Özgür Tüzer, Ahmet Kaya Rolünden Dolayı Derin Pişmanlık Duyduğunu Açıkladı
Şarkıcı ve oyuncu Özgür Tüzer, iki yıllık sessizliğini bozarak Ahmet Kaya'yı canlandırdığı 'İki Gözüm Ahmet: Sürgün' filmindeki rolünden ötürü pişmanlık duyduğunu kamuoyuyla paylaştı. Tüzer, ailenin filme karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini haklı bulduğunu ve artık onların yanında olduğunu belirtti.
Filmin Tartışmalı Geçmişi ve Hukuki Süreç
2000 yılında 43 yaşındayken hayatını kaybeden Ahmet Kaya'nın hayatını konu alan 'İki Gözüm Ahmet: Sürgün' filmi, vizyon sürecinde yaşanan hukuki krizler ve tartışmalarla hafızalara kazınmıştı. 5 Nisan 2024'te izleyiciyle buluşan ve yaklaşık 30 bin kişi tarafından izlenen yapım, ailenin itirazları sonucunda mahkeme kararıyla beyazperdeden kaldırılmıştı.
Filmin gösterimden çıkarılması, döneminde büyük bir tartışma yaratmıştı. Ahmet Kaya'nın ailesi, kendilerinden izin alınmadan çekilen ve vizyona sokulan film için suç duyurusunda bulunmuştu. Bu girişimin ardından mahkeme, filmin gösterimini durdurma kararı almıştı.
Özgür Tüzer'den Samimi İtiraf ve Özeleştiri
Yaşanan bu gerilimin ardından, filmde Ahmet Kaya'yı canlandıran başrol oyuncusu Özgür Tüzer, özeleştiride bulundu. Tüzer, filmin gösterime girmesinden iki yıl sonra yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Biz bu filme büyük bir heyecanla başladık. Ahmet Kaya şarkılarıyla büyümüş biri olarak onun hayatını oynamak benim için paha biçilemez bir onurdu. Ancak zaman geçtikçe olayları daha iyi analiz edebiliyorum."
Ailenin tepkisini haklı bulduğunu belirten Özgür Tüzer, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ailesi haklıydı, ben de bunu zamanla idrak ettim. Rol aldığım için pişmanım ve artık her konuda onların yanındayım."
Filmin Yapım Süreci ve Teknik Detaylar
'İki Gözüm Ahmet: Sürgün' filmini Hakan Gürtop ile Gani Rüzgar Şavata yönetti. Film, Ahmet Kaya'nın Fransa'nın başkenti Paris'te geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmesi gibi önemli olayları da konu alıyordu.
Özgür Tüzer'in bu açıklamaları, sanatçıların biyografik projelerdeki sorumlulukları ve ailelerin hakları konusunda yeniden düşünülmesi gerektiğini gösteriyor. Tüzer'in samimi itirafı, hem kariyerindeki bir dönüm noktasına işaret ediyor hem de benzer durumlarda yaşanabilecek etik ikilemlere dikkat çekiyor.