Rusya, Ukrayna topraklarında herhangi bir Avrupa Birliği veya NATO askeri birliğinin konuşlandırılmasına kesinlikle izin vermeyeceğini resmen ilan etti. Moskova yönetiminin bu sert mesajı, bölgedeki gerilimin daha da tırmanabileceği endişelerini beraberinde getirdi.
Medvedev'den Sosyal Medya Paylaşımıyla Net Mesaj
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, X (eski Twitter) platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinin tutumunu hedef aldı. Medvedev, "Avrupa'yı yöneten aptallar Avrupa'da savaş istiyorlar. Bin kere söylendi. Rusya, Ukrayna'da hiçbir Avrupa veya NATO birliğine izin vermeyecek" ifadelerini kullandı.
Paylaşımında, "O zaman gerçekle yüzleşelim. İşte alacağınız şey" diyerek tehditkar bir dil kullanan Medvedev, Rus ordusunun "Oreşnik" orta menzilli balistik füze sistemleriyle Ukrayna'daki hedeflere saldırı görüntülerini de yayınladı.
Arka Planda İHA Saldırısı ve Rusya'nın Yanıtı
Bu açıklamaların arka planında, Rusya Savunma Bakanlığı'nın dün yaptığı bir duyuru yer alıyor. Bakanlık, Ukrayna'nın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Novgorod'daki resmi konutuna düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırısına yanıt olarak, Oreşnik balistik füze sistemleriyle Ukrayna'daki hedeflere saldırı düzenlediklerini bildirmişti.
Medvedev'in paylaştığı görüntülerin de bu operasyona ait olduğu düşünülüyor. Bu gelişmeler, taraflar arasındaki askeri hamlelerin ve diplomatik gerilimin karşılıklı olarak nasıl tırmandığını gözler önüne seriyor.
Krizin Olası Sonuçları ve Uluslararası Yansımaları
Rusya'nın bu net ve sert üslubu, Ukrayna'ya yönelik askeri desteğini artıran Batılı ülkelerle olan gerilimi yeni bir seviyeye taşıdı. Moskova'nın mesajı, özellikle NATO'nun doğu kanadındaki varlığını güçlendirme planlarına ve Ukrayna'ya yapılan silah sevkiyatlarına bir tepki olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, bu tür açıklamaların bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştirebileceği ve yanlış anlaşılmalardan kaynaklanabilecek daha geniş çaplı bir çatışma riskini barındırdığı konusunda uyarıyor. Rusya'nın "kırmızı çizgisi"ni bu kadar açık bir dille belirlemesi, uluslararası diplomasi kanallarında yeni bir gerilim dalgasına neden olabilir.