ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında İran ve Venezuela başta olmak üzere bir dizi kritik dış politika konusunda açıklamalar yaptı. Trump'ın İran'daki protestolara yönelik tehdit içeren ifadeleri ve Venezuela'da Rusya ile Çin'e yönelik uyarıları dikkat çekti.
İran'daki Protestolara Sert Tepki
Donald Trump, İran'da bazı şehirlerin kontrolünün protestocuların eline geçtiğini belirterek, ülkenin büyük sıkıntı içinde olduğunu öne sürdü. Konuşmasının en çarpıcı kısmı ise İran yönetiminin göstericilere yönelik olası müdahalesine ilişkindi.
Trump, "İran'da insanlar öldürülürse müdahale ederiz demiyorum ama gerekirse vururuz" ifadesini kullandı. Daha da netleştirerek, "İran yönetimi protestoculara ateş ederse biz de ateş etmeye başlarız" şeklinde konuştu. Bu açıklama, ABD'nin İran'daki iç olaylara doğrudan askeri müdahale ihtimalini gündeme getirdi.
Venezuela'da "Müttefik" Vurgusu ve Rakip Güçlere Uyarı
Diğer bir odak noktası Venezuela oldu. Trump, Venezuela hükümetinin şu anki tutumuna atıfta bulunarak, "Venezuela şimdilik bir müttefik gibi gözüküyor. Böyle olmaya devam edeceklerinden eminim" dedi. Ancak hemen ardından bölgedeki diğer küresel güçlere mesaj gönderdi.
"Rusya'yı ve Çin'i burada görmek istemiyoruz" diyen Trump, aynı ifadeyi Grönland için de tekrarladı. Bu sözler, ABD'nin geleneksel olarak kendi etki alanı olarak gördüğü bölgelerde Moskova ve Pekin'in artan faaliyetlerine duyduğu rahatsızlığı yansıtıyor.
Venezuela Petrol Endüstrisi Üzerinde Kontrol İsteği
ABD Başkanı, petrol ve doğalgaz şirketleri yöneticileriyle yaptığı bir toplantıya da değindi. Venezuela'nın petrol endüstrisine ilişkin planlarını açıklayan Trump, "Venezuela ile birlikte çalışacağız" dedi.
Ancak kritik bir şart koştu: "Hangi petrol şirketlerinin ülkeye girmesine izin verileceği konusunda kararı biz vereceğiz." Bu açıklama, Venezuela'nın en değerli ekonomik kaynağı üzerinde ABD'nin belirleyici bir rol talep ettiğini gösterdi.
Trump'ın bu kapsamlı açıklamaları, İran'daki iç gerilim, Venezuela'daki enerji rekabeti ve küresel güç mücadelesi ekseninde yeni bir tartışma başlattı. Sert dil, özellikle İran'a yönelik tehditler, uluslararası kamuoyunda tepkiyle karşılanırken, ABD'nin bu ülkelerdeki politikalarının geleceğine dair belirsizliği de artırdı.