100 Bin Dolara Ülke Satılır mı? Mevlüt Tezel'den Çarpıcı Analiz
Mevlüt Tezel: 100 Bin Dolara Ülke Satılır mı?

Sabah gazetesi yazarı Mevlüt Tezel, 10 Ocak 2026 tarihinde yayınlanan köşe yazısında, ülke yönetimine ve siyasi iktidarın sorumluluklarına dair dikkat çekici bir soru ortaya attı. "100 Bin Dolara Ülke Satılır mı?" başlıklı yazı, okuyucuları derin bir düşünce sürecine davet ediyor.

Yazının Temel Sorusu ve Çerçevesi

Mevlüt Tezel, yazısına oldukça sade ve vurucu bir soruyla başlıyor. Bir ülkenin yönetim hakkının, sembolik ve düşük bir meblağ karşılığında satılıp satılamayacağını sorguluyor. Bu retorik soru, aslında iktidarın ve yönetim erkinin değerini, sorumluluklarını ve bu sorumluluğu taşıyanların niteliklerini tartışmaya açıyor. Yazar, bu soruyu bir metafor olarak kullanarak, güncel siyasi duruma ve yönetim anlayışına ilişkin eleştirel bir bakış sunmayı hedefliyor.

Yazıda, bir ülkenin sadece toprak parçasından ibaret olmadığı, tarihi, kültürü, insanı ve gelecek vizyonu ile bir bütün olduğu vurgusu yapılıyor. Dolayısıyla, bu değerler bütününün yönetiminin basit bir maddi karşılığının olamayacağı fikri işleniyor. Tezel, buradan hareketle, gerçek anlamda ülke yönetmenin, her şeyden önce büyük bir sorumluluk, liyakat ve vizyon gerektirdiğinin altını çiziyor.

Siyasi İktidar ve Hesap Verebilirlik

Mevlüt Tezel'in kaleme aldığı yazı, iktidar kavramını mercek altına alıyor. Yazar, iktidarın geçici bir süre için milletten emanet alınan bir yetki olduğunu hatırlatıyor. Bu emanetin, kişisel çıkarlar veya dar grupların menfaatleri için değil, tüm milletin refahı ve ülkenin geleceği için kullanılması gerektiğini savunuyor. Yazıda, iktidar sahiplerinin her zaman hesap verebilir olması gerektiği ve yönetimde şeffaflığın esas olması gerektiği mesajı veriliyor.

"100 Bin Dolar" gibi sembolik bir rakamın seçilmesi, yönetim hakkının aslında paha biçilemez olduğunu, ancak yanlış ellerde ve yanlış niyetlerle değersizleştirilebileceğine dair güçlü bir imada bulunuyor. Tezel, bu bağlamda, siyasetçilerin ve karar vericilerin aldıkları her kararın, yaptıkları her işin sonuçlarından sorumlu olduklarını vurguluyor. Milletin temel hak ve hürriyetlerini, ekonomik geleceğini, uluslararası itibarını emanet ettiği kişilerden beklentilerinin yüksek olduğunu ifade ediyor.

Okuyucuya ve Kamuoyuna Çağrı

Mevlüt Tezel, yazısını bitirirken okuyuculara ve genel olarak kamuoyuna önemli bir çağrıda bulunuyor. Yazar, vatandaşların siyasi süreçlere daha aktif katılmaları, yöneticileri sürekli denetlemeleri ve sorumlu davranmaları gerektiğini belirtiyor. Bir ülkenin kaderinin, sadece seçim günlerinde değil, her gün takip edilmesi ve sahiplenilmesi gereken bir konu olduğunu savunuyor.

Yazı, 10 Ocak 2026 tarihinde Sabah gazetesinin internet sitesinde ve muhtemelen basılı nüshasında yayınlandı. Mevlüt Tezel'in bu çarpıcı başlık ve içerikle, okuyucuları ülke meseleleri üzerine düşünmeye, sorgulamaya ve daha bilinçli bir şekilde hareket etmeye teşvik ettiği görülüyor. Köşe yazısı, siyasi içerikli metinlerde sıkça rastlanan günlük polemiklerin ötesine geçerek, daha kalıcı ve felsefi bir soru soruyor.

Sonuç olarak, Mevlüt Tezel'in "100 Bin Dolara Ülke Satılır mı?" başlıklı yazısı, iktidar, sorumluluk, liyakat ve milletin beklentileri gibi temel konulara odaklanan düşündürücü bir metin olarak öne çıkıyor. Yazar, sembolik bir soru aracılığıyla, ülke yönetiminin hafife alınamayacak kadar ciddi ve değerli bir iş olduğu mesajını veriyor ve herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyor.