Tarihteki En Büyük Petrol Krizleri ve Küresel Ekonomiye Etkileri
Küresel petrol krizleri, arz kesintileri ve jeopolitik gerilimlerle ekonomileri derinden etkileyen tarihi olaylar olarak kayıtlara geçti. Son dönemde ABD–İsrail–İran hattındaki gelişmelerle yükselen petrol fiyatları, enerji güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. İkinci Dünya Savaşı sonrası petrole dayalı ekonomilerin güç kazanması ve sanayileşmenin hızlanmasıyla petrol arzı sıkıntılarının etkisi daha da belirgin hale geldi.
1973 Yom Kippur Savaşı ve İlk Büyük Petrol Krizi
6 Ekim 1973'te başlayan Yom Kippur Savaşı sonrasında patlak veren ilk büyük petrol krizi, Arap ülkelerinin İsrail'i destekleyen Batılı ülkelere karşı siyasi ve ekonomik tepkisiyle başladı. 17 Ekim 1973'te Arap Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OAPEC) üye ülkeleri şu kararları aldı:
- Petrol fiyatlarını yüzde 70 artırdılar
- Aylık yüzde 5 üretim kesintisi uyguladılar
- ABD'ye petrol sevkiyatını yasakladılar
O dönemde Ortadoğu, dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 36'sını karşılıyordu ve ambargo dünyayı günde yaklaşık 4,5 milyon varil petrol açığıyla karşı karşıya bıraktı. Petrol fiyatları kısa sürede 3-4 dolardan 11-12 dolara yükselirken, ABD ve Avrupa'da benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluştu. Bu kriz sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin yavaşlamasına, enflasyonun yükselmesine ve "stagflasyon" olarak tanımlanan ekonomik tabloya yol açtı.
1979 İran Devrimi ve İkinci Büyük Kriz
1979 yılında İran Devrimi ile ortaya çıkan ikinci büyük petrol krizi, İran'da yaşanan siyasi dönüşüm sürecinde petrol üretiminin önemli ölçüde sekteye uğramasıyla tetiklendi. Devrim sürecindeki grevler, üretim tesislerindeki aksaklıklar ve artan siyasi belirsizlikler, İran'ın günlük petrol üretiminde yaklaşık 4,8 milyon varillik azalmaya neden oldu. Bu kayıp küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 5'ine denk geliyordu.
Arzda yaşanan bu kesinti ve panik alımlarıyla birlikte petrol fiyatları hızla yükseldi. 1979-1980 döneminde varil fiyatı yaklaşık 15 dolardan 39 dolara çıkarak iki kattan fazla artış gösterdi. Enerjiye bağımlı ekonomilerde büyüme hızının yavaşladığı, tüketim ve yatırım kararlarının olumsuz etkilendiği bu dönemde küresel ekonomik belirsizlik arttı.
1990'da Irak'ın Kuveyt'i İşgali
Kuveyt'in 1990'da Irak tarafından işgali ile başlayan petrol krizi, her iki ülkenin toplam petrol üretiminin önemli ölçüde kesintiye uğrayabileceğine yönelik beklentilerle ortaya çıktı. Irak ve Kuveyt'in toplamda günlük yaklaşık 4 ila 5 milyon varillik petrol üretiminin risk altına girmesi, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 7-8'inin tehdit altında olduğu anlamına geliyordu.
İşgalin ardından piyasalarda oluşan arz riski algısı, petrol fiyatlarının kısa sürede sert şekilde yükselmesine neden oldu. Varil fiyatı birkaç ay içinde yaklaşık 17 dolardan 36 dolara çıkarak iki katına yakın artış gösterdi. 1991'de başlatılan Körfez Harekatı sürecinde Kuveyt'te 600'den fazla petrol kuyusunun aylarca yanması küresel arzın toparlanmasını geciktirdi.
2008 Küresel Ekonomik Kriz ve Petrol Fiyatları
2008 yılında yaşanan petrol fiyat artışı, önceki krizlerden farklı olarak doğrudan bir arz kesintisinden ziyade küresel ölçekte artan enerji talebi ve finansal piyasalardaki hareketlilikten kaynaklandı. Gelişmekte olan ekonomilerde sanayileşme ve büyümenin hızlanması petrol talebini yukarı yönlü etkiledi.
Emtia piyasalarına yönelik yatırım ilgisinin artması ve finansal spekülasyonların güçlenmesi fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturdu. Petrol fiyatları varil başına 140 dolar seviyesini geçerek tarihi bir zirveye ulaştı. Ancak aynı yıl yaşanan 2008 Küresel Finans Krizi ile küresel ekonomik aktivitenin yavaşlaması sonucunda petrol fiyatları kısa sürede 40 dolar civarına kadar gerileyerek yüzde 70'e yakın değer kaybetti.
Covid-19 ve Rusya-Ukrayna Krizi
2020 yılında Covid-19 nedeniyle uygulanan küresel kapanmalar petrol talebinde tarihsel ölçekte benzeri görülmemiş bir daralmaya yol açtı. Ulaşımın büyük ölçüde durması ve sanayi faaliyetlerinin yavaşlamasıyla günlük petrol tüketimi ciddi şekilde azaldı. Küresel petrol talebi kısa sürede günlük yaklaşık 100 milyon varil seviyesinden 90 milyon varilin altına gerileyerek yaklaşık yüzde 10'luk düşüş gösterdi.
Talepteki bu sert düşüşe karşın üretimin aynı hızda azaltılamaması, piyasalarda ciddi bir arz fazlası oluşmasına neden oldu. Depolama kapasitesinin dolması fiyatlar üzerinde tarihi bir baskı yarattı. Bu süreçte ABD ham petrolü (WTI), Nisan 2020'de yaklaşık -37 dolar seviyesine kadar gerileyerek tarihte ilk kez negatif fiyatlandı.
2022'de Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte enerji piyasalarında yeni bir belirsizlik süreci başladı. Rusya'nın önemli bir petrol ve doğal gaz ihracatçısı olması nedeniyle uygulanan yaptırımlar ve tedarik kısıtlamaları küresel arz güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı. Bu süreçte Brent petrol fiyatı 130 dolar seviyesine vararak son 14 yılın en yüksek düzeyine ulaştı.
Güncel Gelişmeler ve Hürmüz Boğazı'nın Önemi
ABD ve İsrail'in 28 Şubat sabahı İran'a yönelik başlattıkları saldırılardan bu yana Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinde aksamalar yaşandı. Bu durum, normalde dünyanın petrolünün yaklaşık beşte birini ihraç eden Körfez ülkelerinden petrol, doğalgaz ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin akışını aksattı. Ortadoğu'daki bu durum sürerken küresel petrol fiyatı, şubatta yaklaşık 55 dolar civarındayken, mart içerisinde 100 dolar seviyesini geçti.
Basra Körfezi'nin çıkış noktasında bulunan Hürmüz Boğazı, Ortadoğu'daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) küresel piyasalara ulaştırılmasında kritik bir geçiş hattı işlevi görüyor. Küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20'sine denk gelen, günlük ortalama 20 milyon varil petrolün taşındığı bu dar su yolu, başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Kuveyt ve İran olmak üzere bölge ülkelerinin enerji ihracatında kilit rol oynuyor.
Boğaz'dan yapılan sevkiyatın büyük bölümü Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ekonomilerine yöneliyor. Katar'ın tüm LNG sevkiyatı da bu güzergâh üzerinden gerçekleştiriliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksamanın küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara neden olabileceği uzmanlar tarafından sıkça vurgulanıyor.



