Allah'ın Sevdiği Kullar Olmanın Yolu: Peygamber'e Tam İtaat
Kur'an-ı Kerim'in Ali İmran suresinin 31. ayeti, iman edenler için çok net bir yol haritası çiziyor: "(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir." Bu ilahi mesaj, Allah'ı gerçekten sevmenin ve O'nun rızasını kazanmanın tek yolunun, Hz. Muhammed'e (sav) iman etmek, onu kayıtsız şartsız sevmek ve onun izinden gitmek olduğunu açıkça bildiriyor.
Peygamber'in Örnekliği Tartışılamaz
Peygamber Efendimiz'in fonksiyonunu sadece geçmişle sınırlamak, hadislerini tartışmaya açmak ve "Kur'an bize yeter" demek, İslami anlayışta büyük bir tehlike olarak görülüyor. Rabbimizin son ilahi mesajı emanet ettiği Hz. Muhammed'i örnek almak, ona tabi olmak ve izinde yürümek, her müminin en temel görevi ve mümin olmanın şartı olarak kabul ediliyor.
Allah'ın Sevdiği Kulların Özellikleri
Kur'an-ı Kerim'de özellikleri belirtilen ve Allah'ın sevdiği kullar, her müminin de sevmesi gereken insanlardır. Bu kullar:
- İyiliğe odaklanmış, kötülükten uzaklaşmaya çalışan kimselerdir.
- Allah'a hakkıyla iman edip gereğini yerine getirmeye çalışan ahlak abideleridir.
- Güven veren, güven duyulan, sözlerine ve davranışlarına itimat edilen şahsiyetlerdir.
- Şirk, küfür, fısk gibi aklî ve kalbî virüslerden uzak dururlar.
Sevginin Alametleri ve Yansımaları
İslam alimleri, Allah sevgisinin pratikteki yansımalarını detaylandırıyor. Tirmizi'de geçen bir duada, "Allah’ım! Ben senden sevgini ve seni seven kimsenin sevgisini ve seni sevmeme sebep olacak amellerin sevgisini istiyorum" ifadesi yer alıyor. İbnü'l-Cevzi ise şöyle açıklıyor: "Bir şeyi seven kimse onu ve onunla ilgili şeyleri dilinden düşürmez. Allah’ı sevmenin alameti, O'nu anmayı, kelamı Kur’an’ı, elçisi Resulullah'ı ve ona ait her şeyi sevmektir." Bu sevgi, sevgilinin mükemmelliğini gösterir ve onun etrafındaki her şeye sirayet eder.
Yaratılanlara Şefkat: "Yaradılanı Severiz, Yaradandan Ötürü"
İmam Gazali'nin ifadesiyle, "Bir insanın kalbinde Allah sevgisi güçlü olursa o kimse, bütün yaratılmışları, O’nun yarattıkları olduğu için sever." Müminler sadece diğer müminleri değil, tüm insanları, hayvanları ve diğer canlıları sever, onları incitmemeye çalışır. Kâinatta gördüğümüz her şey Allah'ın mahlûkudur; habbeden kubbeye, zerreden kürreye her nesnede ilahi hikmetler vardır. Yunus Emre'nin meşhur sözü bu anlayışı özetler: "Yaradılanı severiz, Yaradandan ötürü."
Allah'ın yarattığı her varlıkta bir hikmet bulunur; canlı cansız, insan hayvan fark etmez. Rabbimizin boş yere yarattığı hiçbir şey yoktur. Ancak, imtihan kapsamında yaratılan varlıklara karşı helal ve haram dairesinde davranmak esastır. İnsanları, hayvanları, bitkileri, dağları ve çölleri görüp hayran olmamak, ibret almamak mümkün değildir. Gönlümüzü geniş tutmak, onlarda ilahi bir azamet ve şefkat görmek gerekir. Unutulmamalıdır ki, Allah'ın sevmediği şirk, küfür ve ahlaksızlığa odaklanmış kişileri sevmek elbette mümkün değildir; sevgi, ilahi ölçüler çerçevesinde şekillenmelidir.



