ABD Müfettişleri İran'daki Okul Saldırısı İçin İlk Bulguları Açıkladı: Sorumlu ABD Olabilir
ABD askeri müfettişleri tarafından yürütülen soruşturmanın ilk bulguları, İran'ın Minab kentinde bir kız ilkokuluna düzenlenen ve onlarca çocuğun hayatını kaybettiği saldırının sorumlusunun ABD güçleri olduğunu gösteriyor. Reuters ajansının aktardığı habere göre, müfettişler geçici değerlendirmelerinde bu yönde kanıtlar elde etti, ancak soruşturmanın detayları ve kullanılan mühimmat türü henüz netleşmedi.
Beyaz Saray'dan İnkar ve Uluslararası Hukuk Endişeleri
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ordunun olayı soruşturduğunu doğrularken, "Elbette biz asla sivil hedefleri hedef almayız" ifadesini kullandı. Beyaz Saray sözcüleri de kasıtlı bir okul saldırısını reddetti. Ancak, uluslararası insani hukuk uyarınca, bir okul veya hastane gibi sivil yapıların kasten vurulması savaş suçu olarak değerlendiriliyor.
İsimsiz yetkililer, soruşturma sürecinde ABD'nin sorumluluğunu ortadan kaldıracak yeni kanıtların ortaya çıkma olasılığına da işaret ediyor. Soruşturmanın ne kadar süreceği ise belirsizliğini koruyor.
Orta Doğu'daki Çatışmalarda Sivil Kayıpların En Kötü Vakalarından Biri
Eğer ABD'nin bu saldırıdaki rolü resmi olarak doğrulanırsa, bu olay, ABD'nin Orta Doğu'da on yıllardır süren çatışmalarında yaşanan en kötü sivil kayıp vakalarından biri olarak kayıtlara geçecek. Saldırı, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarının başladığı ilk gün meydana gelmiş ve dünya kamuoyunda şok etkisi yaratmıştı.
İsrail ve ABD güçleri, İran'daki saldırıları genellikle coğrafi ve hedef türüne göre paylaşmıştı. İsrail batıdaki füze rampalarını vururken, ABD güneydeki askeri ve deniz hedeflerini hedef alıyordu. Bu durum, sivil bir okulun vurulmasının nasıl gerçekleştiği sorusunu daha da karmaşık hale getiriyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD'nin kasıtlı olarak bir okulu hedef almayacağını tekrarladı, ancak müfettişlerin bulguları bu iddiayı sorgulatıyor. Olay, uluslararası toplumda insan hakları ihlalleri ve çatışma bölgelerindeki sivil koruma mekanizmalarına dair tartışmaları yeniden alevlendirebilir.



