Suriye'de İstikrarın Önündeki Engel: PKK/SDG'nin Kuruluşu ve Hedefleri
PKK/SDG'nin Suriye'deki Rolü ve Tehditleri

Suriye'de Esed rejiminin devrilmesinin ardından ülkenin istikrara kavuşmasının önünde ciddi bir engel olarak terör örgütü PKK ve onun Suriye uzantısı SDG gösteriliyor. 10 Mart Mutabakatı'na rağmen silah bırakmayı reddeden örgüt, kabul edilemez şartlar öne sürerek zaman kazanmaya çalışırken, diğer yandan İsrail, DEAŞ, Hizbullah ve Esed rejimi artıklarıyla iş birliği yaparak bölgeyi yeniden karıştırma planları yapıyor.

PKK/SDG'nin Suriye'deki Tarihsel Kökenleri ve Kuruluşu

Örgütün Suriye topraklarındaki varlığının temelleri 1979 yılına kadar uzanıyor. PKK'yı 1978'de kuran terör örgütü lideri Abdullah Öcalan, ilk silahlı eylemlerin ardından Suriye'ye kaçtı ve Suriye istihbaratının himayesine girdi. Bu durum, bugün PYD, YPG, SDG gibi farklı kısaltmalarla anılan yapının temelini oluşturdu. Örgüt, uzun yıllar Suriye'nin kuzeydoğusunda PKK çatısı altında faaliyet göstererek Kandil'e eleman temin etti.

2003 yılı, örgütün daha organize bir yapıya kavuşmasında dönüm noktası oldu. Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan gönderdiği talimatlar doğrultusunda, PKK'nın 8. kongresinde alınan kararla Demokratik Birlik Partisi (PYD) kuruldu. Bir yıl sonra da örgütün silahlı kanadı olan YPG hayata geçirildi. Bu yapılanma, 2011'de patlak veren Suriye iç savaşı ile birlikte adını dünyaya duyurdu.

İşgal, Gelir Kaynakları ve Bölge Üzerindeki Etkisi

Suriye'deki otorite boşluğundan faydalanan örgüt, ilk olarak Afrin, Ayn el-Arab ve Haseke bölgelerini kontrol altına aldı. 2015 sonrasında ABD'nin DEAŞ ile mücadele adı altında sağladığı destekle gücünü artıran örgüt, yaklaşık 50 bin kişilik bir milis gücüne dönüştü. Rakka'dan Deyrizor'a, Münbiç'ten Afrin'e kadar uzanan yaklaşık 50 bin kilometrekarelik bir alanı işgal etti.

Örgüt, kontrolü altındaki bölgeleri sözde kantonlara bölerek fiilen Şam yönetiminden bağımsızlığını ilan etti. Daha da kritik olan, Suriye'nin ekonomik kaynaklarının büyük kısmını ele geçirmesi oldu. Halihazırda Suriye topraklarının %30'unu kontrol eden örgüt, ülkenin petrol kaynaklarının %80'ine, verimli tarım arazilerinin %50'sine ve su potansiyelinin %95'ine hakim durumda. Özellikle Deyrizor ve Rakka'daki petrol sahalarından elde edilen ve günlük 100 bin varile yaklaşan üretim, örgütün en önemli finansman kaynağını oluşturuyor.

İnsan Hakları İhlalleri ve Bölgesel Tehditler

PKK/SDG, hedeflerine ulaşmak için insan hakları ihlallerinden ve demografik yapıyı değiştirmekten geri durmadı. Resulayn, Tel Abyad, Haseke, Kamışlı ve Ayn el-Arab gibi bölgelerde on binlerce Arap ve Türkmen aile zorla göçe tabi tutuldu. Göçe direnenler vahşice infaz edildi; Metiniye köyünde diri diri gömülen kurbanların toplu mezarları aylar sonra ortaya çıkarıldı.

En ciddi suçlardan biri de çocukların silah altına alınmasıdır. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, örgüt sadece 2022 yılında aralarında 9 yaşında olanların da bulunduğu 1200 çocuğu silahlandırdı. Saha kaynakları, gerçek sayının çok daha yüksek olduğunu belirtiyor. Bu uygulama uluslararası hukukta açık bir savaş suçu olarak kabul ediliyor.

Örgüt, Suriye'deki varlığını sürdürmek isteyen dış güçlere de alan açıyor. Kontrol ettiği DEAŞlı unsurları zaman zaman sahaya sürerek ABD'nin bölgede kalmasına zemin hazırlıyor. İstikrarsız bir Suriye'den çıkarı olan İsrail'e taşeronluk yaparak, güneydeki ayrılıkçı Dürzileri silahlandırıyor ve Esed artıklarıyla ittifak kurarak yeni bir iç savaş provokasyonu peşinde koşuyor.

Türkiye'ye yönelik tehdit boyutu da göz ardı edilemez. 2016 yılında Ankara Merasim Sokak'ta 28 kişinin, Beşiktaş'ta 47 kişinin şehit olduğu saldırılar başta olmak üzere, birçok eylemin faili veya azmettiricisi bu örgütün Suriye'deki uzantıları olarak tespit edildi. Mersin, Taksim ve TUSAŞ saldırıları da yine aynı bağlantıyla gerçekleştirildi.

Sonuç olarak, Suriye'nin kuzeyinde kritik bir alanı ve kaynakları kontrol eden PKK/SDG, sadece ülkenin toprak bütünlüğü için değil, bölgesel istikrar ve komşu ülkelerin güvenliği için de önemli bir tehdit unsuru olmaya devam ediyor.