Firkatin Panzehri: Ramazan Bayramı'nda Fıtrata Kavuşmak ve Özlemin Vuslatı
Firkatin Panzehri: Ramazan Bayramı'nda Fıtrata Kavuşmak

Firkatin Derin Anlamı ve İnsanın Varoluş Arayışı

Sanat tarihçisi ve yazar Ahsen Öztaş, insanın en temel duygularından biri olan firkat kavramını ele alarak, Ramazan Bayramı'nın bu derin özlemin panzehri olduğunu vurguladı. Firkat, yalnızca uzak kalınanlara duyulan hasreti değil, aynı zamanda insanın kendi öz varlığından ve yaratıcısından uzaklaşmasının yarattığı varoluşsal yoksunluğu da ifade ediyor.

O'nsuzluk ve Ben'sizlik: İnsanın Kimlik Kaybı

Öztaş'ın analizine göre, Allah'ı unutan insan sadece bir adresi ve o adrese ulaşma özlemini kaybetmekle kalmıyor, aynı zamanda bu adresi arama yetisinden de mahrum kalıyor. Bu durum hem "O'nsuzluk" hem de "ben'sizlik" olarak tanımlanıyor. İnsanın kulluk kimliğini yitirmesi, onu vatansız, varsız ve hatta yoksun bir konuma sürüklüyor.

"Allah'ı unutan sadece bir adresi ve o adrese gitmeyi mümkün kılacak özlemi kaybetmekle kalmayacak, muhtaç olduğu adresi arama yetisinden de mahrum kalmış olacaktır" diyen Öztaş, bu durumun insanın asıl kimliğini ve varoluş amacını bulamamasına yol açtığını belirtiyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Ramazan Bayramı: Firkatin İlahî Panzehri

Yazar, Ramazan Bayramı'nın bu derin firkat duygusuna karşı ilahî bir panzehir olduğunu vurguluyor. Ramazan ayı boyunca unutulan değerlerin hatırlandığı, kaybedilenlerin bulunduğu, uzaklaşmaların kavuşmaya dönüştüğü bir sürecin zirvesi olarak bayramı işaret ediyor.

Öztaş şöyle açıklıyor: "Ramazan Bayramı tüm gidenlerin dönüşü, kaybedilenlerin bulunuşu, unutulanların hatırlanışıdır. Allah'a karşı gelmekten sakınmak bir panzehirdir. İnsan Rabbine karşı geldiği her an O'ndan ve kendinden ayrılır."

İnsanın Asıl Yurdu ve Fıtrata Dönüş

İslâm'ın beş şartı üzerine kurulu binasında Ramazan orucunun temel bir direk olduğunu hatırlatan Öztaş, insanın asıl yurdunun Allah olduğunu vurguluyor. Bu yurda varışın yolunun İslâm'dan geçtiğini ve kulun ancak bu yolla anlam ve kimlik bulabileceğini ifade ediyor.

Farzlar, şartlar, emirler ve yasakların insanın kendisiyle birlikte yol almasına imkan tanıdığını belirten yazar, dünyevi başarıların ve geçici tatminlerin insanı gerçek varoluş amacına ulaştıramayacağını savunuyor.

Iydü'l-Fıtr: Fıtrata Kavuşma Bayramı

Ramazan Bayramı'nın Arapçadaki asıl adı olan "Iydü'l-Fıtr"ın derin anlamlarına değinen Öztaş, fıtrat kelimesinin yaradılış ve yaradılıştan gelen bütün melekeleri ifade ettiğini açıklıyor. Fitrenin ise "fıtr" yani oruç açmanın şükrü için verilen sadaka anlamına geldiğini belirtiyor.

Yazar şu önemli tespiti yapıyor: "İnsan Ramazan'da hem alıyor hem buluyor hem de Allah'ın verdiğinden veriyor. İftar müjdedir, kavuşmadır, vuslattır. Bayramı da iftar ile ifade eden bu sanatlı ve ilahî dinin bize fısıldadığı visal anını anlamak gerek."

Büyük İftar ve Süreklilik Arzusu

Öztaş, Ramazan Bayramı'nı "büyük iftar" olarak nitelendiriyor ve bütün bir ay boyunca yokluktan iftar saatlerindeki varlığa terfi eden insanın, tüm sevinçlerinin misliyle karşılandığı gün olarak tanımlıyor. Ancak asıl önemli olanın, bu kazanımları kaybetmeden sürdürebilmek olduğunu vurguluyor.

"Madem ki vardık bu saadetli iklime, madem ki tüm kaybedilenleri yerine koymayı başarabildik, aslolan bunun sürdürülebilirliği" diyen yazar, hayat sahibi olmanın hayatı sürdürebilme ehliyeti olduğunu ifade ediyor.

Ahsen Öztaş, yazısını Ramazan Bayramı'nın mübarek olması dileğiyle ve kavuşulan anlamları hiç kaybetmeme duasıyla tamamlıyor, insanın fıtratına dönüş yolculuğunda bayramın bir milat olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması