Ceylin Arslan: Abisinin Peşinden Giderek Kemanla Kendi Hikayesini Yazdı
Ceylin Arslan: Kemanla Yazılan Bir Hayat Hikayesi

Ceylin Arslan: Abisinin İzinde Kemanla Şekillenen Bir Yaşam

Bazı çocuklar için oyuncaklar değil, gerçek hayatın sesleri ve ritimleri çekicidir. Ceylin Arslan da tam olarak böyle bir çocuktu. Hiperaktif abisinin peşinden giderek başladığı kurs serüveni, onu beklenmedik bir şekilde müziğin büyülü dünyasına taşıdı.

Kurslardan Konservatuvara Uzanan Yolculuk

Ailesi, Ceylin'in müzikle olan bağını hiçbir zaman "Ne olacak?" sorusuyla değil, "Nasıl yanında dururuz?" düşüncesiyle karşıladı. Babası ünlü televizyoncu Uğur Arslan ve annesi Seçil Hanım, kızlarının yeteneğine sabır ve güvenle eşlik ettiler. Ceylin, çocukluğunda oyuncaklardan çok müzik enstrümanlarına ilgi duydu. Abisinin kurslarına eşlik ederken tekvando ve futbol gibi birçok aktivite denedi, ancak yalnızca müzikte kalıcı oldu.

İlkokuldaki müzik öğretmeni Sibel Uçan'ın yeteneğini fark etmesiyle ailesi onu yetenek sınavlarına soktu. İTÜ ve Mimar Sinan sınavlarında piyano ve keman uygun görüldü. Ceylin, kemanı seçti ve bu enstrümanı derinden sevdi. Mimar Sinan Konservatuvarı'nda geçen sekiz yıl, onun kendini en çok ait hissettiği dönem oldu.

Keman ve Ötesi: Sahne ve Beste Tutkusu

Ceylin Arslan için keman çalmak ve sahnede olmak büyük bir keyif kaynağı. Konservatuvarda geçer not almanın zor olduğunu, ancak sınavlarda değerli hocalarına çalarken "Doğru yerdeyim" hissini yaşadığını belirtiyor. Keman dışında, popüler müzikte solistlik yapmayı da seviyor. 12-13 yaşlarından beri gitar, piyano ve ukulele çalıyor, söz yazıyor ve besteler yapıyor.

Sosyal medyada paylaştığı çalışmalardan güzel yorumlar alınca motive olduğunu söylüyor. Yakında çıkacak olan "Kal Yanımda" adlı üçüncü teklisi, kendini yalnız hissettiği bir anda yazdığı bir eser. Arslan, şarkı sözü yazmayı bir terapi olarak görüyor ve duygularını bu şekilde ifade etmekten hoşlanıyor.

Aile Desteği ve Gelecek Hayalleri

Annesi Seçil Arslan, Ceylin'in bebekliğinden beri gerçek nesnelerle oynamayı tercih ettiğini anlatıyor. Enerjisi yüksek olan Ceylin, her akşam ailesine yeni şarkılar söyler ve taklitler yaparmış. Ailesi, onun küçük öğrencilere müzik öğretirken görmeyi hayal ediyor.

Ceylin, oyunculuğun da kendisini heyecanlandırdığını ancak önceliğinin okulunu başarıyla bitirmek olduğunu vurguluyor. Şimdilik yurt dışı hayali olmadığını, masterclass'lara veya yarışmalara katılabileceğini belirtiyor. İstanbul'da hayatının dolu ve renkli geçtiğini, kendi ülkesinin değerli hocalarıyla potansiyelini gerçekleştirmek istediğini ifade ediyor.

Kitaplar, Yapay Zeka ve Kişisel Gelişim

İyi bir okur olan Ceylin, başucu kitapları arasında Erich Fromm'un "Sevme Sanatı", Halil Cibran'ın "Ermiş" ve Engin Gençtan'ın "İnsan Olmak" gibi eserleri sayıyor. Yapay zekayı kullanmadığını ancak hayatı kolaylaştırdığını düşünüyor.

Anne-kız arasındaki samimi diyaloglar, aile bağlarının gücünü gösteriyor. Seçil Hanım, çocuklarının varlığı için her sabah ve akşam şükrettiğini söylüyor. Ceylin ise annesinin insanlarla olan güçlü ilişkilerini ve neşesini kendi çocuğuna aktarmak istediğini belirtiyor.

Yol Arkadaşları ve Özeleştiri

Ceylin, 11 yıl birlikte yaşadıkları Alman kurt köpeği Winx'i kanser nedeniyle kaybettiklerini ve onun da kendi olgunlaşmasında emeği olduğunu anlatıyor. Kendini dağınık ve sakar biri olarak eleştirirken, sinirlendiğinde kendini kapattığını ve faturayı genellikle kendisine veya ailesine kestiğini itiraf ediyor.

Ailesinin hata yapma hakkı olduğunu düşünen Ceylin, onların kendisini ve abisini çok iyi yetiştirdiklerini vurguluyor. Abisinin biraz "kuduruk" olması nedeniyle ailesinin onu el üstünde tuttuğunu söylerken, anne-kız gülüşmeleri samimi anlar yaşıyor.

Ceylin Arslan'ın hikayesi, bir abinin peşinden giderek başlayan ve kemanla şekillenen, müzik dolu bir yaşamın ilham verici öyküsünü sunuyor.