Yüksel Aytuğ'dan Çarpıcı Uyarı: Kendi Kendimizi Vuruyoruz
Yazar Yüksel Aytuğ, bugünkü köşe yazısında Türkiye'nin içinde bulunduğu çevresel tehlikelere dikkat çekti. Aytuğ, "Kafamıza füze yememize gerek yok ki!" diyerek, ülkenin kuraklık ve doğa tahribatıyla kendi kendini vurduğunu ifade etti.
Kuraklık Haritası Korkutuyor: Dünyanın En Kurak Ülkesi Olma Yolunda
Paylaştığı son kuraklık haritasına göre, kırmızı bölgeler dünyanın en az yağış alan ve yeşil örtüsünü kaybeden alanlarını gösteriyor. Aytuğ, "Söylemeye dilim varmıyor ama dünyanın en kurak ülkesi olmak üzereyiz" diyerek durumun ciddiyetini vurguladı.
"Allah korusun, Anadolu'nun ortasına füzelerin düşmesine gerek yok. Biz zaten kendi kendimizi vurmuşuz" ifadelerini kullanan yazar, yeşil alanların ve ormanların korunamadığını belirtti.
Sebebi meçhul dev orman yangınlarına ve chemtrail olarak adlandırılan gökyüzünden sprey sıkılarak yağmur bulutlarının çalınmasına seyirci kalındığını iddia etti. Aytuğ, "Evet, ülkemizi savunmak için füze üretelim ama yanında mutlaka ağaç da dikelim. Yoksa yakında savunacak bir 'ülkemiz' olmayacak" uyarısında bulundu.
Altınoluk'ta Doğa Katliamı: Bir Cennet Cehenneme Döndü
Aytuğ, bu kez deniz kirliliğinden değil, çok daha vahim bir durumdan söz edeceğini belirterek Altınoluk kordonunun elden gidişini anlattı.
"Bundan 4-5 yıl öncesine kadar burası halkın denize girdiği doğal bir kıyı şeridiydi" diyen yazar, doğayı yakından tanıyan herkesin uyarısına rağmen Balıkesir Büyükşehir ve Edremit belediyelerinin bu şeridi doldurarak betona boğduğunu aktardı.
Deniz tabanındaki zorunlu değişiklikle doğal dengenin bozulduğunu, denizin kaybettiği alanı geri almak için her lodosta kordona acımasızca saldırdığını ifade etti.
- Dolgu alan suyla doldu
- Kafeterya, restoran ve dükkanları deniz suyu bastı
- Milyonlarca liralık maddi hasar oluştu
"Ben demiştim demenin şimdi kimseye bir faydası yok. Mahvettiler güzelim sahili... Şimdi kına yaksınlar" diyen Aytuğ, Altınoluk'un artık yaz aylarında nüfusu katlanınca suyun yetişmediği, çöpün alınamadığı, arıtma sistemleri çalıştırılamadığı için denizinin kirletildiği bir belde haline geldiğini yazdı.
Eskiden "Türkiye'nin oksijen çadırı" denilen bu beldenin şimdi acil olarak "suni teneffüse" ihtiyacı olduğunu belirtti.
Ortadoğu'da Çevre Felaketi Tehlikesi: Savaş Ekosistemi Hedef Alıyor
Ortadoğu'daki savaşın giderek daha vahşi bir hal aldığını belirten Aytuğ, Siyonist cephenin yeni hedefinin petrol depoları ve su arıtma tesisleri olduğunu iddia etti.
Bu durumun asit yağmurları ve susuzlukla birlikte etkileri yıllarca sürecek bir çevre felaketine dönüşebileceğini vurgulayan yazar, uzmanların uyarılarını şöyle sıraladı:
- Tahran'daki petrol yangınında ortaya çıkan kükürt ve azot oksitler yağmurla birleşince asit yağmurlarına dönüşüyor
- Asit yağmurları cilde büyük zarar veriyor, dışarı çıkılmaması gerekiyor
- Partikül maddeler akciğerlere kadar inebiliyor, astım ataklarını tetikliyor
- Bu zehirli gazlar kanserojen madde içeriyor, toprağı ve su kaynaklarını zehirliyor
- Ağaçların kurumasına, balık ölümlerine neden oluyor
- Tarihi eserleri ve arabaların kaportalarını eritiyor
"Sanki savaş 'dünyamıza' karşı açılmış gibi. Allah sonumuzu hayır etsin!" diyerek yazısını tamamlayan Aytuğ, ekosistemdeki büyük tahribata dikkat çekti.
Şeref Kürsüsü: Liverpool Taraftarından Anlamlı Mesaj
Yazısının son bölümünde çeşitli konulara değinen Aytuğ, Ali Sami Yen'de Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözünün yazılı olduğu pankartı açan Liverpool taraftarına koca bir alkış gönderdi.
Zap'tiye'nin Silivri'de Ekrem İmamoğlu'nun yattığı hücrenin aynısını yapıp ziyarete açtığını, Hırsız Baba Türbesi'ne çaput bağlamak için kuyruğa girenlerin olduğunu aktardı.
Gabriel Garcia Marquez'den bir alıntıyla yazısını bitiren Aytuğ, "Gerçek üzüntü ne zaman başlar biliyor musun? Yaşlandığın kadar yaşamadığını anladığın zaman" sözlerini paylaştı.



