Baharın gelmesiyle birlikte Doğu ve Güneydoğu'nun sarp dağlarında hummalı bir mesai başladı. Toplaması tam bir sabır testi olan, dikenlerin arasından binbir emekle çıkarılan kenger bitkisinin fiyatına rağmen talebe yetişilemiyor. İşte kökünden sakız, tohumundan kahve, dalından yemek yapılan şifa deposunun bilinmeyenleri.
Zahmetli Toplama Süreci
Türkiye'nin farklı bölgelerinde baharın gelişiyle birlikte sabahın ilk ışıklarıyla dağlara çıkan kadınlar, çocuklar ve çobanlar gün boyunca ellerine batan dikenlere aldırış etmeden doğada kendiliğinden yetişen bu bitkiyi topluyor. Zahmeti toplamakla da bitmiyor; dikenlerinden tek tek arındırılan kengerler, pazarın en kıymetli konuğu oluyor.
Dikenlerin Arasındaki Kenger
Kenger; dikenli, çok yıllık ve sütlü yapıya sahip bir otsu bitki olarak biliniyor. Gövdesi kalın, yaprakları tüylü ve çiçekleri morumsu-kırmızı renkte olan bu bitki, olgunlaştıkça sarımsı-yeşil tonlara bürünüyor. Türkiye'de en çok Karacadağ bölgesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ve Ege bölgelerinde doğal olarak yetişen kenger bitkisi, tamamen doğadan elde edilmesiyle öne çıkıyor.
Kenger Otu Tüketimi
Kenger, farklı şekillerde değerlendirilebilen çok yönlü bir bitki olarak öne çıkıyor. En yaygın tüketim şekli, dikenlerinden temizlendikten sonra yumurta ile kavrularak yapılan kenger yemeği. Bunun yanı sıra kenger turşusu da oldukça popüler. Siverek ve çevresinde kengerli bulgur pilavı, kenger cacığı ve kenger kellesi gibi yöresel lezzetler sofralarda sıkça yer buluyor.



