Murat Ülker, Polinas'ın Kuruluş Hikayesiyle Ambalaj Sektörünün Dönüşümünü Gözler Önüne Serdi
Yeni yazısında üretim yolculuğunun perde arkasını paylaşan Murat Ülker, Manisa yolu üzerindeki Polinas fabrikasının hikâyesinden yola çıkarak Türkiye'de ambalaj sektörünün sessiz ama kritik gelişimine dikkat çekti. Sanayileşme sürecinde ambalajın sadece bir koruma aracı değil; ürün kalitesi, raf ömrü ve tedarik zinciri açısından stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Ülker, bu dönüşümün gıda üretiminde verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
"Polinas Hâlâ Duruyor Mu?" Sorusuyla Başlayan Yolculuk
Murat Ülker, meslek hayatının ilk yıllarında kurulan Polinas'ın kendisi için ayrı bir öneme sahip olduğunu belirterek şunları kaydetti: "İlk göz ağrılarımdan biri, sıfırdan kurulan yüksek teknolojik bir sanayi yatırımının kırk küsur yılı... Geçen evden çıkarken 'Manisa'ya GOYA'ya gidiyorum' dedim. 'Polinas mı?' diye sordular. 'Evet' dedim. 'Aa... O şirket hala duruyor mu?' Bu soru, beni bir an durdurdu. Çünkü onlar için Polinas eski bir şirketti. Kırk yaşını geçtiği için belki de. Oysa benim için Polinas, ilk göz ağrılarımdan biridir."
Manisa'ya varınca arkadaşlarla bu konuları konuştuklarını belirten Ülker, "Polinas'ın neden ve nasıl kurulduğunu... Türkiye'de ambalaj sanayinin hangi boşluktan doğduğunu... Ve aslında bu hikayenin yalnızca bir şirketin değil, bir sanayileşme refleksinin hikayesi olduğunu" vurguladı.
NASAŞ'tan Polinas'a: İnsan Sermayesi Transferi
Polinas kurulmadan önce esnek ambalaj olarak sanayi mamulü alüminyum, polietilen ve selofanın bulunduğunu anlatan Ülker, selofanın pahalı ve teknolojisinin hantal olduğunu belirtti. Bu noktada BOPP yani çift yönlü gerdirilmiş polipropilenin ortaya çıktığını ve Sabri Bey'in "Bunu yapmalıyız, yatırım yapalım" demesiyle Polinas'ın doğduğunu aktardı.
Ülker, hikayenin daha geriye gittiğini belirterek NASAŞ (Nevşehir Alüminyum Tesisleri) deneyimini paylaştı: "70'lerde onun kuruluşuna da babam öncülük etmişti. Hayatımda gittiğim ilk fabrika açılışı olabilir. Açılışa Başbakan olarak Süleyman Demirel gelmişti. İlk kez o gün gördüm; elektrikli fırınlarda cevherin nasıl ısıtıldığını, sonra haddelerde nasıl inceltilip kağıttan bile daha ince levhalar yani folyolar haline getirildiğini; muazzam bir teknolojiydi."
NASAŞ'ın daha sonra çeşitli sorunlar yaşadığını ancak buradaki kritik noktanın beşeri sermaye transferi olduğunu vurgulayan Ülker, "NASAŞ'ta yetişen mühendis kadrolarının Polinas'ın çekirdeğini oluşturması, insan sermayesinin kurumsal hafıza olarak aktarımına örnektir" dedi.
Finansman Zorlukları ve Küresel Öngörü Eksikliği
Polinas'ın kuruluşunda ciddi bir finansman sorunu yaşandığını belirten Ülker, "On milyon ABD doları gerekiyordu. Ne bizde vardı ne Kamil Beylerde. Türkiye'de 80'lerin başında böyle paralar yoktu" diye konuştu. Azar sermaye koyup Dünya Bankası'na gittiklerini ancak bankanın "Türkiye'de bunun geleceği yok; ne kadar kullanılacak ki" diyerek krediyi engellediğini anlattı.
Ülker, yıllar sonra bu krediyi engelleyen yetkilinin kendisiyle bir uçakta tesadüf edince Sabri Bey'e özürlerini ilettiğini ve "Biz Türkiye'nin bu kadar gelişeceğini tahmin edemedik" dediğini aktardı.
