Üsküdar Vapuru Faciasının 68. Yılında Duygusal Hatıralar
Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olan Üsküdar Vapuru faciasının üzerinden tam 68 yıl geçti. 1 Mart 1958'de İzmit Körfezi'nde sulara gömülen vapurda 392 kişi hayatını kaybederken, faciadan kurtulanların yaşadıkları ise hafızalardan silinmiyor. Faciada babasını ve ablasını kaybeden, annesi ise hayatta kalan Nuray Dinçer Büyükarman, o kara günü ve sonrasında yaşadıklarını anlattı.
O Günü Asla Unutamıyorum
Olay günü 11 yaşında olan ve vapura binmeyerek evde kalan Büyükarman, "İzmit'te Tekel Başmüdürlüğü'nün üzerindeki lojmanda oturuyorduk ve aradan da deniz görünüyordu" diyerek başladığı anlatısına şöyle devam etti: "Aniden rüzgâr çıktı. Halk denize doğru koşup 'Vapur batmış' diye haykırıyordu. 20 derecelik bahar havası varken birden kaba dalgalar, lodos çıktı. Sonradan hortum şekline geçince vapuru da içeri aldı."
Annemin Gözleri Donmuştu
Büyükarman, annesinin suyun üzerinde babası ve ablasıyla son karşılaşmasını anlatırken sesi titredi: "Annemin önüne küçük bir tahta parçası gelmiş. Sonra babamla ablamı, bir can simidi üzerinde bulmuş. O tarafa doğru yüzüyor ama su o kadar soğuk ki ablamın dayanamadığını, o güzel yeşil gözlerinin cam gibi donduğunu anlıyor. Bir dalga geliyor, babamla ayırıyor onları." Kopan bir kapı parçasının üzerine çıkarak hayatta kalan annesinin, uyandığında kendini oksijen çadırında bulduğunu söyledi.
Senin İçin Yaşamak İstedim
Büyükarman'ın en derin anısı ise annesiyle hastanede kavuştuğu o an: "İlkokula gidiyorum. Benden babamla ablamın vefatını gizlemişlerdi ama kazada öldüklerini arkadaşlarımdan öğrendim. Annemin merdivenlerden çıkışı, bana sarılışı ve 'Senin için yaşamak istedim' demesi unutamayacağım bir anı." Bu sözler, facianın acısını taşıyan bir annenin çocuğuna olan sevgisinin en yalın ifadesi olarak tarihe geçti.
Üsküdar Vapuru faciası, Türk denizcilik tarihinin en acı olaylarından biri olarak kayıtlara geçerken, kurtulanların ve yakınlarının hikayeleri nesilden nesile aktarılıyor. Nuray Dinçer Büyükarman'ın anlattıkları, sadece bir trajediyi değil, aynı zamanda insanın hayata tutunma mücadelesini ve sevginin gücünü gözler önüne seriyor.



