Meksika'da Kartel Lideri El Mencho'nun Ölümü Ülkeyi Kaosa Sürükledi
El Mencho'nun Ölümü Meksika'yı Kaosa Sürükledi

Meksika'da Kartel Liderinin Ölümü Ülkeyi Ateş Çemberine Çevirdi

Geçtiğimiz günlerde Meksika'da gerçekleştirilen askeri operasyon, dünyanın en çok aranan uyuşturucu baronlarından biri olan "El Mencho" lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes'in ölümüyle sonuçlandı. Ancak bu başarılı operasyonun faturası, ülkeyi saran eşi görülmemiş bir kaos oldu.

Şiddet Dalgası Dört Eyalete Yayıldı

El Mencho'nun öldürüldüğü haberi duyulur duyulmaz, Jalisco eyaleti başta olmak üzere Guanajuato, Michoacan ve Tamaulipas'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada şiddet olayları patlak verdi. Kartel üyeleri ve sempatizanları tarafından:

  • Ana yollara ve caddelere barikatlar kuruldu
  • Onlarca araç ve iş yeri ateşe verildi
  • Birçok şehirde uçuşlar acilen iptal edildi
  • Milyonlarca vatandaş güvenlik nedeniyle evlerine kapandı

Bu şiddet sarmalı, Meksika'nın uzun tarihsel süreçte şekillenen kırılgan devlet yapılarının, sınır ötesi ekonomik ağların ve küresel uyuşturucu talebinin yarattığı karmaşık yapının açık bir tezahürü olarak değerlendiriliyor.

Tarihsel Arka Plan: Devletleşme Sürecindeki Çalkantılar

Meksika'nın tarihi, kadim yerli uygarlıklardan İspanyol sömürge idaresine, bağımsızlık mücadelelerinden kanlı devrimlere uzanan zorlu bir devletleşme serüveni ile karakterize ediliyor. Bu coğrafyada siyasal düzen sık sık sarsılırken, merkezi otorite ile halkın talepleri arasındaki gerilim uzun yıllar boyunca dinmemiştir.

Modern Meksika'nın Dönüm Noktaları

  1. 1846-1848 Savaşı: Ülke topraklarının neredeyse yarısının Amerika Birleşik Devletleri'ne bırakılmasıyla sonuçlandı
  2. Porfirio Diaz Dönemi: Otuz yılı aşan yönetimde yüzeyde istikrar görüntüsü verilse de servet dar bir elitin elinde toplandı
  3. 1910-1920 Meksika Devrimi: Emiliano Zapata ve Pancho Villa öncülüğündeki köylü hareketleri sistemi kökünden sarstı
  4. Kurumsal Devrim Partisi (PRI) Hakimiyeti: Yirminci yüzyıl boyunca tek parti sistemiyle ülkeyi yönetti

Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde ise tablo yeniden değişti. Küresel uyuşturucu ticaretinin büyümesi ve silahlı kartellerin güç kazanması, devlet otoritesini zorlayan yeni bir dönemi başlattı.

Devletin Suçla Mücadele Stratejisi: Plaza Sistemi

Meksika devleti, yirminci yüzyılın ortalarından itibaren organize suçla açık bir savaşa girmek yerine, onu denetim altında tutmayı tercih etti. "Plaza" adı verilen ve belirli bölgelerdeki kaçakçılık tekelini ifade eden sistem, devletin gözetimi altında işliyordu.

Bu gayri resmî düzen, rüşvet ve paylaşılan kazanç karşılığında şiddeti belli ölçüde sınırlıyordu. Ancak 1970'lerde ABD'nin baskısıyla başlatılan "Condor Operasyonu" beklenenin aksine kaçakçıları dağıtamazken, onları büyük şehirlerde birleşmeye zorladı. Bu süreç, Miguel Angel Felix Gallardo'nun liderliğinde Guadalajara Karteli'nin doğmasına yol açtı.

ABD'nin Rolü ve Küresel Kokain Ticareti

Aynı yıllarda ABD'nin güvenlik önceliklerini Kolombiya kokaininin Florida hattına yöneltmesi, Meksika'yı küresel kokain ticaretinin en kritik geçiş güzergâhlarından biri haline getirdi. Sınırın iki yakası arasındaki devasa arz ve talep zinciri, kartellerin kısa sürede olağanüstü bir sermaye biriktirmesine imkân sağladı.

