Küresel Borç Rekor Kırdı: 348.3 Trilyon Dolara Ulaştı
Küresel Borç 348.3 Trilyon Dolar ile Rekor Seviyede

Küresel Borçta Tarihi Rekor: 348.3 Trilyon Dolar

Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) "Küresel Borç Monitörü" raporuna göre, küresel borç geçen yıl keskin bir artışla 348.3 trilyon dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini kaydetti. Toplam borç stoku, bir önceki yıla göre yaklaşık 29 trilyon dolar artış gösterdi.

Borç Artışının Temel Dinamikleri

Rapora göre, küresel borçtaki bu tarihi yükselişin arkasında çok boyutlu dinamikler yer alıyor. Özellikle kamu harcamaları ile teknoloji ve dijital dönüşüm odaklı özel sektör yatırımları, borçluluk artışının başlıca belirleyicileri olarak öne çıkıyor.

Küresel borcun sektörel dağılımı şu şekilde gerçekleşti:

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması
  • Hane halkı borçları: 64.6 trilyon dolar
  • Finansal olmayan şirket borçları: 100.6 trilyon dolar
  • Kamu borçları: 106.7 trilyon dolar
  • Finansal sektör borçları: 76.4 trilyon dolar

Kamu Borçlarında Dikkat Çeken Artış

Kamu borçlanmaları 2025 yılında küresel borç artışının 10 trilyon dolardan fazlasını oluşturdu. Bu artışın neredeyse dörtte üçü Çin, ABD ve Avro Bölgesi'nden kaynaklandı. Pandemi döneminde uygulanan mali destek paketleri, artan sanayi ve teknoloji teşvikleri ile yeşil dönüşüm yatırımları, kamu borçlanma gereksinimini önemli ölçüde büyüttü.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurullah Gür, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Pandemiyle birlikte kamu borçlarındaki artış kendini daha fazla hissettirdi. Amerika, Çin, Avrupa Birliği başta olmak üzere büyük ekonomik aktörlerin yoğun bir teknoloji rekabeti içinde olduğunu görüyoruz. Ülkeler bu rekabette geri düşmemek adına sanayi ve teknoloji teşviklerini artırdı. Devletin ekonomideki rolünün arttığını görüyoruz."

Teknoloji Yatırımları ve Özel Sektör Borçluluğu

Son yıllarda şirketlerin dijitalleşme süreçlerini hızlandırması ve yapay zeka yatırımlarına yönelmesi, kurumsal borçluluğu yukarı çeken başlıca unsurlar arasında gösteriliyor. Geçmiş dönemlerde konut yatırımlarının borç dinamiklerini belirlediği görülürken, bugün teknoloji odaklı sermaye harcamalarının öne çıktığı değerlendiriliyor.

Prof. Dr. Nurullah Gür bu konuda şu açıklamayı yaptı: "Şirketlerin son yıllarda artan dijitalleşme eğilimleri ve yapay zeka yatırımları küresel borçluluk seviyesini artırdı. 2008'deki küresel krizden önce konut yatırımlarındaki artış borçluluk seviyesini ciddi oranda artırmıştı. Şimdi ise dönemin koşullarına uygun farklı türde yatırımlar borçluluk oranlarını etkiliyor."

Risklerin Niteliği Değişiyor

Mevcut borç birikimi kısa vadede sistemik bir kriz sinyali üretmese de, borçla finanse edilen yatırımların verimliliği kritik önem taşıyor. 2008 küresel finans krizindeki riskin ağırlık merkezi hane halkı ve finansal sektörken, bugün riskin kamu ve reel sektöre kaydığına işaret ediliyor.

Prof. Dr. Gür risk değerlendirmesini şöyle yaptı: "2008 krizindeki temel risk finansal kesimin ve hane halkının ciddi oranlarda borçlanmasıydı. Bu sefer risk devlet tarafında ve özel sektör tarafında borçluluk anlamında. Eğer bir borç krizi ortaya çıkacaksa, bu krizin kamu borcu ve özel sektör borcu tarafından çıkması daha büyük ihtimal."

Sürdürülebilirlik İçin Kritik Faktörler

Yapay zeka ve dijital dönüşüm yatırımlarının beklenen üretkenlik artışını sağlayamaması veya kamu harcamalarının düşük katma değerli alanlara yönelmesi durumunda, borç sürdürülebilirliğinin baskı altına girebileceği ifade ediliyor.

Prof. Dr. Gür son olarak şu uyarıyı yaptı: "Reel sektör tarafında eğer yapay zekaya yapılan yatırımlar beklenen getiriyi, verimlilik artışını ve ekonomik büyümeyi sağlamazsa ve kamu tarafı verimli yatırım alanlarından ziyade popülist harcama kalemlerine yönelirse, bu borçların çevrilmesi ciddi riske dönüşebilir."

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Küresel ekonomide borçla büyüme eğiliminin devam ettiği ancak risklerin niteliğinin önceki kriz dönemlerine kıyasla farklılaştığı değerlendiriliyor. Gelir dağılımındaki bozulma ve yaşam maliyetlerindeki artış da hane halkının temel ihtiyaçlara erişiminde krediye bağımlılığı artırarak küresel borç görünümünü besleyen diğer faktörler arasında yer alıyor.