Nâd-ı Ali Duası Yeni Yorumla Ruhları Dinlendiriyor
Manevi kültürümüzün en güçlü ve köklü metinlerinden biri olan Nâd-ı Ali duası, sanatçılar Mustafa Demirci ve Burhan Şaban'ın ruh dinginliği sunan yeni yorumuyla dinleyicilerle buluştu. Kadim ilahide Hz. Ali'ye yapılan içten çağrı, eserin her notasına sinen derin teslimiyet duygusuyla işlendi. Tüm dijital platformlarda yerini alan "Nâd-ı Ali" ilahisi, ruhunu dinlendirmek ve manevi bir yolculuğa çıkmak isteyen herkesi bu yakarışa ortak olmaya davet ediyor.
Sadece Bir Dua Değil, İlahi Bir Kapı
Sesiyle besteye hayat veren sanatçılardan Mustafa Demirci, eserin derin anlamını şu sözlerle açıkladı: "Nâd-ı Ali sadece bir dua değil, insan ruhunun en çaresiz anında ilahi olana açılan kapısıdır. Bu eseri icra ederken amacımız, o kapının önündeki bekleyişi, umudu ve teslimiyeti müziğin diliyle anlatabilmekti. Dinleyen herkesin bu eserde kendi içsel yolculuğundan bir parça bulmasını umuyoruz."
Yüzyıllardır darda kalanların, şifa arayanların ve ilahi bir dayanak arzulayanların dilinden düşürmediği Nâd-ı Ali duasının Türkçe anlamında şu ifadeler yer alıyor:
- Çağır Ali'yi; (zira o,) olağanüstü işlerin mazharıdır.
- Çağır ki, zorluklar anında onu kendine bir yardımcı bulasın.
- Benim Allah'tan bir dileğim var ve ona dayandım.
- Seni çağırıyorum ey Ali! Bütün hüzünlerim ve kederlerim yok olsun diye.
İstanbul'dan Bosna'ya Uzanan Gönül Köprüsü
Eserin video klibi, Türkiye ile tarihi ve manevi bağlarımızın en güçlü olduğu coğrafyalardan biri olan Bosna-Hersek'te çekildi. Klip, Türkiye'den tasavvuf müziği sanatçısı Mustafa Demirci ile Bosna'dan Burhan Şaban'ı aynı karede ve aynı duada buluşturarak iki ülke arasındaki sarsılmaz kardeşliği simgeledi. Klipte yer alan Başçarşı ve Stolac Tekkesi, geçmişten günümüze taşınan manevi mirası ve sınırları aşan gönül birliğini temsil etti. Bu buluşma, Nâd-ı Ali'nin "medet" çağrısının evrensel dilini gözler önüne serdi.
Sedat Anar'ın Tınıları ve Kadim Sazlar
Bestesi Issa Golitzen Farajaje ait olan, yapımcılığını Yedinota'nın üstlendiği bu özel çalışma, duanın taşıdığı tarihi ve modern insanın manevi arayışlarına da güçlü bir müzikal cevap sundu. Ney, Kanun ve Zurna gibi Türk müziğinin kadim sazlarının yanı sıra, ünlü Santur sanatçısı Sedat Anar'ın özel tınılarıyla zenginleşen düzenleme, hem köklü geçmişe bağlı hem de bugünün müzikal estetiğine hitap eden bir atmosfer oluşturdu.
Kûfi Hatla Sanatsal Derinlik
Projenin sanatsal derinliği görsel dünyaya da taşındı. Ressam ve hattat Sanaz Alborzi, Nâd-ı Ali duasını İslam yazı sanatının en karakteristik formlarından biri olan Kûfi hattı ile özel bir tabloya dönüştürdü. Klibin akışı içerisinde yer alan bu çalışma, duanın manevi ağırlığını harflerin geometrik estetiğiyle birleştirerek izleyiciye hem işitsel hem görsel bir şölen sundu. Bu yaklaşım, eserin sadece müzik değil, aynı zamanda görsel bir sanat eseri olarak da değer kazanmasını sağladı.