Trump'ın İran Stratejisi: Askeri Hareketlilik Artarken Sessizlik Neyin Habercisi?
Trump'ın İran Stratejisi: Askeri Hareketlilik ve Sessizlik

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'daki protestolara yönelik açıklamalarında yaşanan ton değişikliği ve bölgedeki artan askeri varlık, uluslararası kamuoyunda yeni bir gerilim dalgası endişesi yaratıyor. Trump'ın önce protestoculara destek veren, ardından daha ılımlı bir dil kullanan açıklamaları, arka planda devam eden askeri hazırlıklarla tezat oluşturuyor.

Protestolardan Uluslararası Krize: Gerilimli Süreç

İran'da 28 Aralık 2025 tarihinde Tahran Büyük Çarşı'da başlayan protestolar, yerel para biriminin değer kaybı ve derinleşen ekonomik sıkıntılar nedeniyle kısa sürede tüm ülkeye yayıldı. Gösterilerin kontrol altına alınmasının ardından dünyanın gözü, Washington-Tahran hattındaki diplomatik ve askeri gelişmelere çevrildi.

Protestoların ilk günlerinde İran yönetimine sert mesajlar ileten ve protestoculara "Kurumları ele geçirin. Yardım yolda" diye seslenen ABD Başkanı Trump, son iki gündür farklı bir dil kullanıyor. Trump'ın "İdamlar durdu. Durumu izliyoruz" şeklindeki son açıklamaları, tansiyonu düşürme çabası olarak yorumlandı.

Askeri Hareketlilik Devam Ediyor: Fırtına Öncesi Sessizlik Mi?

Ancak, Başkan'ın sözlerindeki yumuşamaya rağmen, ABD'nin bölgedeki askeri faaliyetleri hız kesmeden devam ediyor. New York Times gazetesine konuşan iki ABD hükümet yetkilisi, Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) bölgeye ek silah ve savunma teçhizatı sevk ettiğini doğruladı.

Yetkililerin verdiği bilgilere göre önemli askeri unsurlar Ortadoğu'ya kaydırılıyor:

  • Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden savaş gemileri, Güney Çin Denizi'nden Ortadoğu'ya doğru yola çıktı.
  • Jetler, saldırı uçakları ve yakıt ikmal uçaklarından oluşan bir filonun da yakın zamanda bölgeye ulaşması bekleniyor.
  • Olası bir misilleme ihtimaline karşı hava savunma sistemleri de bölgeye gönderiliyor.

Bu askeri yığınak, Trump'ın sözlü olarak gerilimi düşürüyor izlenimi vermesine rağmen, pratikte hazırlıkların sürdüğü şeklinde yorumlanıyor. Birçok analist, bu durumu "fırtına öncesi sessizlik" olarak değerlendiriyor.

Bölgesel Tepkiler ve Belirsiz Gelecek

Körfez ülkelerinin de Trump yönetimine "İran'a saldırma" yönündeki taleplerinin basına yansıması, bölgedeki kırılgan dengeleri bir kez daha gözler önüne serdi. Doğrudan bir askeri çatışma riski, Trump'ın son açıklamalarıyla bir miktar azalmış görünse de, devam eden askeri hareketlilik belirsizliği koruyor.

Sonuç olarak, 17 Ocak 2026 itibarıyla İran'daki iç siyasi gerilim, ABD'nin değişken söylemleri ve arka planda tırmanan askeri hazırlıklar nedeniyle uluslararası bir kriz potansiyeli taşımaya devam ediyor. Washington'un bir yandan diplomasi dilini kullanırken diğer yandan askeri kapasitesini güçlendirmesi, önümüzdeki günlerde Ortadoğu'daki gerilim haritasını belirleyecek kritik bir faktör olacak.