Siyonist Lobi, Cumhuriyetçi Parti'deki 'Önce Amerika' Hareketine Karşı Sert Kampanya Başlattı
Siyonist Lobi, 'Önce Amerika' Hareketine Karşı Sert Kampanya Başlattı

Siyonist Lobi, Cumhuriyetçi Parti'deki 'Önce Amerika' Hareketine Karşı Sert Kampanya Başlattı

Gazze'de yaşanan soykırımın ardından ABD'de Demokrat Parti tabanından destek kaybeden işgalci güç İsrail ve Siyonist lobi, şimdi de Cumhuriyetçi Parti'de benzer bir eğilimin önüne geçmek için agresif bir hamle başlattı. Washington'ın ulusal çıkarlarını önceleyen "Önce Amerika" sloganı altında toplanan ünlü Amerikan muhafazakar isimleri hedef alan kapsamlı bir medya kampanyası yürütülüyor.

Dershowitz'den 'Darbe Girişimi' Suçlaması

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı savaşın arkasında İsrail'in yönlendirmesinin ortaya çıkması ve eski Ulusal Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent'in bu durumu açıkça belirterek istifa etmesi, Siyonist lobiyi derinden sarstı. Demokrat Parti'nin desteğini yitiren Siyonist güç, şimdi Cumhuriyetçi Parti içindeki etkisini korumak için yoğun bir çaba içinde. Bu kapsamda, Siyonist lobinin önde gelen isimlerinden Alan Dershowitz, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamalarla tartışmaları alevlendirdi.

Dershowitz, Cumhuriyetçi Parti içinde etkisini artıran Joe Kent, Tucker Carlson, Nick Fuentes ve Candace Owens gibi isimleri "neo-Nazi faşist bir hareketin parçası" olmakla suçladı. Dershowitz, bu grubun ABD'nin İran ve İsrail eksenindeki politikalarına karşı çıkarken kullandıkları söylemlerle parti içinde tehlikeli bir yönelim oluşturduğunu iddia etti. Siyonist isim, bu grubun Cumhuriyetçi Parti'yi içeriden dönüştürmeye çalıştığını öne sürerek, bunu "bir tür ideolojik darbe girişimi" olarak nitelendirdi.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

İfade Özgürlüğü Tartışmaları Yeniden Alevlendi

Siyonist lobinin saldırıları yalnızca bu suçlamalarla sınırlı kalmadı. İsrail'e yakınlığıyla bilinen JFeed adlı internet haber sitesinde, Tucker Carlson ve Nick Fuentes gibi kamuoyunda yankı uyandıran siyasi figürlerin "askerleri itaatsizliğe teşvik ettiği" iddia edilerek çok daha sert önlemler alınması gerektiği savunuldu. Bu kapsamda, bazı isimlerin toplama kamplarına alınması gerektiği ileri sürüldü.

Söz konusu çağrılar, ABD'de ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Öyle ki, bu taleplerin sahipleri, ABD'de ifade özgürlüğünü garanti altına alan Anayasa'nın ilk maddesinin bu kişilerin yayınları için geçerli olmayacağını savundu. Bu durum, demokratik haklar açısından ciddi endişelere yol açtı.

Loomer'dan Türkiye'ye Yönelik Asılsız İddialar

Bir başka Siyonist savunucusu isim olan Laura Loomer da, "Önce Amerika" diyen ünlü muhafazakarlarla ilgili iddiaları daha da ileri götürdü. Loomer, bu kişilerin ABD'de düzenlenecek bir terör saldırısının parçası olabileceği iddiasıyla hedef gösterdi ve bu kişilerin farklı devletlerden maddi destek aldığını öne sürdü.

Loomer'ın özellikle son dönemde Joe Kent ve Tucker Carlson gibi "ABD'yi İran'la savaşa İsrail'in ittiğini" açıkça belirten isimleri hedef aldığı görülüyor. Siyonist destekçisi Laura'nın son dönemde İsrail'e karşı güçlü duruş sergileyen Türkiye ve Katar'ı da hedefe koyduğu dikkat çekiyor. Loomer, hiçbir delil göstermeden "Türkiye'nin Trump politikalarını hedef alan bazı podcast yayıncılarına para verdiğine" ilişkin asılsız iddialarda bulundu.

Schaffer'dan Sert Tepki ve İsrail'in Finansal Manipülasyonu

Loomer'ın iddialarına Amerikalı sosyal medya yayıncısı Elijah Schaffer sert tepki gösterdi. Schaffer, X platformunda Loomer'a cevaben, "İsimleri verin. Türkiye hangi podcast yayıncılarına para ödüyor? Kanıt gösterin. Çünkü bana Yahudi ve İsrail çıkarlarını desteklemem için birçok kez para teklif edildi. Hatta İsrail ordusundan yalan söylemem için bile para teklif edildi. Bu olayları da belgeledim" ifadelerini kullandı.

İşgalci güç İsrail'in ABD'de sosyal medya fenomenlerine, Siyonist gücü savunmaları için gönderi başına 7 bin dolar verdiği ve milyon dolarlık bütçe ayırdığı, daha önce Amerikan basınına yansımıştı. Bu durum, İsrail'in ABD iç politikasına yönelik finansal manipülasyon çabalarını gözler önüne seriyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Charlie Kirk Suikastı ve İsrail Bağlantısı Şüpheleri

ABD'de geçen eylül ayında suikast sonucu öldürülen "Önce Amerika" savunucularından muhafazakar fenomen Charlie Kirk'e ilişkin iddialar da İsrail'i işaret ediyor. Kirk'ün son dönemde Siyonist gücün Washington üzerindeki etkisini eleştiren yayınları nedeniyle öldürülmüş olabileceği değerlendirmeler arasında yer alıyor.

Joe Kent'in de geçen günlerde katıldığı bir podcast yayınında, Kirk ile Beyaz Saray'da karşılaşması sırasında kendisinden, "ABD'nin İran'la bir savaşa çekilmesini engelleme" talebinde bulunduğunu aktarması, "Suikastın arkasında İsrail var" iddialarını güçlendirdi. Bu gelişmeler, İsrail'in ABD iç işlerine müdahalesine dair ciddi soru işaretleri oluşturuyor.

Anketler İsrail'e Desteğin Azaldığını Gösteriyor

Mart ayında ABD'de yayınlanan bir anket, Siyonist gücün neden paniklediğini net biçimde ortaya koyuyor. NBC News televizyonunun anketine göre ABD'de 35 yaş altındaki seçmenlerin yüzde 63'ünün İsrail hakkında "olumsuz" düşündüğü belirlendi. Bu veri, İsrail'in ABD kamuoyundaki imajının ciddi şekilde zedelendiğini gösteriyor.

İsrail Büyükelçisinden Müttefik Kaybı Uyarısı

İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter, Filistin topraklarını gasbeden istilacı Yahudilerin işgal altındaki Batı Şeria'daki saldırılarının Tel Aviv'e müttefik kaybettirdiğini açıkladı. Leiter, Yediot Ahronot gazetesine verdiği röportajda, Batı Şeria'da Filistinlilere saldıranları "Yahudi aşırılıkçılar" olarak nitelendirdi.

Büyükelçi Leiter, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria'daki saldırılarındaki artışın ABD siyasetinde dalgalanmalara yol açtığı ve İsrail'in müttefik kaybettiği konusunda uyarıda bulundu. Leiter, "Dostlarımızı kaybediyoruz. Washington'da bu olaylar yüzünden İsrail'den kesinlikle uzaklaşan insanlar var" ifadelerini kullanarak durumun ciddiyetine dikkat çekti.