Antalya Kaleiçi'nde Selçuklu'nun Kayıp Kitabeleri Gün Yüzüne Çıktı
Antalya'nın tarihi Kaleiçi semtinde gerçekleştirilen kapsamlı araştırmalar, Selçuklu dönemine ait büyük bir keşfe imza attı. Yapılan çalışmalarda, birçoğu daha önce bilinmeyen veya kayıp durumda olan, toplam 45 adet kitabe tespit edildi ve bu değerli eserlerin tamamı titizlikle tercüme edildi.
Duvarlarda Saklı 800 Yıllık Tarih
Tarihi surların ve ev duvarlarının ardında, bitkiler arasında gizlenmiş halde bulunan bu kitabeler, Büyük Selçuklu Sultanı 1. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 5 Mart 1207'de gerçekleşen ilk fethin ardından hazırlanmış fetihnameleri içeriyor. Antalya Valiliği'nin destekleriyle yürütülen projede, Selçuklu tarihi araştırmacısı Dr. Mahmut Demir ve Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü'nden Gülcan Acar, kitabelerin yerlerini tek tek belirledi.
Dr. Mahmut Demir, yaptığı açıklamada, Antalya'nın Anadolu'da Selçukluların en önemli liman kentlerinden ve kışlık merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Demir, "Antalya, bilindiği üzere iki kez fethedilmiş bir İslam beldesidir. İlk fetih 1. Gıyasettin Keyhüsrev'in hayatında, 5 Mart 1207 tarihinde gerçekleşti. Ancak Keyhüsrev'in ölümünden 4 yıl sonra, Türkiye Selçuklularının yaşadığı fetret devri nedeniyle şehir Müslüman hakimiyetinden çıkarak Rumların kontrolüne geçti" ifadelerini kullandı.
İkinci Fetih ve Kitabelerin Önemi
Dr. Demir, sözlerine şöyle devam etti: "Kısa süre içerisinde Türkiye Selçuklu tahtına çıkmayı başaran İzzettin Keykavus, üç gün içinde şehri kuşatma altına aldı ve 1 yıl, 1 ay süren kuşatma neticesinde Antalya'yı 22 Ocak 1216'da tekrar Selçuklu mülkü haline getirdi. Bu fetih, hicri 30 Ramazan 612'ye, yani Ramazan Bayramı'na denk geldiği için Sultan İzzettin Keykavus bir fetihname hazırlattı."
Bu fetihnamenin, bilinen en büyük Türkiye Selçuklu Kitabesi olduğunu belirten Demir, "Şiirsel bir Arapça ile kaleme alınmış, kağıda yazılır gibi taşa işlenmiş bir eserdir. 45 parçadan oluşuyor; 43'ü fetihnamenin kendisi, 2'si ise destekleyici parçalardır. Günümüzde surların bir kısmı ayakta olmadığı için 7'si kaybolmuş, 9'u Etnografya Müzesi'nde sergilenmekte, 29'u ise surların üzerinde bulunmaktadır" dedi.
Zorlu Araştırma Süreci ve Sergi
Kitabelerin tespit sürecinin oldukça zahmetli olduğunu vurgulayan Dr. Demir, "Bu kitabelerin çoğu görünmeyen noktalarda, bina çatılarında ve özel mülklerin içerisinde, zamanla zarar görmüş veya çalılar tarafından bürünmüş durumdaydı. Gülcan hanım tek tek bunları binbir zahmetle fotoğrafladı. Ben de naçizane tercümelerini ve metinlerini hazırladım. Böylece herkesin göremeyeceği bu fetihnameyi, herkesin erişebileceği bir şekilde sergilemeye çalıştık" ifadelerini kullandı.
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü'nde fotoğrafçı olarak görev yapan Gülcan Acar ise, Antalya'ya yeni tayin olduğunu ve ilk görevinin bu kitabeleri fotoğraflamak olduğunu söyledi. Acar, "Surların arasında bu kitabeleri gördüğümde inanılmaz estetik buldum. Sergi alanında, tıpkı duvarda durdukları gibi birebir ve kabartmalı şekilde, her bir kitabeyi gerçek ölçüsünde izleyicinin karşısına getirdik. İnanıyorum ki, her gün yanından geçip giderken bir sürü insan bunları görmeden gidiyordu, ancak artık farkındalıkların artacağını düşünüyorum" dedi.
Kitabelerin gerçek ölçüleriyle aynı kabartma replikalarından oluşan sergi, fetih kutlamaları kapsamında Akdeniz Üniversitesi, Atatürk Kültür Merkezi başta olmak üzere çeşitli merkezlerde sergilenmeye devam ediyor.
