Dünyanın en büyük nükleer cephanelerine sahip iki ülkesi olan Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri, stratejik silahların sınırlandırılması konusunda kritik bir dönüm noktasına ulaştı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması (New START)'nın süresinin sona erdiğini ve tarafların artık bu anlaşmanın yükümlülüklerine bağlı olmayacağını resmen açıkladı.
Rusya'nın Açıklaması ve ABD'nin Tepkisi
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Rusya'nın anlaşmayı uzatma girişimlerinin ABD tarafından karşılık bulmadığı vurgulandı. Açıklamada ayrıca, Rusya'nın ulusal güvenliğine yönelik olası ek tehditleri durdurmak için "kararlı askeri-teknik önlemler" almaya hazır olduğu belirtildi. Bu ifade, uluslararası arenada gerilimin artabileceğine dair endişeleri beraberinde getirdi.
ABD Başkanı Trump'ın Görüşleri
ABD Başkanı Donald Trump, daha önce Yeni START anlaşması için Çin ile birlikte üçlü bir masa kurulmasını önermişti. Trump ayrıca, ülkesinin nükleer füze denemelerine başlayacağını duyurmuştu. Dün yaptığı açıklamada ise, Rusya ile mevcut anlaşmayı uzatmak yerine "yeni, iyileştirilmiş ve modernize edilmiş" bir antlaşma peşinde koşulması gerektiğini ifade etti. Bu yaklaşım, ABD'nin nükleer silah politikalarında değişiklik arayışında olduğunu gösteriyor.
Çin'in Tutumu
Pekin'den yapılan açıklamada, Çin yönetiminin "şu aşamada" nükleer görüşmelere katılmayacağı kaydedildi. Bu durum, üçlü bir anlaşma olasılığını zorlaştırarak, nükleer silahların sınırlandırılması sürecindeki belirsizlikleri artırıyor. Çin'in bu tutumu, küresel güç dengelerinde yeni bir döneme işaret edebilir.
Sonuç ve Gelecek Beklentileri
Yeni START anlaşmasının süresinin sona ermesi, dünya genelinde nükleer silahların kontrolü konusunda önemli bir boşluk yarattı. Rusya ve ABD'nin artık hiçbir sınırlamaya tabi olmaması, uluslararası güvenlik açısından ciddi riskler taşıyor. Tarafların yeni bir anlaşma için müzakerelere başlaması beklenirken, Çin'in sürece dahil olmaması, bu süreci daha da karmaşık hale getirebilir. Bu gelişmeler, nükleer caydırıcılık ve silahsızlanma çabalarının geleceği hakkında önemli soruları gündeme getiriyor.