Burdur'un efsanevi doğal güzelliklerinden İnsuyu Mağarası, iklim değişikliği ve insan faaliyetlerinin acı sonuçlarıyla karşı karşıya. Mağara içinde bulunan ve yıllardır ziyaretçilerin ilgi odağı olan 9 gölün tamamının kuruduğu bildirildi. Bu durum, özellikle dilek tutulan ünlü Dilek Gölü'nde adet değişikliğine yol açtı.
Dilek Gölü'nde Gelenek Değişti: Metal Para Yerine Kağıt Para
Mağaranın girişinde yer alan ve ziyaretçilerin dilek tutup metal para attığı Dilek Gölü, aslında 2008 yılında kurumuştu. Ancak ziyaretçiler bu geleneği sürdürmekte ısrarcıydı. Göldeki suyun tamamen yok olmasıyla birlikte, son dönemde ziyaretçilerin kuru zemine kağıt para atmaya başladıkları gözlemlendi. Bu, mağaranın içinde bulunduğu ekolojik krizin çarpıcı bir yansıması oldu.
Kuraklık ve Kaçak Sondajlar Suyun Sonunu Getirdi
İnsuyu Mağarası'ndaki göllerin kuruma nedeni olarak, uzun yıllara yayılan kuraklık ve mağara çevresindeki kaçak sondaj faaliyetleri gösteriliyor. Yer altı sularının bu şekilde kontrolsüzce çekilmesi, mağaranın ziyarete açık olan ilk 500 metrelik bölümündeki tüm göllerin 2018 yılı ve öncesinde tamamen yok olmasına neden oldu. Mağara, 1965 yılında Türkiye'nin turizme açılan ilk mağarası olma unvanını taşıyor.
Labirent Yapı ve Jeolojik Özellikler
İnsuyu Mağarası, karmaşık galeri sistemleri nedeniyle bir labirent mağara olarak nitelendiriliyor. 2012 yılında yapılan haritalama çalışmaları, galerilerin toplam uzunluğunun 8 bin 350 metre olduğunu ortaya koydu. Jeolojik yapısı kalkerden oluşan mağarada, suyun kalkerle etkileşimi sonucu oluşan sarkıt ve dikitler dikkat çekiyor. Bu oluşumların ne kadar yavaş geliştiğini gösteren bir veri ise şöyle: 1 metrelik bir sütunun oluşması 10 bin ila 15 bin yıl sürüyor.
Mağara, aynı zamanda aşkı güçlendirdiğine inanılan bir efsaneye de ev sahipliği yapıyor. Efsaneye göre, antik Sagalassos kralının anlaşamayan kızı ve damadı bu mağaraya bırakılır. Mağaradaki sudan içerek hayatta kalan çift, zamanla birbirine yeniden aşık olur ve mağaradan çıkar. O günden beri, bu sudan içen çiftlerin mutlu bir birliktelik sürdüreceğine inanılır. Ancak şimdi, bu efsaneyi besleyen suların yok oluşu, hem doğal miras hem de kültürel hafıza açısından derin bir kayıp anlamına geliyor.