergenlik döneminde sosyal medyanın yoğun bir şekilde kullanılması, çocukların bu tür davranışları taklit ederek kendilerine rol model almalarına zemin hazırlıyor.

Bıçak ve benzeri kesici aletlerin sokakta, okul çevrelerinde ve internet siteleri üzerinden hızlı bir şekilde temin edilmesi dikkat çekiyor. Bu durum, basit kavgaların ağır yaralama ve cinayet dosyalarına dönüşmesine neden oluyor.

Uzmanlar: Çocuğu Yargılamadan Önce Koruyun

Uzmanlara göre, çocukların suça karışması çoğu zaman onların kendi tercihi olarak görülmüyor. İhmal, denetimsizlik ve sosyal eksikliklerin sonucu olarak çocuklar suça sürükleniyor. Bu nedenle hukuk sistemi, çocukları cezalandırmak yerine korumayı ve topluma kazandırmayı amaçlıyor. SABAH'a konuşan Avukat İnci Mervenur Akkaya, konuyu şöyle özetliyor: Suça sürüklenen çocuk, hakkında ceza soruşturması yapılan veya güvenlik tedbiri uygulanan çocuktur. Ama çocuklar çoğu zaman suçlu değil, ihmal edilmiş ve korunamamış durumdadır.

Akkaya, hukuk sisteminde çocukların yetişkinler gibi tam sorumlu olmadığını dile getirdi. Çocuk adalet sisteminin, çocuğa ceza vermekten çok, onları yönlendirmeye, korumaya ve suça iten koşulları ortadan kaldırmaya çalıştığını ifade etti.

Yasal Düzenlemeler ve Çocukların Sorumlulukları

Çocuk suçlarına ilişkin yasal düzenlemeler, yaş gruplarına göre farklılık gösteriyor:

  • 12 Yaş Altı: Bu gruptaki çocukların cezai sorumluluğu yoktur. İşledikleri fiil ne olursa olsun hapis cezası verilmez; sadece çocuklara özgü koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulanır.
  • 12-15 Yaş Arası: Bu grupta öncelikle çocuğun suçun bilincinde olup olmadığına bakılır. Eğer suçun farkındalığı varsa, yetişkinlere verilen cezadan 2/3 oranında indirim yapılır. Bu yaş grubunda bir çocuk, en ağır suçta dahi en fazla 12 ile 15 yıl arasında hapis cezası alabilir.
  • 15-18 Yaş Arası: Bu yaş grubundaki gençlerde ceza sorumluluğu artarken, yasalar 1/3 oranında indirimi zorunlu kılar. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren bir suçta, bu yaştaki bir gence verilecek ceza 18 ile 24 yıl arasındadır.

Psikolojik Boyut ve Çözüm Önerileri

SABAH'a konuşan Psikolog Serhat Çıkman, çocuk ve ergenlerin beyninin hâlâ geliştiğini belirterek, bu yüzden yaptıklarının sonuçlarını yetişkin gibi değerlendiremeyebileceklerini ifade etti. Çıkman, suça yönelmelerinin çoğu zaman nedeni şiddet veya maddi kazanç değil, görülme ve ait olma ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Çıkman, Kendini dışlanmış hisseden çocuk, kendisini kabul eden gruplara, bazen suça eğilimli çetelere tutunabilir. Suç eylemine karışan çocuk sadece yasal bir süreçle değil aynı zamanda ağır bir psikolojik yükle yüzleşiyor. diyerek, çözüm yolunun sağlam bağlar kurmak, yargılamadan dinlemek ve çocuğa aidiyet sağlayacak spor, sanat veya beceri alanları sunmak olduğunu ekledi. Gerekirse uzman desteği almanın da önemli olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, suça sürüklenen çocuk topluma kazandırılması gereken bir kayıp değil, erişilmesi gereken bir kalptir. Mesele yargılamak değil, anlamak; cezalandırmak değil, iyileştirmektir.