İstanbul'a getirilen aktivistler, İstanbul Havalimanı'ndaki işlemlerin ardından Bahçelievler'deki Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na götürüldü. Sağlık kontrolünden geçirilen aktivistlerin verdiği ifadeler, baskın esnasında ve limana çıkıldığında yaşanan dehşeti ortaya koydu.
Aktivistlerin anlattıkları
Aktivistlerin anlattıklarına göre şunlar yaşandı: İsrail askerleri hücümbotlarla geldiler. İnternet kesildi. Megafonla filonun durması istendi. Silahlar ateşlendi. Yüzleri maskeli, tam teçhizatlı, uzun namlulu silah ve bombaları olan İsrail askerleri, hareket halindeyken gemilere çıktı. Aktivistlerin elleri bağlandı. Herkesin telefon ve paraları toplandı. Teknelerin yelkenlerine zarar verildi.
Cezaevine dönüştürülen gemi
Alıkonulan aktivistler cezaevine dönüştürülmüş gemiye götürüldü. Konteynerin çevresi jiletli tellerle çevriliydi, oturacak alan yoktu. Burada yüzüstü saatlerce yerde yatırılan aktivistler hareket ettiklerinde, silahların dipçiğiyle kafalarına vuruldu. Aktivistlere konteynerin içinde bilinmeyen bir gaz sıkıldı. Bazı aktivistlerin soluğu kesildi, müdahale etmek isteyen doktorlar dövüldü. Türkçe konuşan İsrail askerleri vardı.
Yunan zulmü
Girit'te limana çıkıldığında bu kez Yunan zulmü başladı. 7 saat güneş altında aç-susuz bekletilen aktivistler, havalimanına nakledilirken otobüsten indirildi. Aktivistler 6-7 km'lik yolu yürüyerek katetti.



