AMD Başkanı Hasan Yücel: Türkiye'nin Yeraltında 1 Trilyon Dolarlık Altın Potansiyeli Var
Türkiye'nin Yeraltında 1 Trilyon Dolarlık Altın Potansiyeli

AMD Başkanı Hasan Yücel: Türkiye'nin Yeraltında 1 Trilyon Dolarlık Altın Potansiyeli Var

Altın Madencileri Derneği (AMD) Başkanı Hasan Yücel, dünya hızla "kritik mineraller" çağına girerken, Türkiye'nin maden potansiyelini üretime dönüştürmesinin artık bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk olduğunu belirtti. Yücel, "Türkiye'nin bilinen 6 bin 500 tonluk altın potansiyeli, bugünkü fiyatlarla 1 trilyon doların üzerinde bir değere karşılık geliyor. Gelişen teknoloji ve doğru politikalarla bu potansiyeli 10 bin tona çıkarabiliriz. Bu güç, Türkiye'yi ekonomik olarak sıçratacak bir kaldıraçtır" dedi.

Kritik Mineraller Çağı ve Türkiye'nin Şansı

Yücel, dünya nüfusunun artmasıyla birlikte maden tüketiminin de hızla yükseldiğine dikkat çekti. "Nüfus 10 milyara çıktığında maden tüketimi 100 milyar tona ulaşacak. Enerji ihtiyacımız dört katına çıkacak. Petrolden ve doğalgazdan vazgeçip 2050’ye kadar kullanımlarını azaltacaksak, bunların yerine ne koyacağız?" diye soran Yücel, yapay zeka ve iklimlendirme gibi teknolojilerin daha fazla enerji ve mineral gerektirdiğini vurguladı.

Çin'in bu dönüşümü 1980'lerden beri öngörerek kaynaklara ve teknolojiye hakim olduğunu belirten Yücel, Türkiye'nin jeolojik potansiyel açısından en şanslı ülkelerden biri olduğunu söyledi. "Jeolojik potansiyel olarak 80-90 çeşit mineral çeşitliliğine sahibiz" ifadelerini kullandı.

Dünyadan 100 Yıl Gerideyiz

Yücel, Türkiye'de hâlâ "Acaba üretsek mi, doğaya dokunmasak mı?" tartışması yapıldığını, bunun dünyadan 100 yıl geride kalındığını gösterdiğini savundu. "Artık teknolojiyi kullanarak iş kazalarını ve çevre hassasiyetini sıfıra indiren, doğayla uyumlu madencilik yapmak mümkün" dedi.

Türkiye'nin jeolojik potansiyelinin çok yüksek olduğunu ancak ülkenin tam olarak aranmadığını belirten Yücel, "Biz Türkiye'nin yer altının sadece ilk 50-60 metresini biliyoruz. Derine inildiğinde 70-80 çeşit mineralin varlığını öngörüyoruz" açıklamasını yaptı.

Cari Açığın Çözümü Yerli Üretimde

Yücel, Türkiye'nin cari açığının 110 milyar dolar olduğunu, bunun 60 milyar dolarının maden kaynaklı olduğunu söyledi. "Bunun 25 milyar doları altın, 45 milyar doları ise bakır, alüminyum, demir gibi metallerdir. Türkiye bunların tamamını üretebilecek potansiyelde" dedi.

Altının dünyanın ortak geçerli tek finans aracı olduğunu vurgulayan Yücel, "Altın, pazar sorunu olmayan ve dünyanın her yerinde geçerliliği olan bir varlıktır. Bir kilo altınınız varsa, dünyanın her yerinde hayatınızı idame ettirebilirsiniz" ifadelerini kullandı.

Yer Altında Trilyon Dolarlık Güç

Yücel, Türkiye'nin yeraltında ve yastık altında büyük altın rezervlerine sahip olduğunu belirtti. "Tahminlere göre yastık altında 6.000 ila 8.000 ton altın var. Ben 8.000 ton tarafındayım. Bu, kişi başı yaklaşık 100 gram altın demektir" dedi.

1990'lı yıllardaki projeksiyonların Türkiye'nin 6.500 ton altın potansiyeline işaret ettiğini, bu miktarın bugünkü fiyatlarla 1 trilyon doların üzerinde bir değere karşılık geldiğini söyleyen Yücel, "Mevcut jeolojik veriler ve saha tecrübesi, Türkiye'nin yeraltındaki altın varlığının 10.000 ton, gelişen teknolojilerle ise 12.000 tona kadar çıkabileceğini gösteriyor" açıklamasını yaptı.

Büyük Potansiyele Karşı Düşük Üretim

Yücel, Türkiye'nin yıllık altın üretiminin 2025 itibarıyla sadece 28 ton olduğunu, bu miktarın 10.000 tonluk potansiyelin binde ikisine karşılık geldiğini belirtti. "Aynı dönemde Türkiye yılda 140–150 ton altın ithal etmektedir. Üretimin 28 tondan 100 tona çıkması, yatırım ortamının oluşmasına bağlıdır" dedi.

Altın madenciliğinin yüksek risk içerdiğini vurgulayan Yücel, "Bugüne kadar: 10 milyar dolar üretim yatırımı, 2 milyar dolar arama yatırımı yapılmıştır. Yani 28 tonluk üretimin arkasında 12 milyar dolarlık bir sermaye riski bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Yerli Altın Döviz Yutmaz

Yücel, Türkiye'de madenlerden üretilen altının yurt dışına satılmasının yasak olduğunu, tüm yerli üretimin Borsa İstanbul üzerinden işlem gördüğünü söyledi. "Merkez Bankası, yurt içindeki madenlerden çıkan altını Türk Lirası ödeyerek doğrudan madenciden satın alırken, ithal altın için döviz ödemek zorundadır. Bu nedenle yerli altın üretimi yalnızca bir madencilik faaliyeti değil; döviz tasarrufu sağlayan, cari açığı azaltan ve finansal istikrarı güçlendiren stratejik bir ekonomi politikasıdır" dedi.

Altın Türkiye İçin Zorunluluk

Yücel, Türkiye'nin bu dönemi doğru okuması halinde altın fiyatlarındaki yükselişten yalnızca yatırımcı değil, ülke ekonomisinin de kazanacağını belirtti. "Yurt içinde üretilen her ton altın; ithalatı azaltır, döviz çıkışını sınırlar ve cari açığı doğrudan aşağı çeker. Yerli üretim, rezerv yönetimini güçlendirir ve ülkenin ekonomik manevra alanını genişletir" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin yılda 100 ton altın üretimini kendi imkânlarıyla gerçekleştirebilecek seviyede olduğunu söyleyen Yücel, "Altın; enerji ve savunma sanayii gibi stratejik sektörler arasında ele alınmalıdır. Ancak bu bakış açısıyla risk sermayesi sektöre yönelir" dedi.

Yücel, madenciliği yeni ekonominin kurucu unsuru haline getirmenin önemine değinerek, "Elektrikli araçlardan bataryalara kadar bu dönüşüm, daha fazla maden ve metal gerektiriyor. Altın, bu dönüşüm sürecinde finansal istikrarın güven unsuru olmayı sürdürüyor" açıklamasını yaptı.