Dijital Konfor Z Kuşağının Zekasını Düşürdü: Flynn Etkisi Tersine Döndü
Bilim dünyasını sarsan yeni araştırmalar, yüzyıllık 'Her nesil daha zeki' kabulünü temelden sarsıyor. Z kuşağının dikkat, okuma-anlama ve matematiksel muhakeme alanlarında önceki kuşakların gerisine düştüğü öne sürülüyor. Uluslararası veriler, ortalama IQ artışının duraksadığını ve Z kuşağının bazı klasik bilişsel testlerde ebeveynleri olan X ve Y kuşaklarının gerisinde kaldığını gösteriyor.
Veriler Tersine Döndü: Flynn Etkisi Son Buldu
Nörobilimci Dr. Jared Cooney Horvath ve ekibinin farklı ülkelerdeki standartlaştırılmış bilişsel test verilerini karşılaştırarak hazırladığı değerlendirme, yaklaşık bir asırdır her nesilde artış gösterdiği kabul edilen ortalama IQ eğrisinin ilk kez aşağı yönlü sinyal verdiğini ortaya koyuyor. Yirminci yüzyıl boyunca 'Flynn etkisi' olarak adlandırılan ve her yeni kuşağın bir öncekine göre daha yüksek zekâ puanı aldığı eğilim, son veriler ışığında duraksamış hatta tersine dönmüş görünüyor.
Analizde özellikle dikkat çeken başlıklar şunlar oldu:
- Gençlerin dikkat süresindeki belirgin kısalma
- Uzun metinleri anlama ve yorumlama becerisindeki zayıflama
- Temel matematiksel muhakeme alanındaki gözle görülür gerileme
- Soyut problem çözme refleksindeki düşüş
Alarm Zilleri Çalan Bir Gerileme mi, Farklı Bir Zihinsel Gelişim mi?
Uzmanlara göre mesele yalnızca bir puan gerilemesi değil; öğrenme biçiminin, zihinsel derinliğin ve odaklanma refleksinin köklü bir dönüşümü söz konusu. Prof. Dr. Psikiyatrist Kemal Sayar, 'Modern çağda dikkat giderek parçalanıyor. Dikkatini toplayamadığı için insan yeterince iyi düşünemiyor. Hız yüceltiliyor, yavaşlık değersizleştiriliyor, sessizlik neredeyse unutuluyor' ifadelerini kullanarak durumu özetliyor.
Sayar, dijital kültürün mahiyetine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yapıyor: 'Dijital kültürde, hız var yüzeysellik var. Anlık hazlar var. Zihinsel derinliğe bir türlü ulaşamıyoruz. Bilgi artık her yerde ama bilgelik yok. Ben Z kuşağının daha az zeki değil de, farklı türde zekalar gösterdiğini düşünüyorum.'
Sabırsız ve Kaygı Yüklü Bir Kuşak
Klinik Psikolog Fatmanur Pekacar, Z kuşağının devamlı olarak uyarana maruz kalmasının dikkat ve odak problemi gerilemesine sebep olabileceğini belirtiyor. 'Bu kuşağın bilişsel sistemi sürekli yüksek uyaran yüküne maruz kaldığını gözardı etmemek lazım' diyen Pekacar, internetin yaygınlığı ile bilgiye hızlı ulaşmanın kolaylaştığını ancak sayfalarca yazı okuma sabrının azaldığını vurguluyor.
Pekacar'ın değerlendirmesi şöyle devam ediyor: 'Z kuşağı sosyal medya sayesinde sürekli olarak kıyasın içinde. Günümüzde Z kuşağı sosyal kıyas ve gelecek kaygısı altında. Bu kuşak, ebeveynlerine göre daha çok uyarana maruz ve daha kaygı yüklü.'
Farklı Bir Düşünce Tarzı Geliştirmiş Olabilirler
Prof. Dr. Ali Murat Yel ise yeni neslin farklı bir düşünce tarzı geliştirmiş olabileceğine işaret ediyor. 'Belki bugün bizim de rahatlıkla gözlemleyebileceğimiz gibi genç nesiller belki somutta soyuta giden bir düşünce tarzı geliştirebildiler' diyen Yel, maruz kalınan sosyal medya ve internet ortamının uzun yıllar alacak eğitimle elde edilebilecek bilgilere kısa sürede ulaşmayı sağladığını ifade ediyor.
Yel, 'akıllı olma' ile 'zeki olma' arasındaki farkın giderek daha fazla görünür hale geldiğini belirterek şu önemli tespiti yapıyor: 'Yani, yeni nesil belki ebeveynlerinden daha zeki olabilir ama bunu soyuttan pratiğe geçirmede daha az beceri sahibi olmalarıyla açıklanabilir.'
Araştırma Sonuçları Ekrana İşaret Ediyor
Dr. Horvath'ın araştırmasının sonuçları, düşüşün biyolojik bir gerilemeden ziyade tamamen çevresel koşullardan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Raporda öne çıkan başlıklar şunlar:
- Eğitimden Teknoloji Bağımlılığı: Sınıflarda tablet kullanımının artması, derinleşmeyi engelliyor.
- Ekran Süresinin Artışı: Gençlerin günün yarısını ekran karşısında geçirmesi beynin kapasitesini azaltıyor.
- İnsan Etkileşiminin Kaybolması: Ekran üzerinden iletişim sosyal öğrenmeyi zedeliyor.
- Odaklanma ve Hafıza Sorunları: Sürekli bölünen dikkat süreleri hafızayı zayıflatıyor.
Bu tablo, eğitim politikalarından aile içi disipline, ekran süresinden öğretim yöntemlerine kadar geniş bir alanı ilgilendiren yeni bir sorgulamanın kapısını aralıyor. Uzmanlar, insanlık tarihinde ilk kez bir kuşağın ortalama bilişsel performansının ebeveynlerinin gerisinde kalmış olabileceği konusunda hemfikir görünüyor.