1994'te yürürlüğe giren North American Free Trade Agreement (NAFTA), Meksika ekonomisini ABD ile çok daha sıkı bir entegrasyona taşıdı. Yasal ticaret hacmi hızla artarken, bu yoğunluk yasadışı akışların da kalabalık içinde gizlenmesini kolaylaştırdı.

Eski Düzenin Çöküşü ve Yeni Nesil Karteller

2000 yılında PRI'nın 71 yıllık hâkimiyetinin sona ermesi ve Vicente Fox'un iktidara gelmesi, Meksika siyasetinde gerçek bir dönüm noktasıydı. Ancak bu "demokratikleşme" süreci eski düzenin hiyerarşik suç kontrol mekanizmalarını da dağıtmıştı.

2006'da Başkan Felipe Calderon'un orduyu ve donanmayı doğrudan sahaya sürmesiyle süreç açık biçimde askeri bir karakter kazandı. Büyük kartel liderlerini hedef alan strateji, yapıyı zayıflatmak yerine daha parçalı ve öngörülemez bir şiddet ortamı doğurdu.

Şiddetin Akıl Almaz Boyutlara Ulaşması

  • Toplu infazlar gündelik hayatın parçası haline geldi
  • Ağır silahlarla donatılmış konvoylar şehirlerde dolaşmaya başladı
  • Sistematik terör yöntemleri yaygınlaştı
  • Devletin şiddet tekeli ciddi biçimde aşındı

Joaquin "El Chapo" Guzman liderliğindeki Sinaloa Karteli'nin ABD sınırının altına kazdığı gelişmiş tüneller ve kurduğu küresel ağlar, Meksika devletinin karşı karşıya olduğu tehlikeyi tüm dünyaya gösterdi.

ABD'nin Meksika İstikrarsızlığındaki Kritik Rolü

Devlet ve karteller arasındaki bu amansız çatışmayı anlamak için bakışları sınırın hemen kuzeyindeki Amerika Birleşik Devletleri'ne çevirmek gerekiyor. Dünyadaki kokain tüketiminin önemli bir bölümünü barındıran, eroin ve sentetik uyuşturucular için devasa bir talep üreten ABD pazarı, kartellerin ekonomik gücünün asıl kaynağını oluşturmakta.

Öte yandan ABD'deki görece gevşek silah denetimi, kartellerin ağır silahlarla donanmasını kolaylaştırdı. Saldırı tüfekleri ve askeri nitelikli mühimmatın sınırın güneyine akışı, Meksika güvenlik güçleri ile karteller arasındaki güç dengesini ciddi biçimde etkiledi.

Zayıf Devlet, Güçlü Karteller Döngüsü

Bugün Meksika'nın karşı karşıya olduğu kriz, tarihsel olarak kırılgan bir devlet yapısının, küresel siyasetin ve coğrafi kaderin kesiştiği bir noktada ortaya çıkmıştır. Ülke bir yandan devrim sonrası şekillenen merkezileşme sorunları ve derin toplumsal eşitsizliklerle mücadele ederken, diğer yandan dünyanın en büyük ekonomisinin yasadışı talebini besleyen bir güzergâh üzerinde yer almaktadır.

Geçmişte şiddeti belli ölçüde kontrol altında tutan örtük düzenin çökmesiyle birlikte devletin şiddet tekeli ciddi biçimde aşınmış, paramiliter nitelik kazanan karteller sahada belirleyici aktörlere dönüşmüştür. Sonuçta Meksika, uzun süreli ve düşük yoğunluklu bir iç çatışma atmosferine sürüklenmiştir.

ABD'deki uyuşturucu talebi ve güneye doğru süren silah akışı devam ettiği sürece, Meksika'nın bu çok katmanlı şiddet sarmalını tek başına kırması oldukça zor görünüyor. Meksika örneği, istikrarsız bir devlet, çeteler ve ABD illegal pazarının yan yana gelmesiyle ortaya çıkabilecek ağır bedeli gözler önüne sererken, küresel ekonomik düzenin görünmeyen yüzünün nasıl kanlı sonuçlar üretebildiğini de çarpıcı biçimde hatırlatıyor.