Günümüzde Türkiye Ambalaj Sektörü
Bugün gelinen noktada Türkiye'de yüz binlerce tonluk üretim yapıldığını belirten Ülker, şu bilgileri paylaştı:
- Birçok tesis bulunuyor ve üretimin en az yarısı ihraç ediliyor
- Yabancı yatırımcılar Türkiye'de üretip Avrupa ve ABD'ye satıyor
- Türkiye, esnek ambalaj filmlerinin matbaada basılması açısından rakipsiz ihracatçı konumunda
- Çok güçlü tesisler ve iyi markalar sektörde faaliyet gösteriyor
Polinas'ın bugün Manisa'da tek başına, kendi yerel imza yetkileriyle çalışan, net karlı, güçlü nakit akışı olan, üretiminin yüzde 50'sini ihraç eden bir şirket olduğunu belirten Ülker, "Kurumsal yapısı sağlam. İnovasyon kabiliyeti çok yüksek. Patent almaya bile ihtiyaç duymadığı, taklit edilmesi zor buluşları var" dedi.
Sürdürülebilirlik ve Teknolojik Dönüşüm
Son yıllarda mono filmler yaptıklarını ve bunların yüzde yüz geri dönüştürülebilir olduğunu belirten Ülker, "Daha az plastik kullanımı, sürdürülebilirlik demek. Geri dönüştürdüğünüzde yeni hammaddeye gerek kalmıyor. İlave bir karbon yükü yaratmıyorsunuz" diye konuştu.
Ülker, ambalajın artık basit bir plastik film olmaktan çıktığını vurgulayarak şunları söyledi: "Sizin şeffaf esnek ambalaj filmi olarak gördüğünüz ürün, aslında görünmez katmanlardan, farklı kimyasallardan, iyonizasyondan, cinsine göre alüminyum metal buharı kaplamasından oluşur. Oksijen ve su buharı geçirmez. İstenirse anti bakteriyel veya nefes alan şekilde de üretilebilir."
Stratejik Adaptasyon ve Gelecek Vizyonu
Türkiye ambalaj sektörünün çok evreli bir dönüşüm yaşadığını belirten Ülker, bu dönüşümün aşamalarını şöyle özetledi:
- 1970'lerin sonunda biten ithal ikameci modelin yapısal kısıtları
- 1980'lerin başında başlayan ihracata dayalı büyüme rejimi
- Avrupa Birliği standartlaşma süreci
- Çin kaynaklı küresel rekabet baskısı
- Avrupa Yeşil Mutabakatı eksenli sürdürülebilirlik paradigması
Ülker, "Türkiye'nin lojistik konumu, cesur girişimci kitlesi, örtük bilgi birikimi, esnek üretim kabiliyeti ve kurumlarının yüksek adaptasyon kabiliyeti ile küresel üreticilere karşı güçlü bir rekabet imkanı oluşturduğunu" vurguladı.
Ambalajın sadece bir ürünün sunumu olmadığını belirten Ülker, "Bir ekonominin lojistik kapasitesinin, mühendislik derinliğinin ve tüketici bilincinin görünür yüzüdür" dedi.
Polinas Örneğinden Çıkarılan Dersler
Murat Ülker, Polinas örneğinin sanayicilik anlayışına dair önemli ipuçları verdiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Belki de mesele tam olarak budur. Bir teknolojiyi kurmak kadar, onun sıradanlaşacağı günü öngörmek... ve o gün geldiğinde hala ayakta kalacak yapıyı önceden inşa etmek. Polinas'ın hikayesi biraz da budur."
Ülker, Türkiye ambalaj sektörünün 2025 itibarıyla Avrupa'nın en büyük üretim merkezlerinden biri haline geldiğini ve büyük ihracat kapasitesine sahip sürdürülebilirlik ekseninde dönüşen bir yapıya ulaştığını sözlerine ekledi.
Son olarak, "Stratejik adaptasyon, ambalaj sektörümüzde olduğu gibi Türk sanayisinin yeni doktrini olmalıdır" diyerek sözlerini tamamlayan Murat Ülker, Polinas'ın hikayesinin Türk sanayisinde kurumsal dayanıklılık kavramının somutlaşmış hali olduğunu bir kez daha vurguladı.



