Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, pladis ve GODIVA Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, LEGO'nun iş dünyası ve felsefedeki yerini ele alan bir yazı kaleme aldı. Ülker, LEGO'nun Danimarka'nın Protestan çalışma ahlakıyla, Yıldız Holding'in ise Anadolu'nun salih amele dayalı ahlakıyla çalıştığını belirterek, her ikisinde de aile geleneği ile kurumsallığı birleştiren bir iş görüşü olduğunu ifade etti.
Aile Kapitalizmi ve Hermes Örneği
Murat Ülker, aile kapitalizminin en güzel örneklerinden biri olarak Hermes'i gösterdi. Hermes'in 6. kuşak tarafından yönetildiğini ve kısa vadeli kâr için kaliteden ödün vermediğini belirten Ülker, Birkin çantanın üretim süresini kısaltmadıklarını ve fabrikasyon üretime geçmediklerini vurguladı. Bu stratejinin borsa yatırımcısını çıldırtacak bir yavaşlık olsa da ailenin uzun vadeli marka değerini koruma amacı taşıdığını söyledi. Hermes'in 2010-2014 yılları arasında LVMH'nin hisse toplama operasyonuna karşı elliden fazla aile üyesinin H51 adlı holding çatısı altında birleşerek hisselerini 20 yıl boyunca satmama kararı aldığını ve bu sayede bugün dünyanın en değerli lüks markası haline geldiğini aktardı.
LEGO, Yıldız Holding ve Hermes'in Ortak Noktaları
Ülker, LEGO, Yıldız Holding ve Hermes'in disiplin, direnç ve sadakat konularında benzeştiğini düşündüğünü belirtti. Bir şirketin en büyük varlığının bilançosundaki aktiflerin yanında, kriz anında bir araya gelip 'bu marka bizim yadigarımızdır' diyebilen ortak akıl olduğunu vurguladı.
LEGO Felsefesi ve Oyunun Anlamı
Murat Ülker, LEGO'nun felsefi boyutuna da değindi. 2017 yılında Roy T. Cook ve Sandra Bacharach tarafından yazılan 'Lego Asla Sadece Lego Değildir' adlı kitabın Türkiye'de iki baskı yaptığını ve üçüncü baskıya hazırlandığını belirtti. Kitabın yazarlarının LEGO felsefesini Locke ile başlayıp Heidegger ile bitirirken, Tao'dan Buda'ya uzanan bir perspektifle ele aldıklarını ifade etti. Ülker ise konuya Müslüman olarak yaklaştığını söyledi.
Yazarlara göre LEGO, yetişkin tiryakilerine karmaşık yapıları oluştururken problemlerle başa çıkma ve flow (akış) deneyimi sunuyor. LEGO'nun küçük yapı taşları, gerçekliğin anlaşılır ve minyatür soyutlamaları olarak görülüyor. Oyun sistemi olarak LEGO, seviye seviye ilerleme motivasyonu veriyor ve felsefe gibi parçalara bakmanın yanı sıra ilişkileri, kalıpları ve altında yatan yapıları incelemeye davet ediyor.
Oyun ve Felsefe İlişkisi
Ülker, oyunun önemli bir zihniyet olduğunu ve felsefenin kendisini ciddi bir oyun olarak düşünmenin faydalı olduğunu aktardı. Günümüz eğitim felsefesinde oyunun önemli bir tema olduğunu, oyunun hem amaç için bir araç hem de başlı başına bir amaç olduğunu belirtti. Oyun oynarken mümkün olan sınırların zorlandığını vurguladı.
LEGO Parçalarının Özellikleri
Orijinal LEGO parçalarının çok yönlülük, mevcut bileşenlerle uyumluluk ve yeniden kullanım için parçalara ayırma kolaylığı gibi özelliklere sahip olduğunu belirten Ülker, bu özelliklerin tasarım deneyimi sağladığını ifade etti.
Felsefi Yaklaşımlar: Locke, Aristoteles, Kant ve Heidegger
Ülker, John Locke'un mülkiyet hakkının doğal haklardan olduğu görüşü çerçevesinde LEGO'nun geniş anlamda mülk edinmeyi sağladığını belirtti. Aristotelesçi açıdan parçaların, oyunu oynayan ona form verene kadar bir anlam ifade etmediğini, oyuncunun bir heykeltraş gibi parçalara biçim verdiğini söyledi.
