TBMM Komisyonu Çocuk Suçluluğundaki Cezasızlık Algısını Ortaya Koydu
Çocuk Suçluluğunda Cezasızlık Algısı TBMM'de Masaya Yatırıldı

TBMM Komisyonu Çocuk Suçluluğundaki Cezasızlık Algısını Ortaya Koydu

TBMM Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu tarafından yürütülen çalışmalar, çocuk suçluluğunun temelinde yatan 'cezasızlık algısını' çarpıcı bir biçimde gözler önüne serdi. Cezaevlerinden komisyona ulaştırılan mektuplar, suça sürüklenen çocukların karşı karşıya kaldığı ağır sonuçları ve sistemdeki eksiklikleri net bir şekilde ortaya koydu.

Hükümlü Gençlerin Mektuplarından Çarpıcı İtiraflar

Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut, cezaevlerinde bulunan gençlerden alınan mektuplardan örnekler paylaşarak durumun vahametini gözler önüne serdi. Bir çocuğun mektubunda yer alan ifadeleri aktaran Durgut, "O zamanlar saldıklarında çok mutlu oluyordum, keşke salmasalarmış. Suçum 150-160 olunca yakalandım. 16 yaşında cezaevine girdim. İlk işlediğim suçlarda salınmasam bu kadar rahat davranmayabilirdim" sözlerinin altını çizdi. Durgut, bu çocuğun mükerrer suçlardan dolayı toplamda 69 yıl 182 ay hapis cezası aldığını belirtti.

Başka bir mektupta ise bir çocuğun uyuşturucuya alıştırıldığını, defalarca suç işlediğini, yakalandığını ve çocuk olduğu gerekçesiyle serbest kaldığını anlattığını ifade eden Durgut, çocuğun şu sözlerini paylaştı: "Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı defalarca verilerek serbest kaldım ve bu suçun caydırıcılığı olmadığı gibi çocukluğumu ve şimdi de gençliğimi kurban ettiler. İlk suçta değilse bile ikinci suçta ağır olmasa da bir yaptırım alsaydım belki çoktan ıslah olmuş, buralarda değildim."

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Durgut'un aktardığı bir diğer mektupta ise bir gencin, 17 yaşında hırsızlık suçundan cezaevine girdiğini ve ilk suçlarında yaptıklarının "yanına kâr kaldığını düşündüğünü" yazdığını belirtti. Şu an 26 yaşında olan bu gencin, süreç içerisinde farklı suçlardan toplamda yüz yılın üzerinde hapis cezası aldığı ifade edildi.

Caydırıcı ve Adil Bir Sistem İhtiyacı Vurgulandı

Mektupları değerlendiren Komisyon Başkanı Durgut, bu çocukların çoğu zaman suçu seçmeden önce korunamamış çocuklar olduğuna dikkat çekti. Çocukluk döneminde oluşan 'cezasızlık' algısının kritik önem taşıdığını vurgulayan Durgut, "Bu algı kırılmadığında suçlu davranışı giderek ağırlaşıyor ve hem çocuk hem toplum açısından çok daha ağır sonuçlar ortaya çıkabiliyor" dedi.

Durgut, toplumda büyük infial oluşturan ve acımasızca işlenmiş cinayetlerde de benzer tartışmaların gündeme geldiğini hatırlatarak şunları kaydetti: "Toplum, bir yandan suça sürüklenen çocukların korunmasını ve rehabilite edilmesini isterken, diğer yandan ağır suçlarda cezaların caydırıcı ve adalet duygusunu tatmin edecek ölçüde uygulanmasını beklemektedir. Dolayısıyla burada çok hassas bir denge vardır."

Bu dengenin sağlanması gerektiğini belirten Durgut, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir yanda çocukları koruyan, rehabilitasyonu esas alan, onları tekrar topluma kazandırmayı hedefleyen bir çocuk adalet sistemi, diğer yanda ise suçu teşvik eden ve cezasızlık algısı yaratan boşluklara izin vermeyen, mağdur ailelerin sesini duyan ve toplumda adalet duygusunu tesis edecek bir hukuk düzeni. Komisyonumuzun çalışmaları bu nedenle büyük önem taşımaktadır."

TBMM Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu'nun yürüttüğü bu kapsamlı çalışmalar, çocuk suçluluğu ile mücadelede hem koruyucu hem de caydırıcı mekanizmaların aynı anda işletilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymuş oldu. Komisyon, elde edilen bulgular doğrultusunda çocuk adalet sisteminde reform yapılması için öneriler geliştirmeyi sürdürüyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması