Yüksel Aytuğ: Ekonomik Kriz mi Ahlaki Çöküş mü? Tamirci Örneğiyle İnsanlık Sınavı
Yüksel Aytuğ: Ekonomi mi Ahlak mı? Tamirci Örneği

Yüksel Aytuğ: Ekonomik Kriz mi Ahlaki Çöküş mü? Tamirci Örneğiyle İnsanlık Sınavı

Yüksel Aytuğ, günlük yaşamdan bir örnekle Türkiye'deki ekonomik ve ahlaki sorunları masaya yatırıyor. Ahmet Aydın'ın yazısını paylaşarak başladığı köşesinde, televizyon tamiri sırasında yaşadığı deneyimi aktarıyor ve buradan yola çıkarak daha geniş toplumsal meselelere değiniyor.

Televizyon Tamirindeki Üç Farklı Fiyat: Ekonomi mi Ahlak mı?

Yazar, televizyonunda oluşan bir arızayı çözmek için üç farklı tamirciye başvurduğunu anlatıyor. İlk tamirci, ana kart tamiri gerekçesiyle 9 bin TL talep ederken, ikinci tamirci panel arızası olduğunu söyleyerek 7 bin TL istiyor. Üçüncü tamirci ise sadece 250 TL'lik küçük bir parça değişimiyle sorunu çözüyor. Aytuğ, bu durumu şu sorularla yorumluyor:

  • Aynı arıza, aynı televizyon ve aynı şehirde neden bu kadar farklı teşhis ve fiyatlar ortaya çıkıyor?
  • Burada asıl suçlu enflasyon veya ekonomi politikaları mı, yoksa ahlaki değerlerdeki erozyon mu?

Yazar, 250 TL ile 9 bin TL arasındaki uçurumun sadece ekonomik bir mesele olmadığını vurguluyor. Ona göre, sorun ahlak, vicdan ve insanın insanı kandırmayı normalleştirmesinde yatıyor. Bir esnafın, "Bu işi gerçekten çözeyim" yerine "Buradan ne koparırım?" diye düşünmesi, toplumsal güvenin çöküşünü işaret ediyor. Aytuğ, ekonomi düzelip enflasyon düşse bile, güvenin yerine konmasının yıllar alabileceğini belirtiyor.

Çocuk Suçlarındaki Artış: Hormonlu Yetiştirme ve Toplumsal Sorumluluk

Yazının devamında, suça karışan çocukların sayısındaki artışa dikkat çekiliyor. Aytuğ, bu durumu hormonlu çocuk yetiştirme kavramıyla açıklıyor. Ziraattan örnek vererek, suni gübre ve ışıklarla vaktinden önce olgunlaşan ama tatsız tuzsuz domateslere benzetiyor. Çocukların dijital dünyanın zararlı etkilerine maruz kalarak, çocukluklarını yaşayamadan büyüdüklerini ve bunun suç, uyuşturucu gibi sorunlara yol açtığını ifade ediyor.

İsveç hükümetinin suç ehliyeti yaşını 17'den 13'e düşürmesini eleştiren yazar, bunun "bataklığı kurutmak yerine sineklere şaplak atmak" olduğunu söylüyor. Köklü çözümler yerine geçici önlemlerin işe yaramayacağını vurguluyor.

Mickey Rourke Örneği: Eski Oyuncuların Kaderi ve Boksun Etkileri

Yazar, ünlü aktör Mickey Rourke'un kira borcu nedeniyle evden tahliye tehlikesi yaşadığı haberi üzerine düşüncelerini paylaşıyor. Bu durumun, eski oyuncuların kaderlerine terk edilmesinin sadece Türkiye'ye özgü olmadığını gösterdiğini belirtiyor. Rourke'un boks sporu nedeniyle sinemayı ihmal etmesinin, önce sağlığını sonra kariyerini elinden aldığını ve kendi kendini nakavt ettiğini ifade ediyor.

Gaf'let Kürsüsü: İlginç Haberler ve Toplumsal Yansımalar

Yazının son bölümünde, çeşitli haberlerden kesitler sunuluyor:

  1. PYD'nin müftüsü Xeznewi'nin, çocuklarını Rojava'ya kurban etme çağrısı yaparken, kendi oğlunun Norveç ordusunda görevli olduğunun ortaya çıkması.
  2. İsviçre'de kediler için yapılan özel merdivenlerin, Türkiye'de hırsızlar tarafından kötüye kullanılabileceğine dair ironik bir yorum.
  3. İzmir'de polislerin, yolu kapatan inek sürüsüne hoparlörle "İnekler dağılın!.." anonsu yapmasının komik bir anı olarak aktarılması.

Yüksel Aytuğ, bu örneklerle günlük yaşamın içindeki ekonomik, ahlaki ve toplumsal sorunları ele alarak, okuyucuları düşünmeye davet ediyor. Yazı, insanlıkta çıkan arızaların, televizyon tamirinden çok daha derin olduğunu vurgulayarak son buluyor.