Celal Karatüre'nin İlahisi Müzik Dünyasında Deprem Etkisi Yarattı
Sanatçı ve besteci Yücel Arzen Hacıoğulları'nın da dikkat çektiği üzere, Celal Karatüre'nin "Kabe'de Hacılar Hû Der Allah..!" ilahisi Türkiye'deki kadim elitizm ve sıradanlık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Karatüre'nin Hüseynî Makamında seslendirdiği ve kolayca taklit edilebilen bu ilahi, sosyal medya platformlarında hızla yayılarak müzik listelerinde bir numaraya yükseldi.
Müzik Yeteneği ve Popülerlik Paradoksu
Hacıoğulları, Celal Karatüre'nin müzik kulağının Zülfü Livaneli, Mustafa Sandal, Nil Karaibrahimgil gibi popüler figürlerden daha yetkin olduğunu savunuyor. Peki nasıl oluyor da konservatuvar sınavlarında başarılı olamayacak bu isimler, Türkiye popüler müzik dünyasında saygın bir yer edinebiliyor?
"Müzik sadece müzik değildir" diyen Hacıoğulları, basit melodilerle kanıtlanmış şairlerin mısralarını birleştirerek, yetersiz şan teknikleriyle bile Türkiye'deki aşağılık kompleksli kulakları harekete geçirdiklerini ifade ediyor. Usta orkestra şeflerine düzenletilen şarkıların anlam karmaşasını körüklediğini ve bu kaostan alan açtıklarını belirtiyor.
Beethoven Örneği ve Bestecilik Sanatı
Hacıoğulları, Beethoven'in 9. Senfoni'sinin son bölümünün sıradan bir sokak ezgisi üzerine kurulu olduğunu hatırlatıyor. "Besteci, sıradan olanın nasıl sıra dışı hale getirilebileğini gösterendir" diyerek, Türkülerin de bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Şöhret Kulelerinin İnşası ve Müzik İşçileri
Yazıda dikkat çeken bir diğer nokta, bazı popüler figürlerin başka müzisyenlerin emeklerini kiralayarak veya ucuza satın alarak şöhret kulelerini inşa etmeleri. Hacıoğulları, bu isimlerin çalıştırdıkları müzik işçilerinin, enstrümanist icracıların, aranjörlerin isimlerini gerekmedikçe açıklamadıklarını ifade ediyor.
Sokak Müziği ve Sahne Sanatı Arasındaki Fark
Sokak müziği ile sahne müziği arasındaki temel farklara değinen Hacıoğulları, sokakta kimin sanatçı kimin izleyici olduğunun birbirine karıştığını belirtiyor. "Sahne her yerdir" diyerek, sokak müziğinde rastlantı ve tasarımın iç içe geçtiğini, her şeyin "hemzemin" olduğunu vurguluyor.
Son dönemde sokak müziğinin hayatımıza daha çok girdiğini belirten Hacıoğulları, Fransa'da Zaz isimli sanatçıyı, Türkiye'de Koray Avcı ve Sedat Anar'ı örnek gösteriyor. Celal Karatüre'nin de ilahiyi alıp sokaklarda söyleyerek bu geleneği sürdürdüğünü ifade ediyor.
İdeolojik Bir Mesele Olarak Müzik
Hacıoğulları'na göre mesele melodik veya sözel değil, tamamen ideolojik. "İçimizdeki 'modern kafa' Leylim Ley'e hemen 'evet' ama Celal Karatüre'ye 'olmaz' dedi" diyerek, bu ikili standarda dikkat çekiyor. Karatüre'nin zihinsel iktidarın bu oyununu bozduğunu savunuyor.
Kültürel Hegemonyanın Sonu mu?
Celal Karatüre'nin cesaret verici bir örnek olduğunu belirten Hacıoğulları, kültürel hegemonyaların yıkılıp yerine neyin geleceği sorusunu gündeme getiriyor. Karatüre'nin başarısını hayattan yana durmasına bağlıyor: "Hayatı önüne, arkasına, yanına fon olarak değil, içinde durarak" başardığını ifade ediyor.
Son olarak, Karatüre'nin okuma üslubundan en çok rahatsız olanların "mekâncılar" olduğunu belirten Hacıoğulları, dijital devrimin sanayi devrimi paradigmalarını alaşağı ettiğini vurguluyor. "Tanımlar değişiyor! Biliyoruz hayat kazanacak!" diyerek yazısını noktalıyor.



