Sultanahmet Meydanı'ndan Küçük Ayasofya yönüne doğru birkaç dakikalık yürüyüşle ulaşılan Nakşidil Kadın Çeşmesi, 237 yıldır tek damla su akıtmıyor. I. Abdülhamid'in eşi ve II. Mahmud'un annesi Nakşidil Kadın tarafından 1788'de yaptırılan bu üç cepheli mermer çeşme, Kerbela'da Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt'in yaşadığı susuzluğu sembolize ediyor.
Çeşmenin Sırrı: Susuzluk Anıtı
Çeşmenin ayna taşlarında lüle deliği bulunmuyor; bu bilinçli bir tercih. Osmanlı mimarisinde su hayatı ve bereketi temsil ederken, buradaki su yokluğu Kerbela'nın acısını unutturmamak için tasarlanmış. Muharrem ayında bu sessiz yapı, İstanbul'un ortak hafızasında özel bir yer ediniyor.
Tarihi Mekân: Sultanahmet Cezaevi
Çeşmenin yaslandığı eski Sultanahmet Cezaevi, 1845'te inşasına başlanıp 1918-1919'da tamamlanan Dersaadet Cinayet Tevkifhanesi'dir. 1986'ya kadar cezaevi olarak kullanılan yapı, Necip Fazıl, Nâzım Hikmet, Aziz Nesin gibi edebiyatçıları ağırlamış. 1990'da Kültür Bakanlığı'na devredilen bina günümüzde otel olarak hizmet veriyor.
Muharrem Ayı ve Goygoycular
Geçmişte İstanbul'da Muharrem ayı matemle geçerdi. Aşure kazanları karıştırılır, muharremiyeler okunurdu. Çocukları korkutmak için anlatılan goygoycular ise dilencilik geleneğinin bir parçasıydı. Bugün bu kültürel hafızanın sessiz tanığı olan Nakşidil Kadın Çeşmesi, 237 yıldır akan su değil, susuzlukla hatırlanıyor.



