Sömürgeciliğin geçmişten günümüze uzanan görünmez mekanizmalarını bir deneyim kurgusuyla ele alan “İnsanlığın Yükü Dekolonizasyonun Bugünü” sergisi, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu. Hasan Mert Kaya’nın küratörlüğünü üstlendiği sergi, bu yıl ilki düzenlenen “World Decolonization Forum 2026” kapsamında izleyicilere açıldı.
Serginin Amacı ve Kapsamı
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ile Enstitü Sosyal himayesinde hazırlanan sergi, güncel dekolonyal tartışmaları sanatsal bir deneyim alanına taşıyor. Sergide çok fazla detay olduğunu dile getiren Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, sergiyi hazırlama amaçlarını şöyle anlattı: “Sömürgecilik, sadece gemilerle ve coğrafi olarak yapılan bir süreç değildi. 500 yıllık yaralı bir hafızadan bahsediyoruz. Bunu yalnızca akademik bir dille ifade etmek kolay değil. Neler yaşandığıyla ilgili çok fazla doküman, belge ve kanıt var. Amacımız bu kanıtları sunabileceğimiz bir sergi alanı oluşturmaktı. Elbette 500 yıllık tarihin bir sergiyle anlatılamayacağını biliyoruz. Biz elimizden geldiğince ülkemiz için de dikkat çekici olabilecek detaylara girmeye çalıştık.”
Tarihi Eserler Batılı Müzelerde
Armağan, sergideki arkeolojik çalışmaların önemine değinerek, “Sömürgeciliğin bugün geldiği nokta daha çok arkeolojik çalışmalar üzerinden belirlenmiş ve pek çok arkeolojik eser yurt dışına taşınmıştır. Buralarda (Türkiye’de) yapılan bilimsel arkeolojik çalışmalardan çıkan eserlerimiz, dünyadaki belli Batılı merkezlere götürülmüş ve şu an halen Bergama Müzesi’nde, British ve Metropolitan Müzesi’nde bu eserlerle karşılaşabilirsiniz. Dolayısıyla işin çok boyutu var. Bu boyutları elimizden geldiğince bir sergide göstermeye çalıştık ki gerçekten hem çocuklarımız hem toplumumuz bu konuyla ilgili daha fazla bilinçlensin ve farkındalık kazansın” ifadelerini kullandı.
Sömürgeciliğin Günümüzdeki Etkileri
Sömürgeciliğin bugünkü durumuna da işaret eden Armağan, “Aslına bakarsanız zaman zaman etkilerini bizim de gördüğümüz, ‘yarı sömürge’ olarak nitelendirdiğimiz, zaman zaman özellikle bilgi akışı ve gelenekler üzerinden çok yoğun bir şekilde sömürgeye maruz kalan bir ülkeyiz. O bakımdan da maruz kaldığımız şeyleri dünyayla beraber yaşadığımız bu ortak hafızayı hatırlamak ve sık sık hatırlatmak gerekiyor. Serginin, forumun ve sinema etkinliğinin de amacı bu hatırlatmayı naçizane yapabilmek” diye konuştu.
Küratör Hasan Mert Kaya'dan Açıklamalar
Küratör Hasan Mert Kaya ise serginin bir sandık enstalasyonuyla başladığını vurgulayarak şu bilgileri verdi: “19. ve 20. yüzyıl boyunca Mezopotamya’dan Hindistan’a, İran coğrafyasından Mısır, Afrika, Anadolu ve Latin Amerika’ya uzanan bir kültürel yağma ve bu yağmanın üzerine bina edilen anlatılar söz konusu. Tabii burada sömürgecilik, tarih kitaplarında yaşanmış ve bitmiş bir süreç olarak bilinse de aslında ekonomide, dilde, hafızada hayatın birçok alanında ve nihayet şu an dijital tahakkümün olduğu bir süreçte kendini, formatlarını değiştirerek devam ediyor. Buraları sorgulayan bölümlerimiz var.”
Dönüşü Olmayan Kapı Enstalasyonu
Serginin sonunda, Batı Afrika kıyılarında köle ticaretinde özgürlüğün sona erdiğini simgeleyen, dönüşü olmayan bir kapı enstalasyonuna yer verdiklerini vurgulayan Kaya, bu kapıyı bir eşik olarak kurgulayarak, dekolonizasyon sürecine yönelik farkındalığı artırmayı ve ziyaretçileri daha fazla sorgulamaya teşvik etmeyi amaçladıklarını belirtti. Sergi, 17 Mayıs’a kadar görülebilecek.



