YÖK Lisansüstü Eğitimde Kadın Öğrencilere ve Araştırma Görevlilerine Ek Süre Hakkı Getirdi
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), devlet üniversitelerine gönderdiği resmi yazıda, lisansüstü eğitim gören kadın öğrenciler ve kadın araştırma görevlileri için önemli düzenlemeleri duyurdu. Bu kapsamda, doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere talepleri halinde ek süre verilmesi ve kadın araştırma görevlilerinin azami kadro sürelerinin uzatılması kararlaştırıldı.
Doğum Yapan Lisansüstü Öğrencilere İki Dönem Ek Süre
YÖK'ün yazısında, 6 Mart tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hatırlatıldı. Bu yönetmeliğe eklenen yeni hükümle, doğum yapan lisansüstü kadın öğrencilere, talepleri durumunda doğum sonrası iki dönem ek süre verilebileceği belirtildi. Ayrıca, bu ek sürelerin azami bitirme sürelerinden sayılmayacağı vurgulandı.
Kadın Araştırma Görevlilerine Azami Kadro Süresi Uzatması
Yazıda ayrıca, Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 1 Şubat 2013 tarihli toplantısında alınan karara da atıfta bulunuldu. Bu karara göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 104. ve 105. maddelerinde belirtilen mazeret ve hastalık izinleri ile kadın memurlara doğum nedeniyle verilen ücretsiz izinlerin, lisansüstü eğitim azami bitirme sürelerine eklenmesi öngörülüyor.
Bu bağlamda, Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun 24 Mart tarihli toplantısında alınan yeni karar şu şekilde açıklandı:
- Daha önce analık nedeniyle aldıkları mazeret izin süreleri veya ücretsiz izinlerden kaynaklanan ek sürelerden yararlanıp yararlanmadıklarına bakılmaksızın,
- Lisansüstü eğitimde azami kadroda bulunma süreleri devam eden kadın araştırma görevlilerine,
- Talepleri halinde Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği'nin dokuzuncu fıkrası kapsamında ek süreler verilecek.
- Bu ek süreler, azami kadroda bulunma sürelerini uzatacak.
Bu düzenlemeler, lisansüstü eğitim sürecinde kadınların karşılaştığı zorlukları hafifletmeyi ve eğitim haklarını güçlendirmeyi amaçlıyor. YÖK'ün bu adımı, akademik kariyerde cinsiyet eşitliğini destekleyen önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.



