Baronun 460 Milyon Euro Değerindeki Kripto Varlığı Donduruldu
Baronun 460 Milyon Euro Kripto Varlığı Donduruldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kara para varlığını aklama suçları kapsamında yürütülen kapsamlı bir soruşturmada önemli bir adım attı. Şüpheli Veysel Şahin'e ait yaklaşık 460 milyon euro değerindeki kripto varlıkların dondurulduğu açıklandı. Bu karar, yasadışı finansal faaliyetlere yönelik mücadelenin bir parçası olarak kaydedildi.

Soruşturmanın Detayları ve Tespitler

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada, 7258 Sayılı Yasaya Muhalefet ile "Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama" suçlarına odaklanıldı. MASAK analizleri doğrultusunda, Veysel Şahin'in yasadışı bahis platformları üzerinden bahis oynattığı ve bu platformlara altyapı desteği sağladığı tespit edildi. Bu faaliyetlerin, organize suç çevreleriyle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Mal Varlığına El Konulması

Tespitlerin ardından, şüphelinin suçtan elde ettiği değerlendirilen mal varlıklarının aklanmasını önlemek amacıyla kapsamlı önlemler alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen el koyma kararı alınan varlıklar arasında taşınır ve taşınmaz mallar, şirket ve ortaklık payları, banka ve finans kuruluşlarındaki mevduat ve yatırım hesapları ile kripto para borsalarındaki varlıklar yer alıyor. El koyma işlemleri, Sulh Ceza Hâkimliği tarafından da onaylanarak yasal süreç tamamlandı.

Kripto Varlıkların Dondurulması ve İade Süreci

Çalışmalar sonucunda, Veysel Şahin'e ait global şirketler nezdinde bulunan yaklaşık 460 milyon euro değerindeki kripto varlıkların, ilgili global şirket tarafından dondurulduğu öğrenildi. Bu varlıkların Türkiye'ye iade sürecinin devam ettiği belirtildi. Sürecin, uluslararası işbirliği ve hukuki prosedürler çerçevesinde yürütüldüğü ifade ediliyor.

Bu gelişme, Türkiye'de kripto para alanındaki yasal düzenlemelerin ve denetim mekanizmalarının etkinliğini vurgularken, ekonomik suçlarla mücadelede önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu hamlesi, benzer vakalara karşı caydırıcı bir etki yaratmayı hedefliyor.