Tanzanya'daki Natron Gölü, 'Medusa Gölü' olarak anılsa da gerçekler efsanelerden çok daha karanlık. 2013 yılında fotoğrafçı Nick Brandt'ın paylaştığı ürkütücü kareler, su kenarında kireçlenmiş kuş ve yarasa bedenlerini dünyaya tanıtmıştı. Peki, bu canlılar gerçekten taşa mı dönüştü?
Natron Gölü'nün Özellikleri
Natron Gölü'nün suyu, barındırdığı mikroorganizmalar nedeniyle kan kırmızısı rengindedir. 60 dereceye kadar çıkan sıcaklığı ve 12'ye ulaşan pH seviyesiyle su, neredeyse ev tipi çamaşır suyu kadar yakıcıdır. Bölgedeki volkanik faaliyetler, suya yoğun miktarda sodyum karbonat ve tuz karışmasına neden olarak gölü 'hipersalin' bir yapıya dönüştürür.
Gerçekte Ne Oluyor?
Sanılanın aksine, hayvanlar suya değer değmez taşa dönüşmez. Yansıtıcı yüzeyine aldanıp göle düşen canlılar, yoğun tuz ve mineral içeriği sayesinde çürümek yerine kuruyarak mumyalanır. Eski Mısırlıların da mumyalamada kullandığı 'natron' tuzu, bu cesetleri kireçle kaplayarak onlara taşlaşmış bir görüntü kazandırır.
Fotoğrafların Hikayesi
Nick Brandt, o meşhur fotoğraflarındaki hayvanları kıyıda ölü bulmuş ve sanatsal bir ifade için onları 'hayattaymış gibi' pozlandırmıştır. Göl, zorlu koşulları sayesinde yırtıcılardan korunan flamingolar için bir cennet olsa da, hazırlıksız yakalanan diğer canlılar için muazzam bir doğal mumyalama merkezidir.



