PKK/YPG'nin Baskı ve Zulmü: Rakka ve Deyrizor'dan Aşiretlerin Çığlığı
PKK/YPG'nin Baskısına Aşiretlerin İsyanı

PKK/YPG'nin İşgal Bölgelerindeki Baskı ve Zulüm Politikaları Aşiretleri İsyana Sürüklüyor

İşgal altında tuttuğu bölgelerde sivilleri baskı altına alarak sistematik zulüm uygulayan terör örgütü PKK/YPG, mağdur ettiği aşiretlerin yaşadıklarını gün yüzüne çıkardı. Rakka ve Deyrizor'dan aşiret liderleri, örgütün silahlı saldırılar, keyfi tutuklamalar ve kültürel asimilasyon girişimlerine karşı direnişlerini anlattı.

Rakka'daki Hadidi Aşireti: Silah Zoruyla Evlerine El Konulmak İstendi

Rakka'nın Mansura bölgesinde bulunan Hadidi Aşireti liderlerinden Adnan Ebu Ali, yaşadıkları zorlukları şu sözlerle aktardı:

"Cüeydin Köprüsü kontrol noktasına yakın konumdaki evimiz, silah zoruyla ele geçirilmek istendi. Örgüt mensupları, ilk taleplerinin açık olduğunu belirterek evimize el koymak istediklerini ilettiler. İki katlı evimizin çatı ve üst katlarını keskin nişancı mevzisi olarak kullanmayı planlıyorlardı. Bu talebi reddedip direnince hedef haline geldik."

Adnan Ebu Ali, ailesinin içinde bulunduğu eve açılan ateşi şöyle anlattı:

  • Örgüt mensupları, evlerini makineli tüfeklerle mermi yağmuruna tuttu.
  • İlk ateş 10-15 dakika sürdü, kısa bir aradan sonra yaklaşık 10 dakika daha yoğun ateş açıldı.
  • Öleceklerini bilmelerine rağmen teslim olmayı hiç düşünmediklerini vurguladı.

Ayrıca, örgütün kendilerini yıldırmak için evlerinin yanına bombalar ve ağır silahlar getirdiğini, tarlalarına mayın döşediğini ancak boyun eğmediklerini ifade etti.

Deyrizor'daki Akidat Aşireti: Kültürel Asimilasyon ve Maddi Baskılar

Deyrizor'daki Akidat Aşireti liderlerinden Musab Halil Abud Cudan El Hefel ise örgütün baskı, tehdit, sivillere saldırı ve keyfi tutuklamalarının aşiretleri bir araya getirdiğini kaydetti. Bölgenin stratejik önemine dikkat çeken El Hefel, şunları söyledi:

"Suriye'nin en büyük iki petrol sahası olan Ömer ve Koniko sahaları burada, Deyrizor'da bulunuyor. Ayrıca verimli tarım arazilerine sahibiz. Örgüt, cehaletin yaygın olduğu, eğitimden uzak nesiller yetiştirerek ateist eğitim müfredatıyla insanları dini köklerinden koparmak istedi."

El Hefel, bölge halkının bu müfredatı reddettiğini, eğitime izin vermeyerek dinine, örf ve adetlerine sıkı sıkıya sarıldığını belirtti. Kendisine yönelik maddi teklifler ve geniş nüfuz vaatleriyle ikna edilmeye çalışıldığını ancak halkı, toprağı ve dini üzerinden pazarlık yapmayı reddettiğini vurguladı.

Her iki aşiret lideri de PKK/YPG'nin işgal politikalarının bölgede derin yaralar açtığını, ancak direniş ruhunun canlı kaldığını ifade ederek uluslararası topluma sesleniyor.