450 Yıllık Mahya Geleneğinin Son Temsilcisi: 'Bu Bayrağı Devredecek Birini Arıyorum'
Son Mahyacı: 'Bu Bayrağı Devredecek Birini Arıyorum'

450 Yıllık Mahya Geleneğinin Son Temsilcisi: 'Bu Bayrağı Devredecek Birini Arıyorum'

Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze ulaşan 450 yıllık mahya geleneği, 'son mahyacı' olarak anılan 70 yaşındaki Kahraman Yıldız ve ekibinin omuzlarında yaşatılıyor. Ramazan ayında camilerin minareleri arasına gerilen ipler üzerine ampullerle yazılan ışıklı yazılar, bu kadim sanatın nadir temsilcileri tarafından gökyüzüne nakşediliyor.

Zorlu Şartlarda Minarelere Çıkıyorlar

Kahraman usta ve beraberindeki iki yardımcısı, ramazan boyunca İstanbul'daki Sultanahmet, Süleymaniye, Eyüp Sultan, Üsküdar Valide-i Atik ve Mimar Sinan camilerinin yanı sıra Edirne'deki Selimiye ve Bursa'daki Ulu Cami minarelerini süslüyor. Elektrik ampulleriyle hazırlanan mahyalarda, ramazanın başında 'Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan' ve 'On Bir Ayın Sultanı' gibi mesajlar yer alırken, ayın sonlarına doğru 'La İlahe İllallah' ve 'Elveda Ya Şehr-i Ramazan' yazıları okunuyor.

'Gençlerin Bu İşi Devam Ettirmesini İstiyorum'

Yarım asrı aşkın süredir bu mesleği icra eden Yıldız, ata yadigarı geleneğin sürmesi için çırak yetiştirmek istediğini vurguluyor. 'Gençlerin bu işi devam ettirmesini istiyorum. Daha önce yanımıza gelenler oldu. Bacak ağrısı, kol ağrısı derken yürütemediler bu işi. 2013'te emekli oldum, o günden beri emekli arkadaşlarımla bu işi devam ettirmeye çalışıyorum. Bu bayrağı birisine vermemiz gerekiyor.' diyor. Yağışlı ve rüzgarlı hava şartlarının çalışmalarını zorlaştırdığını, ancak ramazan başlangıcına kadar tüm mahyaları asacaklarını belirtiyor.

Selimiye'de 50 Yıllık Deneyim

1975'ten beri Edirne'deki Selimiye Camisi'ne mahya asan Yıldız, burada 250 ampulden oluşan 'Merhaba ya şehri Ramazan' yazılı mahyayı astıklarını anlatıyor. İki minare arasındaki 40 metrelik mesafede, 80 metre yükseklikte çalıştıklarını söyleyen usta, 'Minarelerden aşağı baktığımızda korkmuyoruz. Çünkü çocukluğumuzdan beri bu işlerin içindeyiz. Fırtına, yağmur bizi etkiliyor tabi. Minarelere ilk çıktığımızda çocuktuk, şimdi 70 yaşına geldim.' ifadelerini kullanıyor. Selimiye'nin özel mimarisi nedeniyle üç yollu minarelere çıkarken ekibin birbirini göremediğini ve bu durumun heyecan verici olduğunu ekliyor.

Osmanlı'dan Günümüze Bir Sanat

Mahyanın, Osmanlı sanatı olarak 450 yıldır devam ettirilen bir Türk icadı olduğunu vurgulayan Yıldız, geçmişte zeytinyağı ve kandillerle yazıldığını, her caminin ayrı mahyacısı bulunduğunu aktarıyor. Cumhuriyet döneminde elektrik sistemine geçilen bu geleneğin, ilk olarak Sultan 1. Ahmed döneminde hattat Hafız Ahmet Kefevi tarafından Sultanahmet Camisi'ne asıldığını belirtiyor. Dolayısıyla mahyanın doğum yeri olarak Sultanahmet Camisi'ni işaret ediyor.

Kahraman Yıldız, hudut hattından bile görülebilen bu ışıklı mesajların, yurt içi ve dışından okunabildiğini söyleyerek, geleneğin evrensel bir değer taşıdığını hatırlatıyor. Ancak, bu kadim sanatın gelecek nesillere aktarılması için acilen yeni ustaların yetişmesi gerektiğinin altını çiziyor.