İsrail Batı Şeria'da İşgali Derinleştiren Kararlar Aldı
İsrail güvenlik kabinesi, 8 Şubat tarihinde Batı Şeria'daki işgali derinleştiren ve Filistin Devleti'nin toprak bütünlüğünü fiilen ortadan kaldırmayı amaçlayan bir dizi kararı imzaladı. Bu hamle, Yahudi toplumunun "vaadedilmiş topraklar" olarak gördüğü bölgedeki statükoyu değiştirme yönünde atılmış önemli bir adım olarak kayıtlara geçti.
Uluslararası Hukuka Aykırı Kararlar
1967 yılında işgal edilen Batı Şeria, uluslararası anlaşmalar ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları uyarınca işgal altındaki topraklar olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda gelecekte kurulacak Filistin Devleti'nin parçası sayılıyor. 1990'lı yıllarda imzalanan Oslo Anlaşmaları kapsamında bölgede Filistin yönetimi oluşturulmasına rağmen, İsrail bu anlaşmalara aykırı şekilde hareket etmeye devam ediyor.
Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı hükümet, 8 Şubat'ta aldığı kararlarla Batı Şeria'daki durumu Yahudi işgalciler lehine ve Filistinliler aleyhine değiştirmeyi hedefliyor. Alınan kararlar şu şekilde sıralanabilir:
- Yahudi işgalcilerin doğrudan arazi satın almasının önündeki engellerin kaldırılması,
- İsrail'e Filistin yönetiminin sorumluluğundaki alanları gasbetme "yetkisi" verilmesi,
- El Halil ve Beytüllahim'de Filistin yönetiminin yetkilerinin kısıtlanması.
Arazi Gasbını Kolaylaştıran Düzenlemeler
İsrail güvenlik kabinesi, işgal altındaki Batı Şeria'da yalnızca bölgede ikamet edenlerin veya kayıtlı şirketlerin arazi alımına izin veren düzenlemeyi kaldırdı. Bu değişiklikle, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler şirket kurma zorunluluğu olmaksızın Filistinlilerden doğrudan arazi satın alabilecek. Ayrıca arazi alımı öncesinde İsrail makamlarından alınması gereken zorunlu izin de kaldırıldı.
Batı Şeria'daki tapu sicillerinde uygulanan gizliliğin kaldırılmasıyla, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin hangi arazinin kime ait olduğunu tespit edebilmesinin önü açıldı. Gizliliğin gerekçeleri arasında sahteciliğin ve dolandırıcılığın önlenmesi gösteriliyordu. Ancak yeni düzenlemeyle mülk sahibi Filistinlilerin fanatik Yahudi işgalci kişi veya kuruluşların tehditlerine maruz kalmasından endişe ediliyor.
Filistin Yönetiminin Yetkilerinin Kısıtlanması
İsrail güvenlik kabinesi, Tel Aviv'e bağlı sivil yönetim birimlerinin uluslararası anlaşmalara göre Filistin yönetiminin idaresinde bulunan "A" ve "B" bölgelerinde de faaliyet göstermesine karar verdi. Bu kararla İsrail, idari ve askeri olarak sorumlu olduğu yalnızca C Bölgesi'nde değil, Batı Şeria’nın tamamında işgalini derinleştirme ve yıkımlar gerçekleştirme imkanı elde ediyor.
1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması'na göre Batı Şeria; tamamen Filistin yönetimindeki "A Bölgesi", Filistin sivil idaresi ile İsrail güvenlik kontrolündeki "B Bölgesi" ve tamamen İsrail kontrolündeki "C Bölgesi" olmak üzere üçe ayrılıyor. "C Bölgesi", Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 61’ini kapsıyor.
Uluslararası hukuku hiçe sayan İsrail yönetimi, işgal altında tuttuğu Batı Şeria’nın A ve B bölgelerinde kültürel miras, arkeolojik alanlar, çevresel riskler ve su kaynakları gibi gerekçeleri öne sürerek bölgede kuracağı sivil idarelerle işgalini genişletmeyi hedefliyor. Bu kapsamda Filistinlilere ait yapılar, çevreye veya su kaynaklarına zarar verdiği iddiasıyla yıkılabilecek ya da arkeolojik değer taşıdığı gerekçesiyle müsadere edilebilecek.
El Halil ve Beytüllahim'de Yetki Devri
İsrail, işgal altındaki El Halil kentinde Hz. İbrahim Camisi ve çevresindeki yerleşim alanlarında planlama ve inşaat yetkisini, bölgede kuracağı İsrail'e bağlı sivil yönetime devretme kararı aldı. Bu düzenleme, Filistin belediyesinin onayı olmaksızın yerleşim alanlarının genişletilmesine ve dini mekanlarda değişiklik yapılmasına olanak tanıyor.
Ayrıca İsrail, Batı Şeria'daki Beytüllahim kentinde Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen Rahel Kabri'nin sorumluluğunu Filistin yönetiminden alarak, kurulacak yeni İsrail idaresine devretme kararı aldı.
Sivil Toplumun Tepkisi
İsrailli sivil toplum kuruluşu "Peace Now (Barış Şimdi)" hareketinden yapılan açıklamada, güvenlik kabinesinin bu hamlesiyle arazi alımlarının önündeki tüm engellerin kaldırıldığı, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere evrakta sahtecilik yoluyla sahada yeni bir siyasi gerçeklik oluşturma imkânı verildiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu kararların uluslararası anlaşmalara aykırı olduğu vurgulanarak, İsrail'in Batı Şeria'daki fiili işgalini daha da genişleteceği ifade edildi.