Kritik Minerallerde Fiyat Patlaması: Türkiye İçin Yerli Üretim Fırsatı Doğuyor
Hürmüz Boğazı'nda devam eden istikrarsızlık, küresel piyasalar üzerindeki baskıyı derinleştirirken, krizin etkileri petrol ve doğal gazın ötesine geçti. Stratejik ham maddeleri hedef alan yeni bir "ticaret savaşı" boyutuna taşınan süreç, savunma sanayisi ve yüksek teknoloji üretimi için vazgeçilmez olan kritik minerallerde dikkat çekici fiyat artışlarını beraberinde getirdi.
Sülfürik Asit Tedariğinde Kritik Darboğaz
Modern sanayinin en temel işleme kimyasallarından biri olan sülfürik asit, minerallerin ayrıştırılması ve çeşitli kimyasal süreçlerde kritik rol oynuyor. Krizin odak noktası Hürmüz Boğazı, yalnızca enerji değil, küresel kükürt arzı açısından da hayati bir geçiş noktası konumunda bulunuyor. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) verilerine göre, Orta Doğu, küresel kükürt arzının yaklaşık yüzde 24'ünü karşılıyor.
Çatışmaların ardından kükürt fiyatlarında ilk etapta yüzde 10-15 artış gözlenirken, lojistik maliyetlerin de etkisiyle teslim fiyatlarında daha belirgin yükselişler kaydedildi. Piyasa verilerine göre, ton başına yaklaşık 500 dolar seviyesindeki kükürt fiyatı bazı pazarlarda teslim bazında 900 dolara yaklaştı. Bu gelişmeler, sülfürik asit piyasasında da maliyet baskısını artırırken, etkilerin özellikle küresel nikel üretiminin yüzde 60'ından fazlasını gerçekleştiren Endonezya'da daha belirgin şekilde hissedildiği değerlendiriliyor.
Çin'in İhracat Kısıtlamaları ve Küresel Etkileri
Krizin ham madde boyutundaki en kritik kırılma ise küresel üretimin merkezi konumundaki Çin'den geldi. Uluslararası medyada yer alan bilgilere göre, Pekin yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmaların küresel kükürt arzını sekteye uğratması üzerine sülfürik asit ihracatını mayıs ayından itibaren durdurmaya hazırlanıyor. Uzmanlara göre, Çin'in bu adımı, Endonezya'daki nikel tesislerinden Şili ve Afrika'daki bakır operasyonlarına hatta küresel gübre üretimine kadar geniş bir alanı doğrudan tehdit ediyor.
Lojistik kısıtlamalar nedeniyle sülfürik asit arzının kısa vadede alternatif rotalara yönlendirilememesi, madencilik sektöründe üretim sürekliliğini ciddi şekilde riske atıyor. Elektrikli araç bataryalarında kullanılan yüksek saflıktaki nikel üretimi için her bir ton nikel başına 8 ila 10 ton kükürt tüketiliyor. Batarya kalitesindeki saflık zorunluluğu, sektörü tamamen birincil kükürt arzına bağımlı hale getiriyor.
Alüminyum ve Helyum Piyasalarındaki Dalgalanmalar
Krizin bir diğer cephesi olan alüminyumda ise Körfez ülkelerindeki üretim baskısı piyasaları sarsıyor. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) verilerine göre, Çin dışındaki küresel birincil alüminyum üretiminin yaklaşık yüzde 9'unu gerçekleştiren Orta Doğu'da sevkiyatlar kısıtlanırken, piyasadaki panik Londra Metal Borsası (LME) verilerine yansıdı. LME depolarından 150 bin tondan fazla metalin bir anda çekilmesi, bölgesel ihracat kısıtlamalarının inşaat, ulaşım ve yenilenebilir enerji sektörlerini doğrudan etkilemeye başladığını gösteriyor.
