Küresel Kurumlar Vergisi Anlaşması'nda ABD Stratejik Avantaj Sağladı
ABD Küresel Kurumlar Vergisi Anlaşması'nda Avantajlı

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) çatısı altında yürütülen ve 140'ı aşkın ülkenin katıldığı küresel kurumlar vergisi reformu müzakerelerinde, Amerika Birleşik Devletleri'nin önemli bir stratejik avantaj elde ettiği belirlendi. Anlaşmanın detayları, ABD'nin kendi iç hukukunda yapacağı düzenlemelerle uluslararası taahhütlerini dengeleyebileceği bir yapı sunuyor.

ABD'nin İkili Piller Stratejisi ve Vergi Avantajı

OECD'nin küresel vergi reformu, temelde iki ana ayağa dayanıyor. Birinci ayak, büyük çok uluslu şirketlerin kârlarının, faaliyet gösterdikleri ülkeler arasında daha adil dağıtılmasını öngörüyor. İkinci ayak ise, dünya çapında asgari %15 kurumlar vergisi oranı uygulanmasını hedefliyor. İşte tam bu noktada ABD, kendi iç mevzuatında daha önce kabul ettiği Küresel Asgari Vergi (Global Minimum Tax) ile bu ikinci ayağı büyük ölçüde karşılamış durumda.

Uzmanlara göre, bu durum ABD'ye müzakerelerde önemli bir manevra alanı sağladı. ABD temsilcileri, "Biz zaten bu kuralı iç hukukumuzda uyguluyoruz" argümanıyla, diğer ülkelerin taahhütlerini artırması yönünde baskı kurabildi. Bu strateji, ABD'nin küresel vergi düzenlemesinin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamasını sağladı.

Türkiye'nin Sürece Uyum Süreci ve Beklentiler

Türkiye, söz konusu küresel kurumlar vergisi anlaşmasına taraf olan ülkeler arasında yer alıyor. Ancak, anlaşmanın Türkiye'de yürürlüğe girebilmesi için mevzuat değişikliği yapılması gerekiyor. Türkiye'de halihazırda uygulanan kurumlar vergisi oranı %25 seviyesinde. Bu oran, OECD'nin öngördüğü asgari %15'lik oranın üzerinde olduğu için, teknik olarak uyum sağlamak adına bir indirim gerektirmiyor.

Fakat, anlaşmanın getirdiği asıl zorluk, kârın yeniden dağıtılması ve büyük teknoloji şirketleri gibi dijital devlerin vergilendirilmesiyle ilgili birinci ayağa uyum sağlanması olacak. Türk yetkililer, bu konuda çalışmalarını sürdürürken, yeni düzenlemenin Türkiye'ye potansiyel ek vergi geliri getirebileceğini değerlendiriyor.

Küresel Rekabette Vergi Dengeleri Değişiyor

ABD'nin elde ettiği bu avantajlı pozisyon, küresel ekonomik rekabette vergi politikalarının ne kadar kritik bir silah olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Geleneksel olarak düşük vergi oranlarıyla yatırım çeken bazı ülkeler, asgari %15 kuralı nedeniyle bu avantajlarını kısmen kaybedecek.

Öte yandan, ABD gibi büyük pazar ve yatırım gücüne sahip ülkeler, kendi iç düzenlemelerini küresel standartların önüne geçirebilecek bir etki yaratabildi. Bu durum, uluslararası vergi diplomasisinin gelecekte daha da karmaşık ve çok boyutlu hale geleceğinin sinyalini veriyor. Sonuç olarak, Küresel Kurumlar Vergisi Anlaşması, vergi rekabetini tamamen bitirmekten ziyade, onu yeni bir platforma taşıyor ve ABD bu yeni düzende başlangıç avantajını elinde tutuyor.