World Decolonization Forum 2026 kapsamında düzenlenen "Dekolonize Film Günleri", sömürgecilik tarihi, kültürel bellek ve direniş temalı seçkin yapımları İstanbul Atlas Sineması’nda izleyiciyle buluşturuyor. Etkinlikte konuşan İranlı yönetmen Majid Majidi, Hollywood yapımlarının Batı politikalarını meşrulaştırdığını vurgulayarak, "Bugün bize bombalarla ya da füzelerle değil, kültürümüzü, değerlerimizi ve hafızamızı unutturarak geliyorlar" dedi. Yapımcı Mehmet Bozdağ ise "Tarihe hâkim olan, tarih şuurunu yok ederek sömürgeciliğini sürdürüyor. Dünyayı kendi kimliğimiz ve ruhumuzla yeniden tasarlamak mecburiyetindeyiz" çağrısında bulundu.
Programın Kapsamı ve Amacı
World Decolonization Forum 2026'nın yan etkinlikleri kapsamında organize edilen "Dekolonize Film Günleri", 13-14 Mayıs tarihlerinde İstanbul Atlas Sineması'nda gerçekleştiriliyor. Dokuz filmin ücretsiz olarak sinemaseverlere sunulduğu program, sömürgecilik tarihinden toplumsal adalet arayışına kadar geniş bir yelpazeyi beyaz perdeye taşıyor. Etkinlik; Kıbrıs'taki bölünmüşlükten Avustralya'daki "Çalınan Nesil" trajedisine, Güney Amerika'daki yerli direnişinden Myanmar'daki soykırıma kadar pek çok kritik meseleyi sinema aracılığıyla gündeme getiriyor. Programın temel amacı, geçmişin sömürge pratikleri ile günümüzün dijital ve kültürel güç ilişkileri arasında eleştirel bir köprü kurmak olarak öne çıkıyor.
Majidi, Bozdağ ve Soysal'dan Kültürel Temsil Vurgusu
Etkinlik kapsamında düzenlenen "Ekranı Dekolonize Etmek" başlıklı panelde; dünyaca ünlü İranlı yönetmen Majid Majidi, yapımcı Mehmet Bozdağ konuşmacı, yönetmen Faysal Soysal ise moderatör olarak yer aldı. Panelde, Batı merkezli anlatıların Doğu toplumlarını "mağdur" veya "egzotik" gösterme eğilimi eleştirilirken, yerli ve özgün bir sinema dilinin inşası tartışıldı.
İranlı yönetmen Majid Majidi, uluslararası platformlarda dile getirilen insan hakları ve demokrasi kavramlarının Batı tarafından diğer halklar için adil uygulanmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hollywood yapımları çoğu zaman Batı'nın politikalarını meşrulaştıran anlatılar üretir. Süper kahraman filmleri dahi dünyayı kurtaran bir Batı imajı çizer. Bugün bize bombalarla ya da füzelerle değil, kültürümüzü, değerlerimizi ve hafızamızı unutturarak geliyorlar. Ben de yaptığım filmlerde kendi kültürümüzü ve insani değerlerimizi anlatmaya, insanı özünden ele almaya çalıştım."
Yapımcı Mehmet Bozdağ ise küresel dijital platformların tek tipleştirici etkisine dikkat çekerek, yerel hikâyelerin evrensel karşılık bulabilmesi için köklerinden kopmaması gerektiğini belirtti. Bozdağ, "Tarihe hâkim olan, tarih şuurunu yok ederek sömürgeciliğini sürdürüyor. Dünyayı kendi kimliğimiz ve ruhumuzla yeniden tasarlamak mecburiyetindeyiz. Eğer o 'temiz hikâyeleri' anlatmazsak kendimizi kaybederiz," değerlendirmesinde bulundu.
Panelin moderatörlüğünü üstlenen Faysal Soysal da sinemanın toplumsal hafıza ve kimlik inşasındaki stratejik önemine vurgu yaptı. Soysal, bireylerin dünya görüşlerinin şekillenmesinde sinemanın doğrudan bir etkisi olduğunu ifade etti.
Gösterim Programı
13 Mayıs'ta Derviş Zaim'in Çamur (2003) filmiyle başlayan program; Roland Joffé'nin Misyon (The Mission, 1986), Phillip Noyce'un Çit (Rabbit-Proof Fence, 2002) ve Majid Majidi'nin çocuk emeğini konu alan Güneşin Çocukları (Khorshid, 2020) yapımlarıyla devam etti. Dekolonize Film Günleri, 14 Mayıs'ta Atlas Sineması'nda yapılacak özel gösterimler ve söyleşilerle sona erecek.