Ekonominin pek çok alanında kritik rol oynayan helyum ise küresel tedarik zincirindeki aksamalar nedeniyle yeniden gündemde. Küresel helyum arzının yaklaşık üçte birini sağlayan Katar'daki Ras Laffan tesisinde yaşanan teknik sorunlar ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması, piyasadaki dengeleri altüst etti. Yarı iletken ve çip üretiminde ultra düşük sıcaklıkta soğutma sağlayan stratejik bir gaz olan helyum, aynı zamanda sağlık sektöründe Manyetik Rezonans (MR) cihazlarında hayati bir rol üstleniyor.
Uzman Görüşleri: Küresel Tedarik Zincirlerine Güven Sarsıldı
ABD merkezli yatırım araştırma ve danışmanlık şirketi The Oregon Group Kurucusu ve maden ve emtia piyasaları analisti Anthony Milewski, Orta Doğu'daki kriz ve Çin'in sülfürik asit ihracat kısıtlamalarının küresel sistemde kırılmaya sebep olduğunu söyledi. Milewski, "Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla kükürt fiyatları yaklaşık yüzde 70 arttı. Endonezya'da faaliyet gösteren Çinli rafinerilerdeki kaynaklara göre, bazı tesislerin yalnızca 1-2 aylık kükürt stokuna sahip olması, olası bir kesintinin üretimi hızla durdurabileceğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.
Milewski, sülfürik asit tedarikindeki aksamaların dünyanın en büyük bakır üreticisi Şili'ye yansıdığını, ülkede üretimin yaklaşık beşte birinin bu asit bağımlı yöntemlerle yapıldığını dile getirdi. "Çin'den her yıl 1 milyon tondan fazla sülfürik asit ithal eden Şili'de fiyatlar sadece bir ay içinde yüzde 44 yükseldi. Bu durum doğrudan üretim maliyetlerini ve tedarik zincirlerini etkiliyor." dedi.
Türkiye İçin Fırsat Penceresi Açılabilir
Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, kritik metallerin teknoloji ve sanayi üretiminin temelini oluşturduğunu belirterek, "Hürmüz üzerinden gelen kükürt, demir cevheri ve grafit gibi girdilerde yaşanacak en küçük aksama bile tarımdan yüksek teknolojiye kadar üretimi kilitleyebilir." uyarısında bulundu.
Yılmaz, yaşanan sürecin enerji güvenliğinin ötesine geçtiğini vurgulayarak, "Bu tablo, küresel sanayi üretiminin her aşamasını etkileyen çok katmanlı bir ham madde krizine işaret ediyor." ifadesini kullandı. Alüminyum, grafit ve kükürt gibi girdilerin artık sıradan ham maddeler olarak değerlendirilemeyeceğini aktaran Yılmaz, "Bu girdiler, yeşil dönüşümden gıda güvenliğine kadar üretimin her aşamasında belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle fiyatlarındaki her hareket, ülkelerin ekonomik dengelerini doğrudan etkiliyor." diye konuştu.
Türkiye'de sanayi üretiminin büyük ölçüde ithal ara mallara dayandığını hatırlatan Yılmaz, şunları kaydetti: "İthalatın yaklaşık yüzde 68'ini ara mallar oluşturuyor. Bu durum, Hürmüz Boğazı'ndaki aksamaların doğrudan üretim maliyetlerine ve sanayici üzerinde baskıya dönüşmesi anlamına geliyor. Ancak güvenli ve yakın tedarik arayışının arttığı bu dönemde Türkiye, maden potansiyeliyle öne çıkarak önemli bir fırsat penceresi yakalayabilir. Kriz uzarsa en büyük kırılma yatırım iştahında yaşanır, belirsizlik arttıkça yeni projelere finansman zorlaşır. Bu nedenle yerli maden arama ve üretim yatırımlarının hızla devreye alınması ekonomik bağımsızlık açısından kritik önem taşıyor."
Yılmaz, S&P Global verilerine göre Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin küresel madencilik maliyetlerini ortalama yüzde 11,3 artırdığını belirterek, bu artışta navlun ve dizel fiyatlarındaki yükselişin etkili olduğunu söyledi.



