Türkiye'nin Epstein'ı Kim? Fuhuş Kapitalizmi ve Ahlaki Erozyon Alarmı
Türkiye'nin Epstein'ı Kim? Fuhuş Kapitalizmi Alarmı

Yazar Mahmut Çelik, son dönemde gündemi meşgul eden uyuşturucu ve fuhuş tartışmalarının ardındaki daha büyük bir soruna, "fuhuş kapitalizmi" ve Türkiye'deki olası yansımalarına dikkat çekti. Çelik, siyasi hırsızlık iddianamelerinin ve Filistin gibi küresel meselelerin gölgede kaldığı bir ortamda, toplumun topyekûn bir ahlaki sınavla karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Epstein Skandalının Türkiye Yansımaları

ABD'de Jeffrey Epstein skandalına ilişkin belgeler ortaya saçılırken, benzer bir rezalet silsilesinin Türkiye ayağının sorgulanması gerektiğini belirten Çelik, "Türkiye'nin Epstein'ı kim?" sorusunu gündeme getirdi. Yazara göre, gündemi kaplayan sapkınlık şebekelerinin yerel aktörleri, 'influencer' adı altında faaliyet gösterenler ve siyaseti dizayn etmek için kullanılan kaset arşivleri derinlemesine araştırılmalı.

Batı medyasında ve Batı'nın fonladığı yerel mecralarda bu konuda ciddi bir tepkinin eksik olduğunu savunan Çelik, spor kulüplerinden iş insanlarına, sanatçılardan çeşitli ünlülere uzanan bir çerçevede herkesin sessiz kaldığını ifade etti.

Sanal Alemde Genişleyen Tehlikeli Ağ

Tehlike artık sadece yetişkinleri değil, gençleri ve çocukları da hedef alıyor. Çelik, depremzede çocukların kaçırılarak uluslararası partilerde istismar edildiği iddialarını hatırlatarak, mide bulandırıcı bir beden ticaretinin söz konusu olduğunu yazdı. Sosyal medyada, gizli servis tekniklerini andıran yöntemlerle cinselliği pazarlayan kişilerin, beden ve mahremiyeti fiyatlandırdığını kaydetti.

Satılık fuhuş tetikçileri olarak tanımladığı bu kişilerin, teşhir ve çıplaklık propagandasıyla çocuk yaşlarda uyandırılan cinselliği kışkırttığını ve bunu ranta dönüştürdüğünü vurguladı.

2025 Aile Yılı ve Sessiz Kalınan İsyan

Çelik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 2025'i "Aile Yılı" ilan etmesine rağmen, tam da bu yılda toplumun gerekli tepkiyi gösteremediğini savundu. Ümmetin, evde gündüz kuşağı programları izleyerek olan biteni olağan karşıladığını, her yayında doğrudan bir özendirmenin yaşandığını ve sorgulamanın yerini alışmanın aldığını ifade etti.

Bu pasifliğin, MOSSAD şantajı ile İsrail soykırımına ortak edilen isimlere yenilerinin eklenip eklenmeyeceği gibi hayati konuların da üzerinin örtülmesine yol açtığını belirtti. Gazetecilerin en önemli araştırma konusunun bu olması gerekirken, konunun gerektiği önemi görmediğini, hatta bazı gazetecilerin bu rezaleti övme eşiğinde olduğunu iddia etti.

Ahlaki Erozyonun Temeli ve Çözüm Önerisi

Yazar, ahlaki erozyonun temel nedenlerinden birinin, gençlere yeterince sahip çıkamayan ve onlara rol model olamayan yetişkinler olduğunu kaydetti. Rehberlik eksikliğinde gençlerin yönlerini sosyal medya veya popüler kültürde aradığını ve sonucun kötü olduğunu vurguladı.

Çözüm için acil çağrıda bulunan Çelik, devletin tüm resmi birimlerinin, özellikle sanal fuhuşun yeni yüzlerinin ticaretini yapanlara ve özendirenlere karşı sert yaptırımlar uygulaması gerektiğini belirtti. Yunus Emre'yi referans göstererek, "Eyvah demeden Allah diyelim" ifadesiyle toplumsal bir uyanışa işaret etti.

Sonuç olarak, dünyaya daha güzel bir yerden geldiğimizi ve yaptıklarımızla ya cennete ya cehenneme gideceğimizi hatırlatan Çelik, herkesin aynaya bakması gerektiği mesajını verdi.