Celal Karatüre'nin New York Billboard İddiası: Yapay Zeka Ürünü Görseller Gerçek Sanıldı
Celal Karatüre'nin New York Billboard İddiası Yapay Zeka Ürünü

Celal Karatüre'nin New York Billboard İddiasının Gerçek Yüzü: Yapay Zeka Ürünü Görseller

Yapay zeka teknolojisi hayatımıza öyle bir nüfuz etti ki artık neyin gerçek neyin sahte olduğunu ayırt etmekte ciddi güçlükler yaşıyoruz. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri, son günlerde sosyal medyada hızla yayılan Celal Karatüre'nin New York Times Meydanı'nda billboard reklamı olduğu iddiasıdır.

"Bravo" Dediğimiz Görüntüler Gerçek Değil

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada dolaşıma giren haberlerde, başarılı müzisyen Celal Karatüre'nin New York Times Meydanı'nda Spotify billboard'unda yer aldığı iddia edildi. Pek çok kişi bu haberi görünce "Bravo, Celal Karatüre New York Times Meydanı'na çıkmış!" refleksi gösterdi. İnsanın hoşuna giden bir durum çünkü Celal Karatüre gerçekten yetenekli, üretken ve "Hu der Hacılar" gibi güçlü bir işle dikkat çekmiş bir sanatçı.

Türkiye ve Almanya listelerinde yakaladığı ivme, global dinlenme rakamları onu zaten konuşulur kılıyor. Ancak New York'taki arkadaşlarımı aradığımda billboardu görüp görmediklerini sorduğumda, "O anlık bir görüntü nasıl görelim?" cevabını aldım. Hızımı alamayarak Spotify Türkiye iletişim ajansını da aradım ve tam da tahmin ettiğim gibi bir sonuçla karşılaştım.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Spotify EQUAL Programının Gerçek Amacı

Sosyal medyada paylaşılan o görsellerin gerçek bir reklam kampanyasına değil, yapay zeka ile üretilmiş temsili görsellere dayandığı ortaya çıktı. Görseller yapay zeka ürünü ama asıl hata şurada: Bu görselleri haber yapan sayfalar, EQUAL çatısı altında Celal Karatüre'nin yayınlanamayacağını bilmiyor.

Öncelikle EQUAL'ın ne olduğunu ve ne olmadığını anlamak gerekiyor. Spotify EQUAL, kadın sanatçıları, kadın söz yazarlarını ve prodüktörleri desteklemek için oluşturulmuş küresel ve uzun soluklu bir program. Yani EQUAL bir "equalizer" değil, bir "reklam satın alma" alanı da değil. Bu programda erkek bir sanatçının New York billboard'unda yer alması zaten mümkün değil.

Spotify'ın Radar ve Glow gibi başka programları elbette var. Ancak Times Square billboard'u gibi büyük açıkhava kampanyaları, Spotify'ın Türkiye özelinde "satın al, çık" mantığıyla işlettiği bir alan değil.

Gerçek Başarının Gölgelenmesi

Belki de en üzücü tarafı şu: Celal Karatüre'nin gerçek başarısı, bu tür abartılı ve doğrulanmamış haberlerle gölgeleniyor. Oysa bir ilahinin farklı ülkelerde dinlenmesi başlı başına kıymetli bir başarı. Organik yükseliş, yapay parıltıdan çok daha güçlü ve kalıcıdır. Gerçek başarı, billboard olmadan da başarıdır.

Muhtemelen Celal Karatüre bu 'New York haberi'ne gülüp geçmiştir. Ancak biz geçemiyoruz çünkü artık neyin gerçek, neyin kurgu olduğunu ayırt etmekte zorlandığımız bir çağda yaşıyoruz. Neden gerçeğin kendisi yetmiyor da, onu büyütüp çarpıtmaya ihtiyaç duyuyoruz? Gerçek zaten yeterince etkileyici, yeter ki doğru anlatalım.

Sanatçı Kazançlarının Hesap Edilmesi

Haberler iyice tuhaf bir yere evrildi son günlerde. Örneğin Celal Karatüre'nin aylık kazancı hesaplanmış, hangi programa çıktığı sayılmış. Peki neden? Ne gerek var? Bir sanatçının kazancı bizi neden ilgilendiriyor, hangi reklama çıktığı neden bu kadar mesele ediliyor?

Güzel giden bir şeyi illa popüler figür kalıplarına sokup paranteze almak zorunda mıyız? Bırakalım müziği konuşulsun, bırakalım üretimiyle var olsun. Herkesi her yere yetişen, her ekranda görünen, her başlıkta tüketilen bir figüre dönüştürme refleksi artık yorucu hale geldi.

Bazı başarılar sessizce büyüsün, bazı hikayeler özgün kalsın. Celal Karatüre de onlardan biri olsun. Rahat bırakalım; güzel olan, güzel kalsın.

Lily Collins'in Audrey Hepburn Projesi

Lily Collins, Audrey Hepburn'ü canlandıracağı yeni biyografik film için anlaşma yaptı ve bu projede sadece başrolde değil, yapımcı koltuğunda da oturuyor. Yani bu kez biri onu seçti değil, o bu hikayeyi anlatmayı seçti.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Peki "Emily"den Audrey olur mu? İlk refleksimiz muhtemelen kaş kaldırmak olabilir. Çünkü popüler kültür hafızamızda "Emily in Paris" hâlâ pastel tonlar, Instagram estetiği ve hafiflik demek. Oysa konu Audrey Hepburn olunca çıta başka bir yerde duruyor: Zarafet, kırılganlık, sessiz güç, zamansızlık.

Film, Fifth Avenue, 5 A.M. adlı çok satan eserden uyarlanıyor ve 1961 yapımı Breakfast at Tiffany's filminin sancılı, perde arkasında kalmış yaratım sürecini merkeze alıyor. Holly Golightly'nin doğuşu, dönemin Amerika'sı, moda, sinema ve kadınlık algısının nasıl yeniden yazıldığı... Yani parıltıdan çok çatlaklara bakan bir anlatı.

Lily Collins'in fiziksel benzerliği zaten yıllardır konuşuluyor. Ama bu proje, benzerlikten çok kontrol meselesi. Collins, daha önce Windfall ve Lurker gibi projelerde yapımcı olarak söz sahibi olabileceğini göstermişti. Şimdi ise Hollywood'un altın çağını bugünün diliyle yeniden kurmaya hazırlanıyor.

Yapımcı koltuğunda da Lily Collins varsa, bu bir ego projesi mi, yoksa bilinçli bir sahiplenme mi? Audrey'yi bir kostüm gibi giyen bir film mi izleyeceğiz, yoksa o rolün neden ve nasıl doğduğunu gerçekten anlayacak mıyız? Top sizde. Sizce olur mu, Emily'den Audrey Hepburn?