Modern filozoflardan Christine Korsgaard'ın otonomi tanımına atıfta bulunan Ülker, LEGO oyuncusunun ilerledikçe daha iyi olduğunu düşündüğünü ve seviyesi yükseldikçe kendini daha bağımsız hissettiğini ifade etti. Kant'ın başkalarının bizim için düşünmesine izin vermenin kişisel bağımlılık olduğu görüşünü aktaran Ülker, başkalarıyla birlikte çalışabilmenin meşru bir otonomi işareti olduğunu ve birlikte LEGO yaparak bu duygunun kazanılabileceğini belirtti. Brezilyalı felsefeci Paul Freire'ye atıfta bulunarak, bütünüyle insan olma arayışının arkadaşlık ve dayanışma ile gerçekleştiğini vurguladı.
Heidegger'in hayatlarımızı anlamlı kılmamız gerektiği, çünkü hayatta önceden yüklenmiş anlamlar olmadığı görüşünü aktaran Ülker, LEGO ile inşa sürecinin kişiyi giderek sanatçı gibi hissettirdiğini söyledi.
LEGO ve Doğu Felsefesi: Taoizm, Budizm ve İslam
Ülker, LEGO'nun Taoist yorumuna da değindi. Tao öğretisinde ihtirastan daha feci bir lanet ve tatminsizlikten daha feci bir trajedi olmadığını belirten Ülker, LEGO yığınının başına oturmanın tatmin olma ve odaklanma anlamına geldiğini ifade etti.
Budizm'de her şeyin geçici bir doğası olduğunu ve LEGO'da oyunda geçiciliğin esas olduğunu belirten Ülker, bu yorumu biraz zorlama bulduğunu ancak yazarların görüşlerini aktardığını söyledi.
Ülker, İslam felsefesi açısından LEGO'ya baktığında ise durumun farklı olduğunu vurguladı. İbn Sina'ya göre varlığın mümkün varlık ve zorunlu varlık olarak ikiye ayrıldığını, mümkün varlığın (biz, evren, nesneler) kendi başına var olamayacağını ve varlığını açıklamak gerektiğini belirtti. Bu açıklama zincirinin sonsuza kadar uzamayacağını ve sonunda Vacibü'l-Vücud (zorunlu varlık) olan Allah'a dayandığını ifade etti. Nedenselliğin gerçek olduğunu ancak bunun sadece ardışıklık değil, ontolojik bağımlılık olduğunu söyledi.
Gazali'nin Hume'dan 600 yıl önce nedenselliği sorguladığını belirten Ülker, Gazali'nin ateşin pamuğu zorunlu olarak yakmadığı, ancak Allah'ın her an yarattığı görüşünü aktardı. Bu görüşe 'kesb' denildiğini, kişinin iradesiyle seçim yaptığını ve sorumluluğun kişiye ait olduğunu ifade etti.
Sadrüddin Şirazi'nin (Molla Sadra) konuyu daha da derinleştirdiğini belirten Ülker, asıl gerçeğin mahiyet değil varlık olduğunu, varlığın durağan olmadığını ve sürekli akış ve oluş halinde olduğunu (hareket-i cevheriye) söyledi. Bu görüşün Lewis'in noktasal özelliklerinden tamamen farklı olduğunu, kainatın statik özelliklerin dizilimi değil, varlığın dinamik yoğunluk farklılıkları olduğunu belirtti.
Sonuç: LEGO'nun Geleceği
Murat Ülker, Batı felsefecilerine göre LEGO oyun dünyasının gerçek dünyaya benzemediğini, çünkü varlığın bir ön inşacısı olmadığını düşündüklerini ifade etti. İslam felsefesine göre ise LEGO oyun dünyasının yaşadığımız dünyanın bir replikası gibi düşünülebileceğini belirtti. LEGO oyuncaklarının, nesnelerin ve konseptlerin birileri tarafından inşa edilmiş olsa da inşa eden kişilerin o dünyalar üzerinde malik ve hükümran olmadığını vurguladı.
İş dünyasında kriz anında her şeyin parçalandığını ancak bunun yeniden inşa etmek için bir fırsat olduğunu söyleyen Ülker, LEGO'nun yapı taşlarını yapıp bozma sürecine benzetme yaptı. Dünyada önemli olanın anlam olduğunu, Batı felsefesinin çoğunluğunun dünyanın varoluşunu ve yaşamı tesadüfler silsilesi olarak görürken, İslam felsefesinde bu yaşamın bir hikmet ve düzen olarak algılandığını belirtti.
LEGO'nun 'yarının inşaatçılarına ilham vermek ve geliştirmek' mottosuyla seslendiğini ifade eden Ülker, bu anlayışın 'mutlu et mutlu ol' anlayışına benzediğini söyledi. Gelecekte LEGO'nun yapıtaşlarının belirsiz ancak birbiriyle uyumlu, hayal gücüne dayalı modeller üretimine yönelmesi gerektiğini, aksi takdirde her yeni kuşak ve anlayış farkıyla var olma krizi riskinin bertaraf edilemeyeceğini belirtti.



